Reklam
Reklam
cezaevi mudurunun oldurulmesi olayini azmettirmekten kirmizi bultenle aranan hukumlu yakalandi gX9t1dLi
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Mart, 2025 00:07 tarihinde yayınlandı
0

Cezaevi müdürünün öldürülmesi olayını azmettirmekten kırmızı bültenle aranan hükümlü yakalandı

Samsun İl Emniyet Müdürlüğü, 1998 yılında Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1. Müdürü’nün öldürülmesi olayını azmettirmekten 20 yıl, öteki kabahatlerden da 4 yıl 5 ay 10 gün mahpus cezası bulunan ve kırmızı bültenle aranan hükümlüyü yakaladı.

Samsun İl Emniyet Müdürlüğü, organize cürüm örgütlerine ve firari mahkumlara yönelik yürüttüğü kararlı operasyonlarına bir yenisini daha ekledi. Kaçakçılık ve Organize Hatalarla Gayret (KOM) Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalar sonucunda, hakkında kırmızı bültenle memleketler arası seviyede arama kararı bulunan ağır hükümlü H.K., Atakum ilçesinde yakalandı.

Edinilen bilgilere nazaran, firari hükümlü H.K.’nin, 7 Mart 1998 tarihinde Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1. Müdürü Zeki Bayrak’ın öldürülmesi olayının azmettiricisi olduğu ve bu nedenle 20 yıl mahpus cezasına çarptırıldığı belirlendi. Ayrıyeten, KOM Şube Müdürlüğü’nce 2009 yılında yürütülen operasyon kapsamında “suç işlemek maksadıyla örgüt kurma” kabahatinden da 4 yıl 5 ay 10 gün mahpus cezasına çarptırıldığı tespit edildi. Toplamda 24 yıl 5 ay 10 gün mutlaklaşmış mahpus cezası ile aranan H.K.’nın “kumar oynanması için yer ve imkan sağlama” ile “tefecilik yapmak” hatalarından da 42 bin 500 TL isimli para cezası bulunduğu öğrenildi.

5 Aralık 2022 tarihinden bu yana firari olan ve hakkında Interpol tarafından kırmızı bültenle milletlerarası arama kararı çıkarılan hükümlü, Atakum ilçesinde saklandığı konutta düzenlenen operasyonla kıskıvrak yakalandı.

“Firari hatalılar için hiçbir yer inançlı değil”

Emniyet yetkilileri, operasyonun akabinde yaptıkları açıklamada, “Adaletin tecellisi için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Firari hatalılar için hiçbir yer inançlı değil. Kentimizin huzurunu bozanlara göz açtırmayacağız” tabirlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay