Reklam
Reklam

Burun estetiğinde kadın ve erkek farkı

burun estetiginde kadin ve erkek farki
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Şubat, 2025 20:00 tarihinde yayınlandı
0

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, erkek ve bayan hastalarda burun estetiği ameliyatının planlamasının birbirinden farklı olması gerektiğini belirterek, “Erkeklerde daha keskin sonları olan, düz sınırlar içeren burun estetiği ile maskülen yüz sınırları korumak gereklidir. Bayanlardaki burun sınırlarını oluştururken daha kavisli burunlar yapılması daha feminen özellikler göstermektedir” dedi.

En çok yapılan estetik ameliyatlarından biri olan burun ameliyatı ile ilgili değerli açıklamalarda bulunan Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, burun ameliyatlarının bayan ve erkekte farklı planlanmasını gerektiğini belirtti.

“Yüz sınırlarının maskülen ve feminen imajının korunması önemlidir”

Burun ameliyatında cinsiyetin çok kıymetli bir faktör olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Emre Kıymık, “Erkek ve bayan hastada planlamalar birbirinden çok farklı olmalıdır. Yüz sınırlarının maskülen ve feminen imgesinin korunması kıymetlidir. Erkeklerde maskülen yüz sınırları korumak gereklidir. Buna uygun olarak daha keskin hudutları olan, düz sınırlar içeren burunlar maskülen görünümü arttırdığından ötürü erkek hastalardaki planlamalar da kıymetli bir faktördür. Burun ucunun çok kalkık olmaması gerekir. Ekseriyetle dudak burun açısı 90 – 95 derece civarında olması uygun içerikli sonuçlar ortaya koyar. Bayanlarda ise bakış açımız daha farklı olmaktadır. Bayanlarda burun sınırlarını oluştururken daha kavisli burunlar yapılması daha feminen özellikler göstermektedir. Daha çok talep bu tarafta olmaktadır. Tabi ki her hastaya çok kavisli burunlar planlamamaktayız. Dudak ve burun açısı erkeklere nazaran daha yüksek olmaktadır. Ekseriyetle 100 – 115 derece aralığında değişebilen açılarda dudak burun açısını planlayarak daha kalkık burunlar elde edilmektedir. İmaj olarak daha ince, nazik manzaralar elde etmeye çabalamaktayız. Yan görünüşten baktığımızda hastanın talebine yahut tıbbı olarak uygulanabilirliğine nazaran az kavisler uygulanarak, bayan ve erkeklerin burun ameliyatını planlamaktayız. Tabi bütün bunların haricinde kişinin nefes alma sorunları, alerjisi, ek hastalıkları yahut burunla ilgili öteki geçirmiş olduğu cerrahi süreçler kıymetli faktörlerdir. Hiçbir vakit bunları göz arkası etmeden hepsiyle bir arada bütüncül bir bakış açısıyla planlamayı yapmaktayız” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.