Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
17 Ağustos, 2023 13:32 tarihinde yayınlandı
0

Bin 800 hektar alan kül oldu

İspanya’nın Kanarya Adaları’na bağlı Tenerife Adası’nın kuzeydoğusundaki tabiat parkında salı günü başlayan orman yangını büyüyor. Kanarya Adaları Özerk Yönetimi Başkanı Fernando Clavijo, Tenerife’nin başkenti Santa Cruz’da düzenlediği basın toplantısında yangının kontrolden çıktığını belirtti. Clavijo, “Amacımız yangının ilerlemesini durdurmak ve bölge halkının evlerini korumak” ifadelerini kullandı.

İspanya'nın Tenerife Adası'ndaki yangın büyüyor: Bin 800 hektar alan kül oldu

Dağlara gidişler kapatıldı

Yangında şu ana kadar bin 800 hektarlık alan küle döndü. İtfaiye ekipleri zorlu arazi koşullarında yangını kontrol altına alabilmek için yoğun çaba sarf ederken, bölgeye 14 yangın söndürme uçağı, 1 deniz uçağı ile 250 itfaiye ve askeri personel gönderildi. Ayrıca bugün 2 uçağın daha gönderileceği duyuruldu. Yangının 22 kilometreye kadar genişlemesi sonucu herhangi bir can kaybının yaşanmaması için turistlerin büyük ilgi gösterdiği Teide Yanardağı başta olmak üzere adadaki tüm dağlara giden yollar kapatıldı. Adanın kuzeydoğusunda çoğunlukla çiftçilerin ve turistlerin olduğu az nüfuslu bölgelerden yaklaşık 150 kişi tahliye edildi.

Öte yandan Kanarya Adaları’na bağlı La Palma Adası’nda geçtiğimiz ay çıkan yangınlarda 4 bin 500 hektar alan küle dönerken, 4 bin 255 kişi bölgeden tahliye edilmişti. Geçtiğimiz hafta Kanarya Adaları’nda etkili olan sıcak hava dalgası nedeniyle orman yangını riski konusunda uyarılar yapılmıştı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin