Bimetal soğutucu ile elektronik bileşenler ve LED aydınlatmalar daha uzun ömürlü olacak - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Eylül, 2024 16:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Bimetal soğutucu ile elektronik bileşenler ve LED aydınlatmalar daha uzun ömürlü olacak

Hitit Üniversitesinde, elektronik bileşenlerin ve LED aydınlatmaların daha uzun ömürlü çalışmalarını sağlamak amacıyla TÜBİTAK projesi başlatıldı. Proje kapsamında bakır ve alüminyumdan oluşan (Bimetal) soğutucu üretilecek.

Hazırlanan projeyle elektronik bileşenler ve LED aydınlatmalardaki mevcut soğutucuların yerine, bakır ve alüminyumdan oluşan (Bimetal) özel geometrik tasarıma sahip soğutucuların kullanılması amaçlanıyor.

Hitit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Özdilli’nin yürütücülüğünü yaptığı ve Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyfi Şevik’in araştırmacı olduğu “Sürtünme Kaynağı ile Al/Cu Bimetal Soğutucu (Heatsink) Tasarım ve İmalatı” başlıklı proje TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı.

Proje yürütücüsü Doç. Dr. Özgür Özdilli, bakır ve alüminyum bileşenlerinden geliştirilecek soğutucunun, tek tip malzemeden üretilen soğutuculara kıyasla daha yüksek soğutma performansına sahip olacağını ifade ederek yeni soğutucu modeliyle elektronik bileşenlerin kullanım ömrünü uzatmayı hedeflediklerini söyledi.

Elektronik devrelerin gelişen teknoloji ile birlikte bileşenlerin aşırı ısınma riskine dikkat çeken Özgür Özdilli, “Soğutucular, kritik bir öneme sahiptir çünkü işlemciler, güç kaynakları ve entegre devreler gibi bileşenler yoğun çalışması sırasında yüksek ısınma eğilimindedirler. Bu bileşenler uzun süreli kullanımlarda aşırı ısınabilir ve bu da performans kaybına, arızalara ve hatta kalıcı hasarlara neden olabilir. Geliştirilecek yeni tip soğutucu, bu tür sorunları önlemeye yardımcı olarak elektronik cihazların ömrünü uzatacaktır.” şeklinde konuştu.

Bu proje ile farklı özel malzemeler ve geometriler kullanarak geleneksel soğutuculara alternatif ürünler üretebileceklerini belirten Doç. Dr. Seyfi Şevik ise bu ürünlerin bilgisayar teknolojilerinden yeni enerji araçlarına kadar geniş bir yelpazede kullanılabileceğini ifade ederek özellikle çip ve LED gibi ısı üreten elektronik bileşenlerin soğutulmasında etkin bir rol oynayabileceğini kaydetti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sss 1
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
24 Nisan, 2026 15:17 tarihinde yayınlandı
0
0

Seçici Hassasiyet..! Kınama..

Güzel…
Olması gereken de budur.

Ama insan sormadan edemiyor:
Neden şimdi?
Neden sadece bu olay?

Sessizlik de bir tercihtir.
Ve çoğu zaman o sessizlik, en az söz kadar değeri vardır…

Bu şehirde bugüne kadar kınanması gereken kaç olay yaşandı?
Kaçında aynı hız, aynı hassasiyet, aynı kararlılık gösterildi?

Ne bir sağduyu çağrısı…
Ne bir açıklama…
Ne de bir duruş…

Cevap ortada.

Çoğunda susuldu.
Çoğunda görmezden gelindi.

Ama iş belirli bir noktaya gelince, birden hassasiyetler kabarıyor.

İşte sorun tam olarak burada başlıyor:
Seçici hassasiyet, adalet değildir.

Biz bu şehirde çok şey gördük.

Menfaat uğruna değerlerin nasıl eğilip büküldüğünü…
Menfaatler uğruna insanları hedef tahtasına koyanları…
Dün yerden yere vurduklarıyla bugün kol kola gezenleri ve aynı masada oturanları…

Daha da ötesi…

Birilerini yerden yere vuran haberler yapılıp, ardından o haberlerin sessiz sedasız ortadan kaldırıldığını gördük.
Ve daha o haberlerin etkisi geçmeden, aynı platformlarda yayınlanan reklamları…

Bu tabloya ne denir?

Bu gazetecilik mi?
Yoksa fırsatçılık mı?

Gazetecilik; güçlünün yanında saf tutmak değil, doğruyu söyleme cesareti göstermektir.

Bu benim sözüm değil elbette, gazetecilik mesleğinde tabiri caizse kaşarlanmışlar diyor…

Eleştiri yapmak haktır.
Ama hakaret etmek, itibarsızlaştırmak ve sonra geri adım atmak; ne etikle açıklanır ne de meslek onuruyla.

Bir de madalyonun arka yüzüne bakalım…

Bu şehirde bir üniversite var.
Ve o üniversitenin başında, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, devletin en üst makamı tarafından görevlendirilmiş bir isim bulunuyor.

Attığı imzanın, aldığı maaşın ve dahası ailesinin içine kadar girmeyi kendilerine marifet sayan bir zihniyetin olduğu bir şehirde yaşıyoruz.

Bu şehri geneleve benzeten bir zihniyetin karşısında alkış tutulduğu bir kentte yaşıyoruz.

Daha vahimi ise, bu dili besleyen, alkışlayan ve normalleştiren bir çevrenin oluşmuş olmasıdır.

Bugün yapılan kınamalar, eğer samimi değilse, sadece günü kurtarmaya yöneliktir.

Gerçek duruş; zor zamanlarda, zor konularda ortaya konur.

Kolay olanı seçmek değil, doğru olanı savunmak meseledir.

Kim ne zaman konuştu, kim ne zaman sustu…
Kim nerede durdu, kim nerede saf değiştirdi…

Ya dernekler; onlar neden sessiz.

Neden bir açıklama yapılmaz..!

Yazının başında da söylediğimiz gibi; kınamalar neden seçici oluyor..?

Ve günün sonunda geriye tek bir soru kalıyor:

Biz gerçekten ilkeli bir duruş mu sergiliyoruz…
Yoksa sadece rüzgârın yönüne göre mi hareket ediyoruz?