Samsun’da 1,5 metrekarelik dükkanda kalaycılık mesleğini yaşatmaya çalışan esnaf, “Samsun’da 2 kalaycı ustası kaldı. Ben de bırakacağım” dedi.
Samsun’un İlkadım ilçesi Sanat Sokağı’nda 45 yıldır kalaycılık yapan 63 yaşındaki Muzaffer Öztürk, kalaycılık mesleğinin son temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Alüminyum ve çelik tavalar çıktıktan sonra bakıra olan ilginin azaldığına söyleyen Öztürk, “Samsun Sanat Sokağı’nda 45 yıldır kalaycılık yapıyorum. Mesleğe devam ediyorum. Kalaycılık artık tarihe karışıyor. Çelik ve alüminyum tavalar bakıra olan ilgiyi azalttı. Teknoloji sürekli ilerlediği için bakır tavalara rağbet kalmadı. Eskiler bazen bakır kaplarını getiriyor, kalaylayarak veriyoruz. Meslekte eski tat kalmadı. İşlerimiz çok düştü. Bakır kaplarda yemeğin tadı daha güzel oluyor. Bazı insanlar bakır kapları seviyor” diye konuştu.
Samsun’da bu işi yapan 2 kişinin kaldığını, 1,5 metrekarelik dükkanında 45 yıldır mesleğini yaşatmaya çalıştığını ifade eden Öztürk, “Eskiden işler çok iyiydi. Samsun’da 30-40 tane kalaycı vardı. Artık 2 kalaycı kaldı. Ben de bırakacağım. Emekliyim, burada oyalanıyorum” şeklinde konuştu.


Bir meslek daha tarihe karışıyor: Son kalaylar
Torul Baraj Gölü’nde alg patlaması, suyun yüzeyi koyulaştı
Gümüşhane’nin Torul ilçesinde bulunan Torul Baraj Gölü alg patlaması nedeniyle yeşilden koyu kahverengi renge dönerken, o görüntüler dron kamerasıyla kaydedildi.
Torul Baraj Gölü’nde son yıllara göre daha belirgin hale gelen alg oluşumu nedeniyle göl yüzeyinin neredeyse tamamı yeşilden koyu kahverengiye döndü. Bölgedeki değişim dron kamerasıyla görüntülenirken, ortaya etkileyici görüntüler çıktı.
Uzmanlara göre bu durum sıcaklık artışı, günlerin uzaması, yoğun yağışlar ve tarımsal faaliyetler sonucu suya karışan azot ve fosfor gibi besin maddelerinin etkisiyle oluşan alg patlamasından kaynaklanıyor. Yetkililer, bu tür patlamaların genellikle yaklaşık iki hafta sürdüğünü, ardından gölün eski dengesine kavuştuğunu belirtiyor.
Ancak alglerin uzun süreli çoğalmasının suya ışık girişini ve oksijen miktarını azaltarak ekosistemdeki canlı yaşamını olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.

