Reklam
Reklam
bu ete her gecen gun ragbet artiyor
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Aralık, 2024 00:15 tarihinde yayınlandı
0

Bu ete her geçen gün rağbet artıyor

Türkiye’nin hindi gereksiniminin yüzde 30’unu karşılayan Bolu’da, özel çiftliklerde ihtimamla yetiştirilen hindiler, tüketicilerin sofralarına ulaşmaya hazırlanıyor. Üretim çiftliklerinde itinayla yetiştirilen ve ortalama 7-8 kilogram yükünde olan hindiler, hem besin kıymeti hem de lezzetiyle dikkat çekiyor.

Bolu’daki çağdaş üretim tesislerinde yetiştirilen hindiler, hem sıhhat hem de lezzet açısından sofraların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Özel olarak bakılan ve ortalama 7-8 kilogram tartısında olan hindiler, sofralarda yer alması için kamyonlara yüklenerek kesimhaneye götürülüyor. Türkiye’nin hindi üretiminde yüzde 30’luk hissesiyle kesimde değerli yer edinen Bolu’nun hindileri, kilogram fiyatı 300 liradan alıcı buluyor.

“Bu yıl 150 bin hindi kesilecek”

Bolu’da bir hindi üretim tesisinin canlı üretim müdürü İskender Kesim, üretim süreçleri ve artan taleple ilgili bilgi verdi. Kesim, “Bu yıl 150 bin adet yılbaşı hindisi kesmeyi planladık. 30 Aralık’a kadar kesim süreçlerine devam edeceğiz. Olağanda 11 kilogram dişi, 20 kilogram erkek hindi kesiyoruz lakin tüketicinin talebi doğrultusunda bu yıl 7,5 – 8 kilogram tartısındaki hindilerimizi kısma alıyoruz. Onların da karkas yükü 4,5-5 kilogram oluyor. Bunu da yaklaşık 5 kişilik bir aile tüketebilir” dedi.

“Hindi etine ilgi her geçen gün artıyor”

Hindilerin yaklaşık 80-85 günde ülkü tartıya ulaştığında kesildiği bilgisini de veren İskender Kesim, “Normal günlerde de kısımlarımızda artış var. Hindi etine ilgi her geçen gün artıyor. Hindi eti, besin pahaları açısından pahalı ve lezzetli bir et. Protein kıymeti yüksek, kolesterol ve yağ oranı düşük. Bundan ötürü tüketicinin talebi arttığı için bizde kendi kapasitemizi artırıyoruz” sözlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin