Reklam
Reklam

Boluspor – Altay maçının ardından

Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Nisan, 2024 12:12 tarihinde yayınlandı
0

Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında Boluspor, sahasında karşılaştığı Altay’ı 3-1’lik skorla mağlup etti. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu.

Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Altay Teknik Direktörü Cüneyt Biçer, iyi mücadele ettiklerini belirterek, “Yani bulunduğumuz koşullar içerisinde bu takımla, bu oyuncu grubuyla maça gelebilmek bile gerçekten çocukların özverisine bağlı olarak gidiyor. Çünkü biz 3 hafta önce resmi olarak küme düşmüş bir takımız. Bu oyuncu grubunu bu kadar istekli ve arzulu sahaya getirmek çok kolay olmuyor. Ama genelinde baktığımızda oyuncu arkadaşlarımın hepsi bu noktada bize istediklerimizi yapmak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Belirli noktalarda tecrübesizliğimizden dolayı eksiklikler yaşıyoruz ama özellikle son süreçte baktığımızda başladığımız ilk günden bugüne göre geldiğimizde her maçta tüm rakipler kadar yüksek şiddetle mücadele ve koşu mesafeleri konusunda sürekli gelişen bir yapı içerisindeyiz. Oyun formatının içerisinde oyuncularımızın belirli noktada gençliklerinin vermiş olduğu eksikliklerin zaman zaman bize yaşattığı zorluklar oyunun skorunu belirliyor. Bugün için oynadığımız oyun memnuniyet verici açıkçası. Çocukların gösterdiği enerji ve oyun anlamında ama skor konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil. İkinci yarı biraz daha dikkatli olsaydık, biraz daha oyunun ilk 15-20 dakikasında daha sağlıklı şekilde tutabilseydik buradan puanla gitme şansımız vardı” dedi.

Yalçın Koşukavak: “10 kişi kalıp oynamak da zordu”

Boluspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak ise, 1-0 yenik durumdayken soyunma odasında takımı psikolojik açıdan ayağa kaldırdığını ifade ederek, “Kolay maç yok. Daha doğrusu böyle başlayayım. Altay’ın ligde bir iddiası yok. Bizim kaybedeceğimiz çok şey var. Stres ve baskı üzerimizde vardı. Oyuna iyi başladık aslında. İlk 15-20 dakika birkaç pozisyona girip skoru alabilirdik. Olmadı. 45. dakikada gol yedik. Biraz moral, motivasyon olarak düştük. Hiç beklemediğimiz bir şeydi. Sonra ikinci yarı soyunma odasında, bazı şeyleri değiştirdik. Biraz daha oyuncuları ayağa kaldırmamız gerekiyordu psikolojik açıdan. O işleri halledince sahaya ikinci yarı daha efektif bir Boluspor geldi. Ama gene bir maçın kırılma anı pozisyonu da kırmızı kartla Gigic’in atılması. Bir gol bulduk, VAR’dan döndü. Arkadan bir gol daha golün erken gelmesi bizi maça ortak etti. 10 kişi kalıp oynamak da zordu. Oyuncular çok inandı buradan tebrik ediyorum. Çok samimi içten bir şeyleri değiştirmek için sahada, ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Oynayan, oynamayan hepsine ayrıca teşekkür ediyorum. Böyle maçlar takımdaşlık ruhu açısından çok önemsediğim maçlar. Hepsini tebrik ediyorum. Altay’a da bir parantez açıyorum. Altay’ı çok tebrik ediyorum. Müthiş motivasyon, müthiş konsantrasyon, çok iyi bir maç oynadılar. Çok direndiler. Çok iyi mücadele ettiler. Onları da tebrik ediyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fevzi aydin 2
Fevzi Aydın Avatarı
Fevzi Aydın
16 Haziran, 2026 14:30 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

