Burak Yılmaz: "Hakemin canı sağ olsun" - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Eylül, 2024 08:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Burak Yılmaz: “Hakemin canı sağ olsun”

Kayserispor Teknik Direktörü Burak Yılmaz, hakemin canı sağ olsun diyerek, “Biz Kayserispor için buradayız. Kayserispor’un hakkını yedirmek istemiyoruz ama hakemin canı sağ olsun. Bugün bize yaptı ama yarın bir başkasına yapmasın ki Türk futbolu düzelsin” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 3. hafta erteleme maçında Trabzonspor, konuk ettiği Kayserispor ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kayserispor Teknik Direktörü Burak Yılmaz, harika bir maç olduğunu belirterek, “Oyuncularımın hepsinden Allah razı olsun. İnanılmaz oynadılar. Bugün Kayseri’den yüreklerini aldılar Trabzon’da sahanın ortasına koydular. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Benim için çok değerliler. Bugün onlar maçın kazananı. Onlar hem kendi hem de benim gönlümde maçın kazananı benim oyuncularım. Her maça ayrı bizim bir planımız var. Şenol hocanın gelmesiyle Trabzonspor’un ve Trabzon şehrinin çok büyük bir hava yakalayacağını biliyorduk. Ona göre çalıştık. Çok ta doğru çalışmışız. Hepsini doğru yaptılar” şeklinde konuştu.

“Hakemin canı sağ olsun” diyen Yılmaz, “Niye canı sağ olsun çünkü Türk evladı. Hata yaptı canı sağ olsun. Bugün bize yarın başkasına. Kendisi de mutsuzdur mutlaka ama önemli değil. Biz Kayserispor için buradayız. Kayserispor’un hakkını yedirmek istemiyoruz ama hakemin canı sağ olsun. Bugün bize yaptı ama yarın bir başkasına yapmasın ki Türk futbolu düzelsin. En ufak bir şeyimiz yok” diye konuştu.

“Beni ben yapan, tekrardan Türk futboluna kazandıran Şenol Güneş ve Trabzonspor’dur”

Trabzonspor Kulübü’nü çok sevdiğini dile getiren Yılmaz, “Benim bu kulübe hiçbir zaman yanlışım olmadı. Ben bu kulübü çok seviyorum. İster inanın, ister inanmayın. Ekmeğini yedim. Beni ben yapan Trabzonspor’dur. Beni ben yapan tekrardan Türk futboluna kazandıran Şenol Güneş ve Trabzonspor’dur. Bunu ne ben ne de Trabzon’dakiler inkar edebilir. Gizliden gizliye küfürde olsa beni sevdiklerini biliyorum. Bende burayı seviyorum. Ama ben Kayserispor’un hakkını korumak için herşeyi yapmak zorundayım. Hem sahada, hem saha dışında bana yakışan budur. Bunu da bize buralarda öğrettiler. Trabzonspor’a başarılar diliyorum. Allah yollarını açık etsin. Şenol hocama başarılar diliyorum. Ama kendimiz ve Kayserispor ile ilgili bir şeyler söylemek isterim. Transfer yasağımız var. Yaklaşık 4 senedir aynı takımla oynuyoruz. Bugün buraya gelmeden ilk 3, 11 oyuncum yoktu. Bugünde 3 tane daha oyuncum eksildi. 6 belki 7 oyuncum Göztepe maçında olmayacak. Ama biz bu şartlarda ayakta kalıp Allah’ın izniyle mücadele etmeye çalışıyoruz. Çok zor şartlardayız. Ama biz bahane aramıyoruz. Kendimiz gibi, kendi karakterimiz gibi, kendi insanlığımız gibi babadan ne gördüysek, buralarda ne aldıysak böyle bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. Kayserispor camiasını, başkanıma, yönetime çok teşekkür ediyorum. Bugün hata da yapmış olabiliriz. Hatam olduysa özür dilerim” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay