Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Aralık, 2019 12:06 tarihinde yayınlandı
0

Ceylan, Çin ziyaretini değerlendirdi

AK Parti Dış İşler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan: “Uygar Türkleri için diplomatik görüşleri hızlandıracağız”

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, heyet olarak gittikleri Çin ziyaretini değerlendirerek, Uygar Türklerinin sorunlarını ele aldıklarını ve diplomasi ile sorunu çözeceklerini kaydetti.
Ceylan, geçtiğimiz ay sonu AK Parti Ar-Ge’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve AK Parti İzmir Milletvekili Av. Hamza Dağ Başkanlığındaki 22 kişilik heyet ile Çin’e yaptıkları resmi ziyareti değerlendirdi.
Ceylan, Çin Komünist Partisi’nin davetlisi olarak Çin Halk Cumhuriyetinde yaptıkları üst düzey ziyaretlerde, Uygar Türklerinin yaşadıkları sorunlar ile ticaret artışı ve Tarihi ipek yolunun canlandırılması noktasında ikili görüşmelerde bulunduklarını kaydetti.
Özellikle orta koridor ulaşım hattını çok önemsediklerini ve bu kapsamda Tarihi ipek yolunu canlandırmaya yönelik “Kuşak ve Yol Projesini” hayata geçirdiklerini kaydeden Ceylan, “ Çin’den çıkan bir gemi Avrupa’ya yaklaşık 1 aylık bir sürede varmada. Tarihi ipek yolunun canlandırılması kapsamında “Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu” hattını inşa ettik ve ulaşıma açtık. Yine bu koridor üzerindeki demiryolunun Türkiye üzerinden Avrupa’ya kesintisiz ulaşması için İstanbul Boğazı altından Marmarayı inşa ederek, trenlerin Çin’den Londra’ya kadar kesintisiz ulaşımını sağladık. Bu kapsamda geçtiğimiz ay Çin’den çıkan tren Orta Asya ülkeleri, Hazar Denizi üzerinden 12 günde Türkiye’ye, 14-15 günde de Avrupa’ya ulaşmaktadır. Orta koridor olarak adlandırdığımız bu yol, deniz yolunu yarı yarıya kısaltmakta ve daha hızlı bir ulaşım imkânı sunmaktadır. Bu nedenle Çin’in Avrupa’ya olan ticaretinde Orta koridor yoluna daha fazla önem vermelerini rica ettik. Hem Gümrük işlerini hem de ulaştırma işlerini uygunlaştırmak için biz istiyoruz ki, Türkiye’nin koordinatörlüğünde Ulaştırma, Gümrük ve Ticaret bakanları müştereken Türkiye’de koordinasyon toplantısı yapılmasını istedik. Bu arada Aralık ayı içinde Türkiye’den Devlet Demir Yolları yöneticilerinin Çin’e giderek mevcut sorunların giderilmesine yönelik görüşmeler yapacaklarını ve Ocak ayından itibaren de Şiyan’dan İstanbul’a şimdilik haftada bir tren seferlerinin başlatılacağı müjdesini aldık. Bizim buradaki amacımız Çin ticaretinde 20 milyar dolar ithalatımız var. Bu açığı kapatmak için Çin’den gelecek trenin geri boş gitmemesi ve buradan değişik ürünleri getirsinler. Türkiye’nin menfaatleri ve ticaretini geliştirme açısından Çin’den daha fazla istifade etmemiz gerekiyor. Sonuçta Avrupa’ya geçişte bizim Demiryolu kullanılacak” dedi.
Ziyaretleri sırasında Çin’li yöneticilere Doğu Türkistan’da (Çin’in Sincan bölgesinde) yaşayan Uygur Türklerinin yaşamış oldukları baskı ve sıkıntıları da dile getirdiklerini belirten Ceylan, “ Uygur Türkleri konusu en önemli konularımızdan bir tanesi. Cumhurbaşkanımız ve Çin Devlet Başkanı arasında bu konu gündemde. En son kararlaştırdıkları ortak bir karar çerçevesinden Sincar Uygur bölgesine Türkiye’den bir heyet gidecek. Bunun hazırlıkları sürüyor. Mesleki eğitimler kapsamında Doğu Türkistanlıların kamplarda tutulmasının yanlış olduğunu ifade ettik. Çinli yetkililerin bize söyledikleri, Avrupa basınının bunu çok abarttığını ve ithamların asılsız olduğunu ifade ettiler. İnşallah Türkiye’den gidecek heyetlerin çalışması sonrası Uygar Türklerinin sorunlarını diplomasi ile çözüme kavuşturmayı arzuluyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin