Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

“Bu Şiddet Sona ERSİN”

Gündem Yayın: 16.04.2015 12:44

Üç yıl önce bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan ölümünün 3. yıldönümünde bugün bütün yurtta anılacak
Karabük Tabip Odası ve kısa adı SES olan Sağlık ve Sosyal Hizmet Sendikası Karabük Şubesi tarafından üç yıl önce bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıldönümü nedeni ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Açıklamada sağlık çalışanlarına yapılan saldırılara bir kez daha dikkat çekilirken, hükümetin sağlık politikaları eleştirildi.
Açıklamada şunlara yer verildi: “Bugün Dr. Ersin Arslan’ı yitireli üç yıl oldu. Her ölüm erkendir ama Ersin’inki çok erken oldu! Yaşamının baharında 30 yaşında, umutları, gelecek hayalleri olan bir hekim iken, bir hasta yakını tarafından, hastane içinde bıçaklanarak katledildi.
Sağlık örgütlerinin yıllardır haykırdığı şiddeti Sağlık Bakanlığı da nihayet gördü ve 113 şiddet bildirim sistemini kurdu. Sağlık Bakanlığı 113 Beyaz Kod kayıtlarına göre; 14 Mayıs 2012’den 2015 Mart ayına kadar 31767 sağlık çalışanı şiddete uğramıştır. Bunların 18.000’i hekim 13.000’i ise diğer sağlık çalışanlarıdır. Saldırıların üçte biri fiziki saldırıdır.
Yani Bakanlığa her ay 1000’e yakın, her gün 30’dan fazla sağlıkta şiddet olgusu bildirilmiştir. Bu rakamlar hastanelerde, polikliniklerde aile sağlığı merkezlerinde yaşanan kavgaların, itiş kakışın sadece bildirilen bölümüne aittir.
Sağlık Bakanlığı Ersin’in ölümünden bu yana sağlıkta şiddeti önlemeye katkısı olabilecek hiçbir gerçek tedbir almamıştır.
Çünkü Sağlık Bakanlığı sağlıkta dönüşüm için şiddete ihtiyaç duymaktadır.
Şiddet, politikacılar tarafından yıllarca dönüşüm tramvayının güçlü bir motoru olarak kullanılmıştır.
Yetkililerin “iğne yapmayı bilmezler, doktor efendi, mani mani mani, muayenehaneden geçmeden hastaya bakmazlardı, tuzu kurular, 150 dolara doktor getiririm ” sözleri, miting meydanlarında kitlelere hekimlere yönelik çektirilen yuhlar, halen kulaklarımızda çınlamaktadır.
Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor: “Doktora şiddet ülkemizin yüz karası. Sağlık personelimizin itibarı doğru yere oturtulmalı.”
Şimdi görevini yaptığı için katledilen Ersin, SABİM’le taciz ettiğiniz Melike size ne desin?
Demez onlar, diyemezler!
Biz söyleyelim o halde:
Evet; bizce de YÜZ KARASI!
Şiddet de yüz karası! Şiddeti meşrulaştıran politikacılar da!
Sağlıkta dönüşüm dediğiniz politikanız da!
Bugün sağlıkta kaos ortamı vardır.
Hızla bakılmak zorunda olunan hastalar,
Hızla bitirilmek zorunda olunan vizitler,
Hızla bitirilmek zorunda olunan ameliyatlar,
Hızla çekilmek zorunda olunan filmler,
Hızla takılmak zorunda olunan serumlar,
Hızla yapılmak zorunda olunan dolgular…
Yurttaşlar kamuda aldıkları bu hizmet için bir de para ödemektedir.
Özele gidenler ise hiç beklemedikleri faturalarla karşılaşmaktadır.
Kısaca; sağlıkta dönüşüm tramvayı bizi sağlıkta kaos durağına getirmiştir.
Her saat başı en az bir çalışanın saldırıya uğradığı bir sağlık ortamı!
Ne kadar övünseniz azdır!
Tekrarlayalım!
Bugün Türkiye’de sağlıkta kaos vardır!
Böyle sağlık sistemi olmaz.
Bu şartlarda, iyi hekimlik, diş hekimliği, hemşirelik, teknisyenlik yapılmaz!
Nitelikli sağlık hizmeti verilmez!
Bizler bugün Türkiye’nin her yerinde, tüm hastanelerde, sağlık alanında yaşadığımız şiddeti, bu şiddetin nedenlerini, çözüm önerilerini tartışacağız, 
Bugün Oslo’da Dünya Tabipler Birliği Toplantısı’nda Türkiye’nin önergesi olan 17 Nisan Sağlıkta Şiddeti Önleme Günü de tartışılacaktır.
Bu eylem ve etkinliklerimizdeki temel amacımız; sağlık sistemindeki yanlışlıklara DUR demek ve sağlık emekçilerinin sorunlarına dikkat çekmektir.
Mücadelemiz şiddeti doğuran ve besleyen bu sisteme karşıdır.
Halkımıza daha iyi bir sağlık hizmeti sunabilmek için; halkımızı verdiğimiz bu mücadelede yanımızda olmaya, hükümeti; şiddeti doğuran, emekçileri ve halkı mağdur eden bu sistemi ortadan kaldırmaya, işkolundaki sağlık emek ve meslek örgütleri olarak birlikte çözüm üretmeye davet ediyoruz.
Taleplerimizin yerine getirilmesi için, daha etkili eylemlerle ve daha kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz….
Böyle Sağlık Sistemi Olmaz.
Bu Şiddet Sona ERSİN. “