SİYASETE DİZAYN…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ

Fevzi Aydın

Yirminci yüzyılın sonlarında, Türk siyasetinin getirdiği ekonomik ve siyasi yıkımla birlikte, ortak akıl mı, dış güçler mi dersiniz, siyaset yeniden dizayn edilmeye başlandı…

Ekonomi, siyaset ve hukuk üçgeniyle halkın sosyo-ekonomik alanlarını kapatan iktidar, milli iradenin, halkın ve toplumun yanında duracağına bugün karşısına geçmiş durumda…

Ulusal ve uluslararası ekonomik sistemle uyuşmayan Cumhur İttifakı ekonomik sistemiyle bozulan sosyo-ekonomi, IMF-Dünya Bankası finansal sistemine bağlanarak, ABD tabanlı ekonomi, acı reçetelerle halkı vurmaya devam ediyor…

İktidar büyük kuruluşlara çeşitli finansal destekler sağlarken, gelir dağılımında halk yararına çözümler yerine, gelir azaltıcı önlemler, kararlar alındı…

Faiz, enflasyon ve fiyat artışlarıyla, büyük erozyona uğrayan çalışma hayatı ve emekli gelirleri, bırakın yerinde saymayı, hızla geri gitmeye devam ediyor…

İktidar, sosyo-ekonomideki kırılganlığı tedavi etmek yerine, piyasanın kendi fiyatlamasıyla gelir dengesini bozmasına, sessiz kalmaya devam ediyor…

Halkın taleplerini görmek yerine, ana muhalefet partisi CHP depremine benzin döken iktidar, CHP’de iki başlı yönetimin ortaya çıkmasında pay sahibi…

2028 yılı seçimlerine doğru siyasi yolda yaşanan siyasal gelişmeler, Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmeye başlandığını gösteriyor…

Türk siyasetine çeyrek asır milli irade sloganıyla damga vuran AKP, 2019 yılında Millet İttifakının ortak adayı, CHP İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu aday gösterince, adeta Türk siyasetinde deprem oldu…

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını, aynı dönemde iki seçimle kazanarak siyasi gücünü ortaya koydu…

AKP ve MHP’nin seçimlere itirazıyla, sahada kazanılan seçim masada kaybedilmiş oldu…

Yenileme seçimlerine, bu sefer CHP adayı olarak İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına adaylığını koyan Ekrem İmamoğlu, 13,700 farkla kazandığı ilk seçimi, ikinci defada 806 bin oy farkıyla yeniden kazanarak, Milli İradenin daha fazla gücünü arkasına almış oldu…

Siyaset Hukuk ve Ekonomi üçgeniyle kurulan baskı sistemi, milli iradede tahribat yaparken, iktidar gücü adına ana muhalefet partisinin parçalanışını izlemekte…

Ticari alanda sıklıkla kullanılan kayyım atamaları, iktidar gücü adına, siyasi alanı da kapsama alanına dahil etti…

Cumhur İttifakı, iktidara yakın gördüğü ana muhalefet belediyelerinin kirli çamaşırlarını, kayyım atamalarıyla, ortaya saçtı…

Siyasetin yeni kavramları Kayyım ve Mutlak Butlan gibi hukuki terimlerle, Kayyım atamalarıyla görevden alınan ana muhalefet belediye başkanlıkları, siyasi baskılarla birlikte, Cumhur İttifakına geçmiş oldu…

İktidarın desteğiyle, siyasi arınma adına, Ana Muhalefet Partisi CHP, iki başlı yönetim haline gelirken, bugün parçalanma yolunda…

Milli iradenin seçimini, iktidar gücüyle değiştiren siyasi irade, siyaseti, demokrasi ve siyasetle dizayn etmesi gerektiğini unutarak, siyaseti iktidar gücüyle dizayn etmeyi seçti…

Milli İrade, çizgisinden ayrılan siyaseti, ilk seçimlerde dizayn ederek, demokrasi çizgisine çekebilecek mi?

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…