Bu sezon bol avlanmıştı ama bolluk ihracat rakamlarına yansımadı - Karabük Haber Postası
bu sezon bol avlanmisti ama bolluk ihracat rakamlarina yansimadi 8XyDy6q3
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Ocak, 2025 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Bu sezon bol avlanmıştı ama bolluk ihracat rakamlarına yansımadı

Türkiye’de 1 Eylül’de başlayan balık avı dönemi ile son yılların en bereketli palamut avı olurken, bu bolluk ihracat sayılarına pek yansımadı.

Ülkemizden Eylül- Aralık aylarında 5 ülkeye yapılan palamut ihracatından yaklaşık 170 bin dolar döviz girdisi sağlanırken, bir evvelki yılın birebir periyodunda ise iki ülkeye yapılan palamut ihracatından 70 bin dolar kadar döviz girdisi sağlandı.

Bu dönem balık avı döneminde Eylül-Aralık devirlerinde Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, KKTC, Türkmenistan’a toplam 69 bin 980 kilogram karşılığı yapılan palamut ihracatından 168 bin 47 dolar döviz girdisi sağlandı. En fazla ihracat 61 bin 299 dolar ile Romanya’ya, en az ihracat ise 2 bin 712 dolar ile Türkmenistan’a yapıldı.

2023 yılı Eylül Aralık periyodunda ise Bulgaristan ve Azerbaycan’a 40 bin 300 kilogram palamut karşılığı yapılan ihracatta 70 bin 470 dolar döviz girdisi sağlanmıştı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay