Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Alparslan Bayraktar, yönetim kurulu olarak şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla geleceğin KARDEMİR’ini inşa etmeye çalıştıklarını söyleyerek, “İddialı hedefleri gerçekleştirmek için en temel ihtiyacımız birlik ve uyum içerisinde çalışmak” dedi.
Göreve geldikleri 16 aylık sürede, hem üretim hem satış hem de kârlılıkta KARDEMİR’e büyük bir ivme kazandıran Yönetim Kurulu Başkanı Alparslan Bayraktar ve yönetim kurulu üyelerinin yeni hedefinin, yerli ve milli üretime en üst seviyede katkı sağlamak, stratejik ve katma değeri yüksek ürünler üretmek, farklı pazarlarda ihracat kapasitesini artırarak, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak olduğu belirtildi.
“BİRLİK VE BERABERLİKLE DAHA BÜYÜK BAŞARILAR ELDE EDECEĞİZ”
“Fabrikalar Kuran Fabrika” unvanı ile bu yıl 85. yılını kutlayan KARDEMİR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Alparslan Bayraktar, yönetim kurulu olarak, tüm paydaşlarının hakkını korurken, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla geleceğin Kardemir’ini inşa etmeye çalıştıklarını dile getirdi. KARDEMİR’in bölgenin ve Türkiye’nin en önemli şirketleri arasında hak ettiği yeri alması vizyonuyla çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Bayraktar, “Bu vizyonla, liman ve lojistik sorunlarını çözmüş, madenleri ve cevher işletmeleriyle güvenilir ve kaliteli tedarik zincir ağını kurmuş; enerji ihtiyacının tamamını kendi kaynakları ile karşılayan, çevre yatırımlarını azami düzeye çıkarmış Yeşil Kardemir hedefi önceliklerimiz arasındadır. Tüm bu iddialı hedefleri gerçekleştirmek için en temel ihtiyacımız birlik ve uyum içerisinde çalışmak, KARDEMİR’i bu önemli markayı ve değeri her şeyin önünde tutmak ve gözümüz gibi korumamız gerektiğidir. Bu şehir her bir ferdi ile şirketimiz işçisinden sendika yönetimine, beyaz yakalı çalışanından yönetim kuruluna kadar bu birliğe ne kadar sahip çıkarsa bu yıl olduğu gibi bundan sonra da çok güzel finansal sonuçları, sosyal sorumluluk projelerini ve artan istihdamı sizlere Karabük’e ve ülkemize sunabilecektir” dedi. (İHA)


“Birlik ve beraberlikle daha büyük başarılar elde edeceğiz”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


