Boluspor - Manisa FK maçının ardından - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Eylül, 2024 08:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Boluspor – Manisa FK maçının ardından

Trendyol 1.Lig’in 7. haftasında Boluspor sahasında karşılaştığı Manisa FK’yı 2-0’lık skorla mağlup etti. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu.

Trendyol 1.Lig’in 7.haftasında Boluspor, sahasında Manisa FK ile karşı karşıya geldi. Maçın ikinci yarısında bulduğu 2 golle Boluspor, Manisa FK’yı 2-0’lık skorla mağlup etti. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu.

Çağdaş Çavuş: “Oyun coşkusunu bugün ister istemez sahaya yansıtamadık”

İstediklerini sahaya yansıtamadıklarını dile getiren Manisa FK Teknik Direktörü Çağdaş Çavuş, “Bu oynadığımız 7. maç ve şu ana kadar oynadığımız coşkusu en düşük maçlardan bir tanesiydi. Maç öncesi oyuncularımla Boluspor’un oyunu nasıl oynayabileceğini, sahadaki oyun sistemini veya savunmayı nasıl bir durumda yaptıklarını çok iyi analiz etmiştik. Fakat bunu maçın başında da bulduğumuz pozisyonla eğer değerlendirebilmiş olsaydık belki çok farklı bir saha içerisindeki durum oluşacaktı. Fakat bu gol pozisyonu değerlendiremedik ve bunun üstüne de şu ana kadar 6 haftada hem topladığımız puanlar hem oynadığımız oyun coşkusunu bugün ister istemez sahaya yansıtamadık. İster istemez içeride de bu oyuncu coşkusundan biraz uzak oyuncu sayısı fazlalaşınca sonuçta bir nevi bu şekilde oluyor. Fakat oyuncu grubum bunu zaten çok çabuk atlatıp ondan sonra tekrardan yeni bir maça yine konsantre olacaklardır. Biz bu oyun coşkusu ve oyun durumunu tekrardan yenileyip devam edeceğiz. Umut ediyorum ki de bir sonraki maçta bunu çok güzel yapacak oyuncu grubum” dedi.

Ufuk Kahraman: “Galibiyet serisini taşımak istiyoruz”

Galibiyet serisi yakalamak istediklerini ifade eden Boluspor Teknik Direktörü Ufuk Kahraman, “Buraya çok formda gelen bir Manisa takımı. İlk önce ekibimi kutluyorum. Çünkü bütün hafta boyunca benim Manisa’yla ilgili bütün detayları bana çok iyi sundular. Hem güçlü yanlarına hem eksik yanlarının çok iyiyim bana ilettiler. Bütün antrenmanlarımızı bunun üzerine yaptık. Biz de ön tarafa süratli oyuncularımız koyduk, koşucular belliydi. Kazandığımız topları belki bir bağlantıyla ya kontra atak ya da hızlı hücum şeklinde yapmaktı. Evet ilk yarı bunu bir iki pozisyon yakaladık. Sadece biraz daha topa sahip olabilirdik kazandığımız toplarda. O da zamanla olacak. Çünkü daha üçüncü maçım takımın başına geldiğinden beri form yakalatmaya çalışıyorum. Çok iyi bir oyuncu grubuna sahibim. Ne verirsek almaya çalışıyorlar. Çok iyi mücadele ediyorlar. Bundan sonra da Erzurum maçıyla beraber bu galibiyet serisini taşımak istiyoruz. Milli takım arasına galibiyetle tekrar 6 puanla arka arkaya girmek istiyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…