Paylaş:

Mesajınızı gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu

Dünya Yayın: 23.07.2024 20:52
İhlas Haber Ajansı
Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu

Bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan Kamış Gölü kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Flamingolar başta olmak üzere birçok kuş türüne ev sahipliği yapan gölde şimdi köylüler traktörle geziyor.

Tokat’ın Sulusaray ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Uylubağı köyü eteklerindeki Kamış Gölü, bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yaparken, kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Kuşların göç yolundaki önemli duraklarından biri olan gölün kuruması hem vatandaşları hem de kuşları olumsuz etkiledi. Kuruyan göl nedeniyle köyde sivrisinek popülasyonunda da artış görüldü. Bir zamanlar kuşların dans ettiği gölette şimdi köylüler traktörle geziyor.

“Eskiden burası hiç kurumazdı”

Son 20 yılda göldeki suyun yavaş yavaş kuruduğunu söyleyen Uylubağı Köyü Muhtarı Mustafa Bozkurt, “Bu köy çocukluğumuzda kendimizin girdiği, hayvanları otlattığımız yer olduğundan burada hiç su eksik olmazdı. Kendimiz de sıcakladıkça suyun içerisinde girerdik. Ama son 20 yıldır su kuruduğu için kuşlar gidiyor. Burada çok çeşitli kuşlar oluyordu. Ördek, toy, angut, turna, karabatak ve baharın ilk başlarında sürüyle flamingo geliyordu. Hepsinin ayrı ayrı ses tonları olurdu. Haziran 18 deyince su kalmıyor. Yavruların da kimisi yumurtadan çıkmamış oluyor kimisi de uçmamış oluyor. Her biri bir yerde telef oluyor. Su gidince kuşlar geri gidiyor. Bu içler acısı bir durumdur. Köyden kuşların seslerini dinliyoruz. Her biri bir otun dibinde ölüyor. Eskiden su hiç kurumazdı. Genelde arazilerden gelen sularla besleniyor. Tabandan çıkan herhangi bir su yoktur. Çevreden gelen sular da baraj, gölet ve vatandaşın vurduğu sondajdan dolayı burası kurudu. Su boşa akıyor yine de komşu köylerimiz buraya vermiyorlar. Aşağıda iki tane büyük çeşme var. Eski tabirle bir değirmenlik su var. Boşa akıtıyorlar yine de bize vermiyorlar. Bu suyu kışın 11’inci ayda verseler 5’inci aya kadar hiçbir sorun olmaz. Boş akıyor yine de vermiyorlar” dedi.

“Su kuruduğu için köylü de kuşlar da barınmıyor”

Suyunun da uyuz hastalığına iyi geldiğini iddia eden köy sakinlerinden Halil Bozkurt ise, “Şu anda Uyuz Gölü’ndeyiz. Burası daha önceleri su dolu olurdu. Kuş çeşitleri çok olurdu. Yaban kazları ördekler, flamingolar, toylar hatta ismini bilmediğimiz kuş çeşitleri çok oluyordu. O zamanlar bu göl hiç kurumazdı. Şu anda köyümüz kuruyor. Ne bir kuş ne de insan kalıyor. Ayrıca kuruduğu için köylü vatandaşımız da sivrisinekten duramıyor. Buraya su bağlanarak hem kuş hem de çiftçi için arazi sulamasında kullanılması gerekiyor. Geçmiş zamanlarda buraya uyuz hastalığı olan insanlar gelerek batağı ve suyundan şifa görürlerdi. Şu anda gelen de yok. Köylü de barınamıyor, kuşlar da barınamıyor. Tamamen bataklık oldu. Hiçbir bakan da yok” diye konuştu.