Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, tıp literatüründe “yeni nesil hastalık” olarak tanınan “boş zaman hastalığı”nın vücut ağrıları, baş ağrıları, yorgunluk, hafif ateş ve gribe benzer semptomlar gösterdiğini söyledi.
“Boş zaman hastalığı” hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şevket Özkaya, “Tatilden döndükten hemen sonra kendinizi hasta mı hissettiniz? Kısa, birkaç günlük tatil kaçamağı sonrası vücut ağrıları, baş ağrıları ve yorgunluk gibi ateş vb gribe benzer şikayetleriniz mi var? ‘Boş zaman hastalığı’na yakalanmışsınız. Birçok kişi için seyahat, yorucu bir deneyim olabilir ve vücuda zarar verebilir. İster kısa bir yolculuğa araba ile çıkıyor olun, ister varış noktanıza uçakla uçuyor olun, gezginlerin bir süre seyahat ettikten sonra evlerine hasta ve kırgın hissederek dönmeleri yaygındır” dedi.
Prof. Dr. Özkaya, hastalık ve belirtileri hakkında şu bilgileri verdi:
“İnsanlar artık zaman kısıtlılığı ve ekonomik sebepler yüzünden, haftalar süren uzun tatiller yerine, birkaç günlük kısa ve hızlı geçen tatilleri tercih ediyor. Ve bu kısa ve hızlı tatil sonrası ‘boş zaman hastalığı’ olarak da bilinen ve psikolojik etkileri de olan, dinlenmeye düzenli olarak zaman ayırmayanların, genellikle tatillerde ve sonrasında veya hafta sonlarında hastalanmalarına neden oluyor. Boş zaman hastalığı, tıp literatüründe yeni nesil hastalık olarak tanınmamasına rağmen; vücut ağrıları, baş ağrıları ve yorgunluk gibi hafif ateş vb gribe benzer semptomlara sahiptir. Peki, bir hafta sonu kaçamağı bizi nasıl hasta edebilir? Daha önce de belirttiğimiz gibi seyahat etmek yorucu olabilir. Daha geç saatlere kadar ayakta kalabilir, daha fazla miktarda yemek yiyebilirsiniz. Hatta normalde evde yaptığınızdan daha fazla veya daha az fiziksel aktivite yapıyor olabilirsiniz! Bu değişiklikler, özellikle de uyku yoksunluğu ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açarak seyahatten sonra grip benzeri semptomlar yaşamanıza neden olabilir. Bu semptomlarla mücadele etmenin en iyi yolları, grip mevsiminde sağlıklı kalmak için verdiğimiz ipuçlarına çok benzer: Yeterli bir uyku planı yapın, alkol alımınızı sınırlayın ve egzersiz ve el yıkama gibi sağlıklı alışkanlıklar edinin. Ayrıca, ‘okullar açılmadan, son bir hafta sonu tatili yapalım’ diyen vatandaşlarımız, bu ‘yeni nesil hastalığa’ dikkat etmelerini ve eğitim-öğretim öncesi bağışıklık sistemlerine özen göstermelerini öneriyoruz.”


‘Boş zaman hastalığı’na dikkat
Amasya’da 65. Kiraz Teşvik Yarışması yapıldı
Türkiye’nin en eski kiraz teşvik yarışması Amasya’da 65 yıldır gerçekleştiriliyor. Geçen yıl bahçelerde yaşanan zirai don afeti nedeniyle yapılamayan yarışmada üretimin bol olduğu bu yıl ilk üçe giren kiraz üreticilerine altın hediye edildi.
Kentte düzenlenen 12-22 Haziran Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen yarışma öncesi Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik ekipleri bahçelerin yolunu tuttu. Titiz araştırmalar sonucu ödül almaya hak kazanan ürünler ile üreticileri belirlendi.
Birinci Alpaslan köyünden Yusuf Eser
Birinciliği Taşova ilçesine bağlı Alpaslan köyünden Yusuf Eser kazandı. Yarışmaya ailesiyle birlikte gelen Eser, ödül çekini Amasya Valisi Önder Bakan’ın elinden aldı. Yarışmada ikinci Aydınlık köyünden Hasan Hüseyin Erdem, üçüncü ise Ormanözü köyünden Murat Pamuklu üçüncü oldu. Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen ödül törenine AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kemal Çakıroğlu ile diğer yetkililer de katıldı. Halk oyunları ekibinin sahne aldığı yarışmayı izleyen vatandaşlara paketler halinde kiraz dağıtıldı.
“Türkiye’nin en eski kiraz yarışması”
Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, “Türkiye’nin en eski kiraz yarışmasını Amasya’da yapıyoruz. 1962 yılından bu yana 65 yıldır bu yarışma geleneksel olarak yapılıyor. Sadece geçen yıl zirai afeti don nedeniyle ağaçlar meyve vermediği için yarışma yapılamamıştı. Dereceye giren üreticilerimizi kutluyorum” dedi.
Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekleniyor
Coğrafi işaretli Amasya kirazının Türk kirazı olarak tanındığını anlatan Cebeci, “Rusya, Almanya gibi ülkelere ilimizden kiraz ihracatı yapılıyor. Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekliyoruz” diye konuştu.
“1963’te dedemin diktiği kiraz ağaçlarından ürün alıyoruz”
Geleneksel yarışmanın bu yılki şampiyonu Yusuf Eser de, “1963 yılında dedemin diktiği kiraz ağaçlarını yetiştirerek ürün alıyoruz. Teknolojik gelişmeleri de takip ederek ailece üretim yapıyoruz. Bölgede kiraz üretiminin merkezi olmasını istediğimiz köyümüz Alpaslan’ın daha da gelişeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu. Eser’in eşi Gülhanım Eser’de 65 yıldır süren yarışmanın bu yılki kazananın olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
“Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi”
Ömrü bahçelerde şifa kaynağı kirazlardan toplayarak geçen Sadiye Öztürk, yarışmanın kazananlarını alkışlayarak kutladı. Geçen yıl kiraza hasret kaldıklarını hatırlatan Öztürk, “Bir tane bile kiraz yemek nasip olmamıştı. Ama bu sene Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi. Bol kirazımız var. Her yere yetecek inşallah” şeklinde konuştu. Yarışmaya Çiğdemlik köyünde katılan Ertan Uzun ise, genç bir çiftçi olarak üretim yapmayı sürdüreceğini vurguladı.

