Bu tünelden geçmek yürek ister - Karabük Haber Postası
bu tunelden gecmek yurek ister mMjllx7k
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Ocak, 2025 16:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Bu tünelden geçmek yürek ister

Artvin’in Yusufeli ilçesi Tekkale Köyü mezrasına ulaşımı sağlayan 170 metre uzunluğundaki tünelde oluşan buz sarkıtları görenleri korkutuyor. Aydınlatma sistemi bulunmayan ve içindeki doğal oluşumlarla dikkat çeken tünel, adeta bir ’korku tüneli’ni andırıyor.

Havaların yeterlice soğumasıyla birlikte, kar ve yağmur sularının tünel içine sızması sonucu Yusufeli ilçesi Tekkale köyündeki tünelin tavanında ve yan duvarlarında metrelerce uzunlukta buz kütleleri oluştu. Bilhassa gece saatlerinde büsbütün karanlıkta kalan tünel, hem yayalar hem de şoförler için tehlike arz ediyor.

Kış aylarında ulaşım yoğunluğu azalmasına karşın, sıra dışı görüntüyü görmek isteyen vatandaşlar tüneli ziyaret ediyor. Tünel içerisindeki buz sarkıtları, fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekerken güvenlik riskleri nedeniyle tasalara yol açıyor.

Tüneli ziyaret eden Neslihan Tüysüz, imgenin kendisini ürküttüğünü belirterek “Buz tutan bir tünel olduğunu duyunca merak ettik ve burayı da görmek istedik. Birinci başta mağarayı andırdığı için ilgimizi çekti. Hatta bir yarasa yuvasını anımsattı. İçeri girdiğimizde ise her tarafın buzlarla kaplı olduğunu gördük. Hakikaten çok değişik ve çok soğuk bir tecrübeydi. Bol bol fotoğraf çektik” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay