blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Haziran, 2025 00:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Boğulma vakalarının önüne geçmek için o bölgede sezon boyu denize girmek yasaklandı

Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde balıkçı barınağın liman çıkışının kumla dolması sonrası iş makinelerin oluşturdukları derin çukurlar ve akıntı nedeniyle, bölgede denize girmenin tehlikeli olduğu tabir edildi.
Alaplı ilçe merkezine yürüme aralığındaki balıkçı barınağı, vatandaşların yaz aylarında sıklıkla tercih ettiği bir kıyı noktası oldu. Lakin liman ağzının vakitle kumla dolması, büyük teknelerin girişini zorlaştırdı. Kum çıkarma çalışmaları sırasında iş makinelerinin oluşturduğu derin çukurların ve değişen akıntının, denize girenler için önemli tehlike oluşturduğu söz edildi.
Bölgede teknesi bulunan ve boş vakitlerini limanda geçiren Çağlar Uğurlu, geçmişte yaşanan boğulmalara dikkat çekerek, "Bu liman ağzı bölgesi çok tehlikeli. İş makinelerinin oluşturduğu kum çukurları nedeniyle burada daima boğulma olayları oluyor. Derinliği fark etmeyen çocuklar bir anda suyun içinde kaybolabiliyor. Ayrıyeten bu çukurlar, suyun akış tarafını değiştiriyor ve bu da boğulma riskini artırıyor. Vatandaşlara daima ikazda bulunuyoruz: Denize girmeyin" dedi.
Alaplı Cennet Koyu’nda bakım vazifelisi olarak çalışan İlhan Akgüz de aileleri boğulma olaylarına karşı uyardıklarını belirterek, "Cennet Koyu’nun artık boğulma hadiseleriyle değil, güzel denizi ve pak kumsalıyla anılmasını istiyoruz" diye konuştu.
Yetkililer, liman ağzında oluşan tehlikeli durum nedeniyle bölgede dönem boyunca denize girmenin yasaklandığını bildirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.