karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Temmuz, 2024 12:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Burası ne Ege ne Akdeniz burası Karadeniz

Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Kalecik ve Konakönü mahalleleri arasında bulunan bölgedeki koylar, doğal güzellikleriyle hayran bırakıyor. Akdeniz ve Ege’deki koyları aratmayan bölge turizm açısından da bakir bir bölge olarak dikkat çekiyor.
Karadeniz Sahil Yolu’nun yapımında Trabzon’da sahilden yol geçmeyen tek bölge olarak bilinen Kalecik ve Konakönü mahallelerinde bulunan tarihi binalar, plajlar ve doğal koylar görsel güzellikleriyle öne çıkarken, turizme göz kırpıyor.

"Burayı koruyanlardan Allah razı olsun"
Karadeniz Sahil Yolu’nun yapımı sırasında yolun mahallelerinden geçmemesi için çok mücadele verildiğini belirten Kalecik Mahallesi muhtarı Abdurrahman Civelek, “Zamanında burada Karadeniz Sahil Yolu’nun geçmemesi için çok mücadele verildi. Daha sonra burası SİT alanı ilan edildi. Burayı koruyanlardan Allah razı olsun. Biz de bugüne kadar mahalleli olarak elimizden geldiği kadarıyla korumaya özen gösteriyoruz. Karadeniz Sahil Yolu’nun buradan geçmemesi mahalle için avantaj oldu dolayısıyla tarihi doku, sahillerimiz için iyi oldu. Otobandan gitmeyip bu yolu tercih edenler çok oluyor. Küçük kale olarak geçtiği için ismi Kalecik olarak kaldı” dedi.

"Koylarımızın Akdeniz’den Ege’den bir farkı yok"
Bölgedeki koyların Akdeniz’den Ege’den bir farkı olmadığını kaydeden Civelek, “Koylarımız güzel biz buralarda büyüdük. Muzdarip olduğumuz konu, vatandaşın buralara özen göstermeyip yiyip içip çöpünü bırakması. Şu anda buralarda çöpler mevcut. Her gün, belediye olsun, dernek, muhtarlık olarak temizlememize rağmen kirlilikten çok şikayetçiyiz. Burada iki sene içerisinde yapılan tadilatın yüzde 80’ini kırdılar, ağaçları kesip yaktılar. Biz elimizden geldiği kadar korumaya çalışıyoruz ancak biraz zor oluyor. Buraları turizme açılsa iyi olur. Kalecik, Konakönü doğal kalan yerler. Buraların bir Antalya’dan Akdeniz’den, Ege’den bir farkı yok. Turizm açısından buralar bakir bölgeler” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin