Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
26 Temmuz, 2023 10:33 tarihinde yayınlandı
0

Bor ile parasetamol ilaçlarının yan etkileri azalıyor

Soğuk algınlığı ve grip gibi durumlarda sağlık sektörünün sıkça kullandığı parasetamol ilaçlarının karaciğer ve böbrekler üzerindeki yan etkilerini azaltmak ve önlemek için bor ile yapılan çalışma başarılı oldu.

 

Çalışma hakkında bilgi veren AR-GE firması sahibi Faruk Durukan, “Biz bir AR-GE firmasıyız. Bizim son çalışmamız bor ile parasetamol ilaçlarının karaciğer ve böbrek üzerindeki yan etkileri azaltacak etken madde çalışması oldu. Bu çalışmamızda sodyum pentaborat anhidrat adlı malzemeyle yapıldı. Bu bilim dergilerinde yayınlanarak yayın oldu. Biz daha evvelden de borla farklı alanlarda çalışmalarımız vardı. Borkarbür üreterek kaymayan balatalar ve zırhlama alanlarında kullanımı; sodyum pentaborat üreterek radyasyonun durdurma; netronun ışınlarını durdurma çalışmasını başarmıştık. Ayrıca roket yakıtları çalışmamız yayınlanmıştı” dedi.

 

Borun yüksek teknoloji ile işleyerek Türkiye’ye katma değer sağlamayı hedeflediklerini ifade eden Faruk Durukan, “Bizim hedefimiz boru son teknolojilere kadar dünyanın işleyemeyeceği kısımlara kadar işlemek. Bu dünyada bir ilktir. Sodyum pentaborat anhidrat sonuna kadar çalışarak boru işlenmiş halde satmak. Bizim bu çalışmalarımız doktora, yüksek lisans, akademik çalışma olarak yayın olmakta. Bizim işimiz saflaştırma çalışmalarıdır. Ülkemize ve dünyaya hayırlı olsun” diye konuştu.

 

Durukan son olarak, “Türkiye artık ham madde değil, teknoloji satan bir ülke durumuna gelmeli. Biz de bunu hedefliyor ve bu yolda devam ediyoruz. Devletimizin beş kurşunu ARGE’de harcamıyoruz. Tamamen kendi imkanlarımızla başarıyoruz. Ülkemize ve dünyaya hayırlı olsun diyoruz” diye ekledi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin