Bir tek örneği Kudüs’te ortaya çıkmıştı, şimdi ilk defa Anadolu’da ortaya çıktı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Kasım, 2024 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Bir tek örneği Kudüs’te ortaya çıkmıştı, şimdi ilk defa Anadolu’da ortaya çıktı

Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’nde sürdürülen kazılarda, 5. yüzyıla ait Hazreti Süleyman (aleyhisselam) betimli muska olarak kullanılan kolye ucu gün yüzüne çıkarıldı.

Kiliselerin tabanında, birçok hayvanın tasvir edildiği mozaiklerle ünlenen ve bu nedenle “Karadeniz’in Zeugması” şeklinde adlandırılan antik kentte Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş’ın başkanlığında kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan antik kent yeni buluntularla tarihe ışık tutmayı sürdürüyor.

Kazılarda SDJ-3 olarak adlandırılan bölgede 5. yüzyıla ait Hazreti Süleyman (aleyhisselam) betimli muska olarak kullanılan kolye ucu ortaya çıkarıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras Projesi” çerçevesinde devam eden çalışmalarda önemli buluntuların ortaya çıktığını belirten Kazı Başkanı Doç. Dr. Ersin Çelikbaş, “Bunlardan bir tanesini bu hafta içerisinde ’SDJ-3’ olarak adlandırdığımız yapının içerisinde gerçekleştirilen kazılar esnasında ortaya çıkardık” dedi.

“Örneklerine bu coğrafyada hiç rastlanılmamıştı”

“Anadolu arkeolojisi için önemli bir eser olduğunu düşünüyoruz” diyen Çelikbaş, “Çünkü daha önce benzer örneklerine bu coğrafyada hiç rastlanılmamıştı. Aslında bu bir amulet dediğimiz bir muska olarak kullanılan bir kolye ucu. Bu objeyi önemli kılan şeylerden bir tanesi de her iki tarafında yer alan ktâbeler ve üzerindeki betimlerdir” ifadelerini kullandı.

“Hazreti Süleyman (aleyhisselam) at üzerinde elinde mızrakla şeytanı mızraklarken resmedilmiş”

Kolye ucu üzerindeki betimlemeden bahseden Çelikbaş, “Üzerindeki betimde Hazreti Süleyman (aleyhisselam) bir at üzerinde elinde mızrakla şeytanı mızraklarken resmedilmiş. Peki neden böyle bir betim var? Çünkü 3 kutsal dinde de Hazreti Süleyman (aleyhisselam) önemlidir. Yahudilik’te ve Kitab-ı Mukaddeste bir hükümdar olarak belirtilirken İslam dininde ise hükümdarlığının yanında peygamber olarak da belirtilmektedir. Yani semavi dinler için önemli olan Hazreti Süleyman (aleyhisselam)’ın bu kolye üzerinde betimlenmesi gerçekten bizleri hem şaşırttı hem de Anadolu arkeolojisi için önemli bir eser niteliğini bize gösterdi” diye konuştu.

Çelikbaş, üzerindeki kitâbede “Rabb’imiz kötülüğü yendi” yazısı yer alan kolye ucunun Hadrianopolis’te bulunmasının nedenlerinden birinin antik kentin sahip olduğu askeri niteliğin etkisinden kaynaklandığını söyledi.

Çelikbaş, Hadrianopolis’te yapılan kazılarda bir süvari birliğinin varlığını daha önceki yıllarda da arkeolojik kazılar neticesinde somut verilerle tespit ettiklerini de hatırlattı.

Hazreti Süleyman (aleyhisselam)’ın atlara olan ilgisinin ve bağlılığının da bilindiğini aktaran Çelikbaş şu ifadelere yer verdi: “Hazreti Süleyman (aleyhisselam)’ın ayrıca orduların komutanı olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla Hadrianopolisteki Roma ve Roma sonrası, Bizans dönemlerindeki süvarilerin de bir aslında koruyucusu olarak burada resmedildiğini anlıyoruz. Hazreti Süleyman (aleyhisselam)’ın tabi ki hem İslamiyet’te hem İslamiyet öncesi dinlerde de ilim ve hikmetle kuşandığını, Rabb’imizin ilim ve hikmeti bahşettiğini de bilmekteyiz ve Hazreti Süleyman (aleyhisselam)’ın hükmü olarak bilinen çeşitli yargılarının da karar almalarının da günümüzde hala daha etkili bir şekilde insanlar arasında deyim olarak da kullanıldığını görüyoruz.”

Kolye ucunun arka yüzünde 4 kutsal meleğin adının yer aldığını kaydeden Çelikbaş, Anadolu arkeolojisinde bugüne kadar bu eserin benzer örneğine rastlanılmadığını ifade etti.

“Bir tek betim açısından benzer bir örnek Filistinimizin başkenti Kudüs’te ortaya çıkmıştır. Bu kadar uzak mesafeler arasında 2 benzer eserin de ortaya çıkması buranın da yine antik dönemde önemli bir din merkezi olduğunu da gösteren bir işarettir” şeklinde konuşan Çelikbaş, gün yüzüne çıkarılan kolye ucunun M.S. 5. yüzyıla ait olduğunu dile getirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay