karabuk
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:38
Yatsı 19:58
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Kasım, 2024 12:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çeyrek asırlık acı: Düzce depremi unutmadı, dirençli şehir oldu

Düzce, acı dolu 12 Kasım 1999 depreminin üzerinden geçen 25 yılda yaralarını sardı ve depreme dirençli bir şehir haline geldi. Belediye Başkanı Faruk Özlü, "Deprem yönetmeliklerine harfiyen uyan bir şehiriz. Yüksek katlı yapılaşmaya son verdik. Kentsel dönüşümü de hızlandırıyoruz" dedi.
Düzce’de 12 Kasım 1999’da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki deprem, kentte büyük bir yıkıma neden oldu. 845 kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yaralandığı bu acı olay, Düzcelilerin hafızasından silinmedi. Aradan geçen çeyrek asırda, Düzce büyük bir değişim gösterdi.

"Deprem yönetmeliklerine harfiyen uyan bir şehiriz"
Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, depremin kentte bıraktığı izlerin hala taze olduğunu belirterek, Düzce’nin bu süreçte ciddi dersler çıkardığını ifade etti. Özlü, "Depremin üzerinden çeyrek asır geçti. Düzce, son 25 yıl içinde depremlerden ciddi dersler çıkardı. Biz deprem yönetmeliklerine harfiyen uyan bir şehiriz. Yüksek katlı yapılaşmaya son verdik. Kentsel dönüşümü de hızlandırıyoruz. Bu çerçevede baktığımızda Düzce, 23 Kasım 2022’de meydana gelen depremde şiddeti 12 Kasım kadar olmasa da bir tek can kaybı olmadan afeti atlattı. Bu bizim aldığımız tedbirlerin neticesidir" dedi.

"Türkiye’nin birinci önceliği depremlere dirençli şehirler üretmek"
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra, Türkiye’nin birinci önceliğinin depreme dirençli şehirler inşa etmek olduğunu vurgulayan Özlü, "Bir savunma sanayi uzmanı olarak şunu söylemeliyim ki, Türkiye’nin savunma ve güvenliğinin son derece önemli olduğunu, savunma sanayi faaliyetlerinin önemli olduğunu söylerdim. Ancak 6 Şubat depremlerinden sonra Türkiye’nin birinci önceliğinin depremlere dirençli şehirler üretmek olduğu kanaatine vardım. Deprem bir kaç dakika veya saniye sürüyor. Yaşlı, genç, çocuk, kadın, kedi, köpek demeden herkesi etkiliyor. Savaşlarda böyle bir durum yok. Savaşlarda iki ordu çarpışır ve tedbir alır. Neticede asker, asker ile savaşır. Depremlere ve doğal afetlere karşı dirençli şehirler üretmek Türkiye için en önemli konudur. Tüm belediyelerimizin de Düzce örneğinde olduğu gibi depremlere, doğal afetlere dirençli şehirler üretme, oluşturma konusunda dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
22 Şubat, 2026 14:18 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

EMEKLİLİK SİSTEMİNİN AYARLARI İLE NEDEN OYNANDI ?

Son günlerde, emeklilik sisteminin değişeceği ile ilgili haberler arttı.

Prim gün sayısının ve ödenen prim miktarının esas alınacağı ve buna göre bir düzenleme yapılacağı konuşuluyor.
Emeklilik sistemi zaten bu esas üzerine inşa edilmişti. Sistemin bir matematiği vardı. Hakkaniyetli ve adaletli bir denge kurulmuştu.
SGK uzmanları kılı kırk yararak, bu sistemi titizlikle koruyordu.

Sosyal Güvenlik Sistemi son 15 -20 yılda; matematiğe, akla, mantığa, adalete, hakkaniyete uymayan bir biçimde yerle yeksan edildi.
Ne ödenen primin rakamsal değerinin, nede prim gün sayısının bir önemi kaldı.
3600 gün tabandan prim ödeyenle, 9000 gün tavandan prim ödeyenlerin emekli maaşları neredeyse eşitlendi.
Yüksek gün sayısı ve yüksek prim miktarı ile emekli olan bir vatandaş; emekli olduğu dönemde, haklı olarak asgari ücretin, yada en düşük emekli maaşının üç dört katı maaş alırken, bugün bu makas kapandı.

Sistemdeki bozulmanın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

  • En düşük emekli maaşına ve asgari ücrete yapılan zam aynı yüzde ile diğer emeklilerin maaşlarına yansıtılmadı.
  • 2008 yılında aylık bağlama oranı reform adı altında yüzde 70 lerden yüzde 30 lara düşürüldü.
  • İşçi Emeklisi ile Emekli Sandığı emeklileri arasında ayrım yapıldı. Aynı marketten, aynı kasaptan, aynı pazardan alış veriş yapan insanlara aynı zam uygulanmadı birine %12 verilirken, diğerine %18 verildi.
  • Zamlar TÜİK in malûm enflasyon hesabı baz alınarak yapıldı.
  • EYT ile sisteme 4 milyon daha emekli dahil edildi.

EMEKLİLİK SİSTEMİNİ ÖZÜNE DÖNDÜRECEK BİR İYİLEŞTİRMENİN GERİYE DÖNÜK OLARAK UYGULANMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR.

Emeklilerin bayram ikramiyelerine yapılacak olan bin yada 2 bin liralık bir artışın bile ince ince hesabı yapılıyor.
Prim gün sayısı ve primin rakamsal büyüklüğü üzerinden maaşların geriye dönük olarak yeniden düzenlenmesi bütçeye büyük bir yük getirecektir. Bu yük göze alınamadığı için sistemin ayarları bozulmuştu.
2008 yılında aylık bağlama oranı düşürülmeseydi, emekliler şu anda mevcut maaşlarının 2-3 katı maaş alacaklardı. Ekonominin bugün geldiği noktada maaşların ödenmesi imkansız hale gelecekti. Bunu öngördükleri için taa 18 yıl önce aylık bağlama oranını düşürdüler.

2018 YILINDA ASGARİ ÜCRET 1603 TL İKEN EMEKLİLERİN BAYRAM İKRAMİYESİ 1000 TL İDİ.

2018 yılında 1.000 TL olan bayram ikramiyesi o dönemki net asgari ücretin yüzde 62,36’sına denk geliyordu. Bugün 28.075 TL olan asgari ücrete göre ikramiyenin 17.500 TL olması gerekiyor. Şimdi 5 bin mi olsun 6 bin mi olsun hesabı yapılıyor.

Bu tür iyileştirme söylentileri tepkiler karşısında kamuoyunun gazını almaya yöneliktir.

Hic umutlanmaya gerek yok. Emekli aylığı hesaplama sistemindeki olası değişiklikler sadece yeni emekli olacakları kapsayacaktır. Mevcut emekliler için ciddi bir "intibak düzenlemesi" gerekiyor. Kısa vadede böyle bir maliyeti ekonomi yönetiminin üstlenmeyeceği gerçeği ortada.

2026 Temmuz ayında da ilave bir artış sinyali bulunmuyor ve benzer bir uygulama ile milyonlarca emekli enflasyona ezdirilmeye devam edilecek.
Seçim öncesi belki, bir parmak bal misali bir ilave zam olabilir. Daha önce örneklerini gördüğümüz gibi, o'da seçim sonrası zamlarla geri alınır.

Sayıları 17 milyona dayanan bu sessiz çoğunluğu ne yazık ki çok daha zor günler bekliyor.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.