Bu Maketler Hastaneyi Daha Eğlenceli Kılacak - Karabük Haber Postası
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
18 Kasım, 2024 21:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Bu Maketler Hastaneyi Daha Eğlenceli Kılacak

KARABÜK – Karabük Üniversitesi Hemşirelik bölümü öğrencileri çocuklara hastaneyi eğeleneli hale getirmek için çeşitli özelliklerde maketler tasarladı.
Karabük Üniversitesi tarafından 6-7 Kasım’da düzenlenen Türkiye’nin ilk Sağlık Bilimleri Festivali’nde (SAĞLIKFEST) Karabük Üniversitesi Hemşirelik bölümü öğrencilerinin Terapötik oyun ve oyun standı yoğun ilgi gördü.
Türkiye’nin ilk Sağlık Bilimleri Festivalinde Çocukta İletişim Teknikleri ve Oyun dersi kapsamında hemşirelik 3. Sınıf öğrencilerinin düzenlediği Terapötik oyun ve oyun standı katılımcıların ilgisine sunuldu. Doç. Dr. Özlem Öztürk Şahin’in önderliğinde gerçekleştirilen stant etkinliğinde toplamda 72 öğrencinin gruplar halinde hazırladığı maketler sergilendi.
Tedavi amacıyla hastanede yatan çocukların oyun yoluyla hastane korkusunu yenmelerini amaçlayan Terapötik oyun etkinliği, farklı yaş gruplarına uygun olarak hazırlandı. Her yaş grubu için özel olarak hazırlanan oyuncak maketlerin farklı amaçları bulunuyor. 3-6 yaş grubu çocuklara hastanedeki üniformaları tanıtmak amacı ile “Üniforma Kitapçığı” oyuncağı hazırlanırken 6-12 yaş grubu çocukların ameliyathane anksiyetesini gidermek amacıyla ise “Rüya Kapsülü” maketi hazırlandı. Çocukların tedavi sürecinde kendilerini güvende hissetmelerini, tedaviye yönelik anksiyetelerini azaltmak ve hastane ortamına uyumunu sağlamak için hazırlanan “Minik Umutlar Odası”, “Minik Kaşifler”, “Çocukların Gözünden Yoğun Bakım” gibi maketler tedaviyi eğlenceli hale getirerek çocukların motivasyonlarını artırmayı sağlamayı amaçlıyor. Astım ve bronşit hastası çocuklar için özel olarak tasarlanan “Uzayda Nefes Alabiliyorum” maketi tedavi süresince yaşanan korkuyu en aza indirgemeyi ve tedavi sürecini eğlenceli hale getirmeyi amaçlıyor.
Çocuklarda 3-6 yaş döneminde oyuncak kullanımının fazla olması nedeniyle bu yaş grubuna hitap eden maketler oyuncak şeklinde sunulurken 6-12 yaş grubu için maketler somut bir dille anlatıldı. (Şevval Gaye Güldür, Sudenaz Sevindi, Sudem Orbay)

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…