Samsun’un Çarşamba ilçesinde iki aile ortasında arazi uyuşmazlığı nedeniyle cuma namazı çıkışı yaşanan silahlı çatışmada 2 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.
Olay, Samsun’un Çarşamba ilçesi Melik Mahallesi’nde cuma namazı çıkışı meydana geldi. Edinilen bilgiye nazaran, 5 Ağustos’ta ortalarında arazi uyuşmazlığı yüzünde hasımlık bulunan Abdullah Gül aracının içinde bulunan Muhammer Baysal’a silahlı taarruz düzenledi. Arabaya 8 kurşun isabet ederken, Muhammer Baysal olayı yara almadan atlattı. Olayla ilgili Dikbıyık Jandarma Komutanlığı grupları tarafından gözaltına alınan Abdullah Gül çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Cuma çıkışı çatışma
İki aile ortasındaki hasımlık bugün cuma namazı çıkışı silahlı çatışmaya dönüştü. Cuma namazı çıkışı her iki taraf da birbirlerine tabanca ve tüfeklerle ateş açtı. Silahlı akında Abdullah Gül’ün kardeşleri Yusuf Gül ve Hasan Gül hayatını kaybederken, Muzaffer Baysal, Muammer Baysal, Furkan Aydın, Fatih Sevinç, Eyüp Sözen, Basri Gül’ün de ortalarında bulunduğu 7 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı.
Yaralıların birçoğunun cami cemaati olduğu ve kazara vuruldu öğrenildi. Çatışma sırasında Samsun- Ordu karayolundan geçen kimi araçlara da kurşun isabet etti ve maddi hasar meydana geldi. Yaralılar, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çarşamba Devlet Hastanesi ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.


Cami çıkışı silahlı çatışma: 2 meyyit, 7 yaralı
Asıl Mesele Hukuk Değil, Gündem Olmak..!
Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya dün iki yıllık görev sürecini değerlendirdiği bir toplantı yaptı.
Yapılan hizmetleri anlattı, devam eden projeleri paylaştı, eksikleri de saklamadan konuştu.
Açıkçası toplantının özünde belediyenin iki yıllık performansı vardı.
Başkan Çetinkaya, göreve geldikleri ilk günden bu güne kadar olan süreçte mesai mefhumu gözetmeden canla başla çalıştıklarını ve iki yıllık süreç zarfında da söz verdikleri projelerin yüzde 80’i aşan bölümünün çoğunun tamamlandığı bir bölümünün de projelerinin hazırlandığını söyledi.
Ama her zamanki gibi bazıları konunun tamamını değil, işine gelen bir cümleyi alıp başka yerlere çekmeyi tercih etti.
Başkan Çetinkaya’nın söylediği şu söz sosyal medyanın da konusu oldu
“Devletin malına zarar veren oğlum da olsa babamın oğlu da olsa yamulturum.”
Şimdi bakıyorsun…
Bir kesim hemen hukuk profesörü kesilmiş.
“Yok efendim, hukuk devletinde kimse kimseyi yamultamazmış…”
İnsan evladını ya da kardeşini yamultur mu; kızgınlığın ve sinirlenmişliğin bir ifadesi olarak kullanılır ve halk dilinde de bu vardır.
Ne güzel bir dünya..!
İki saatlik toplantının ardından o kadar çok konuşulacak konu varken, sen tut tek bir cümleye saplan kal…
Bu memlekette bugüne kadar neler söylendi, neler yapıldı?
O zaman neredeydiniz?
Bu şehir, ağza alınmayacak sözleri de duydu…
Hakaretleri de gördü…
Tehditleri de…
Bu şehir, kendi memleketini geneleve benzetenleri de gördü.
İnsanla hayvanı aynı kareye koyup sözde sanat yapanları da…
Menfaati için herkese saldıranları da…
O günlerde hukuk aklınıza gelmiyor muydu?
O günlerde adalet yok muydu?
Şimdi bir belediye başkanının kullandığı halk dili üzerinden bir anda hukuk nutukları atılmaya başlandı.
Burada mesele hukuk falan değil.
Mesele gündem olmak.
Çünkü artık herkes kolay yoldan tanınmanın derdine düşmüş durumda.
Okumuşu ayrı telden.
Okumamışı ayrı telden konuşur olmuş…
Ama işin özünde aynı hesap var; görünür olmak.
Eksik varsa eleştirilmeli, yanlış yapılan bir şey varsa da söylenmeli…
Ama sürekli kelime avcılığı yapıp, her açıklamadan kriz çıkarmaya çalışmak da başka bir hastalık haline geldi.
Velhasıl…
Bu şehir çok şey gördü.
Samimiyetsiz duruşları da gördü, işine göre taraf değiştirenleri de…
Vesselam…


