Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Ekim, 2018 13:05 tarihinde yayınlandı
0

Bir Yılı Daha Geride Bıraktık

Gazetemiz KARABÜK POSTASI bugünkü sayısı ile 62. Yayın yılını geride bırakarak 63. Yayın yılına girecek.

Gazetemizin imtiyaz sahibi Merhum TUNCER ERSÖZLÜ’nün kalemini satmadan, meslek onurunu ayaklar altına aldırmadan, şantaj yaparak kendisine menfaat temin etmeden bugünlere getirdiği ve bize emanet ettiği  KARABÜK POSTASI GAZETESİ’ni bundan sonra da aynı çizgide devam ettirtiyoruz, ve ettireceğiz.

KARABÜK POSTASI GAZETESİ Ailesi olarak bir yılı daha geride bırakmanın mutluluğunu okurlarımızla yaşıyoruz.

KARABÜK POSTASI GAZETESİ olarak, “ Karabük’ün sorunları ve sıkıntılarının giderilmesi yönünde her zaman yapıcı haberler yaparak, kamuoyunun bilgilenmesini sağladık. Hiçbir zaman yıkıcı ve yanlış haberler peşinde koşmadık. Her zaman İlimizin menfaatlerini ön planda tutarak bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz de. Gazeteciliğin fedakarlık ve özveri isteyen bir meslek. Mesleğimizin en sevdiğimiz yanı yaptığımız ekip çalışmalarımızın başarılı olması ile gazetemizin siz değerli okuyucularımıza ulaşması ve haberlerimizin kamuoyu ile paylaşılmasıdır.

Yerel basın yıllardır ihmal edilmiş ulusal basına sağlanan imtiyazlar maalesef yerel basına sağlanmamıştır. Bugün dolar  kurundaki artışa paralel olarak yaşanan ekonomik krizden dolayı kağıt fiyatları başta olmak diğer girdilerin fiyatları yüzde yüzdü artmış ve Anadolu Basını adeta zor bir dönemece girmiştir.  Gazetelerin gelirleri  her geçen gün düşerken,  yerel basın yayın hayatını zor koşullarda sürdürmeye devam etmektedir.

Yerel basın bugüne kadar  Anadolu’nun sesi olmuştur. Ancak bu ses acil tedbirler alınmadığı sürece kısılma noktasına gelmiştir.  Yerel basın aynı zamanda bugün ulusalda yazan çizen tüm gazetecilerin çıkış noktası, bir anlamda ocağıdır. Yerel basın 5. kuvvettir. Ama ne yazık ki yıllardır hep göz ardı edildi, hak ettiği değer verilmedi. Biz yerel basının şartlarının iyileştirilmesini, ulusala sağlanan hakların yerel basına da sağlanmasını istiyoruz. Büyümemiz, daha geniş kitlelere ulaşmamız için desteğe ihtiyacımız var”

Bu vesile ile  KARABÜK POSTASI GAZETESİ Ailesi olarak çok değerli gazeteci büyüğümüz, ağabeyimiz merhum TUNCER ERSÖZLÜ’ye bir kez daha Allah’tan Rahmet diliyoruz.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fabrikalarin zehrini kustugu gerede cayi oluyor koyluler ayaklandi B3ZRfdNF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Mayıs, 2026 00:17 tarihinde yayınlandı
0 0

Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı

Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.

Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.

“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”

Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.

“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”

Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

Bizi sosyal medyadan takip edin