Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde Gıda Güvenliği Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans programı ve Arkeoloji Tezli Yüksek Lisans programının açılması için YÖK’e yapılan başvuru onaylandı.
BEUN tarafından Yükseöğretim Kurulu Başkanlığına (YÖK); Fen Bilimleri Enstitüsüne Gıda Güvenliği Ana Bilim Dalı (Disiplinlerarası) ve Tezli Yüksek Lisans Programı ile Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Arkeoloji Tezli Yüksek Lisans programlarının açılması için yapılan başvuruya onay verildi. Bu önemli karar ile Üniversitenin lisansüstü programlarının çeşitliliğinin ve kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların sonucunda yeni açılan programlarla birlikte Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsündeki ana bilim dalı sayısı 17’ye, program sayısı ise 36’ya yükselirken, Sosyal Bilimler Enstitüsündeki 25 ana bilim dalında program sayısı; 29’u tezli yüksek lisans, 20’si tezsiz yüksek lisans ve 11’i doktora olmak üzere toplam program sayısı 59’a yükseldi.
BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, yeni lisansüstü programların üniversite için önemli bir adım olduğunu belirterek şu sözleri dile getirdi: “Ülkemizin dinamikleri ve ihtiyaçları çerçevesinde kayda değer çalışmalarımızla akademinin yükselen yıldızı olarak gösterilen üniversitemizde Arkeoloji Tezli Yüksek Lisans Porgramı ile Gıda Güvenliği Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans programının açılması, hem akademik hem de günümüz dünyasında çağımızın ilgili sektörel alanlarında da önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Gıda güvenliği bulunduğumuz dönemin en kritik konularından biri olup, bu alanda yetişmiş uzmanlara büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Arkeoloji Tezli Yüksek Lisans programımız ise, başta ülkemizin ve özellikle köklü geçmişe sahip şehrimizin tarihî mirasını ortaya çıkararacak uzamanları yetiştirip, disiplinlerarası temelde akademik çalışmalara yeni bakış açıları geliştirmek oldukça önemlidir. Bu programlar ile, bilimsel araştırmalarımızı ve eğitim kalitemizi daha da ileriye taşıyacak olup yeni lisansüsü programların açılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor; programların üniversitemize, öğrencilerimize ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyorum.”


BEUN’de iki yeni lisansüstü programın açılmasına onay verildi
Fındıkta kırmızı alarm: “Küresel iklim olayları, Karadeniz’de fındık sulamasını zorunlu hale getirdi”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, küresel iklim değişikliğiyle birlikte Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sürecin fındıkta sulamayı zorunlu hale getirdiğini, fındıkta sulamanın artık bir lüks değil zorunlu ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Düzensiz yağış rejimleri, yaz kuraklıkları, artan sıcaklıklar ve uzun süren susuz dönemler; Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık üretimini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bugün gelinen noktada “Karadeniz’de sulama gerekmez” anlayışının günümüz iklim şartlarıyla örtüşmediğini belirtiyor. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, geçen sene oldukça kayıp yaşanan fındıkta sulamanın önemine değinerek açıklamalarda bulundu.
“Fındıkta sulama lüks değil, zorunlu ihtiyaç”
Eskiden oluşan algıların iklim şartları ile birlikte değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, “Son yıllarda yaşanan küresel iklim olayları, iklimdeki değişiklikler, tarımsal üretimdeki baskıları her geçen gün artırıyor. 2025’te tarımsal üretimde ciddi krizler yaşadık. Meyvecilik ve fındık üretiminde sıkıntı yaşadık. Eskiden ’fındık üretiminde Karadeniz’de sulamaya ihtiyaç yok’ gibi bir algı vardı. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bu algı değişmeye başladı. Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan süreç, fındıkta da sulamayı zorunlu hale getirmiştir. Fındıkta sulama artık bir lüks değil, zorunlu ihtiyaçtır. Çalışmalar şunu göstermiştir ki fındıkta yapacağımız sulamayla birlikte üretimde, verimde yüzde 60’a kadar artış sağlayabileceğimizi göstermektedir. Bu durum; arazinin coğrafyasına, topografik eğimine, ürünün çeşidine ve iklim faktörlerine bağlı olarak değişmektedir. Fındıkta sulama yapmadığımız zaman sadece verim düşüklüğü değil, aynı zamanda üretilen ürünlerde kalite, ürün iriliğinde, dane çapında ve boş fındık sayısının artması gibi birçok problemle karşılaşıyoruz. Onun için de bizim mutlak suretle artık özellikle Samsun başta olmak üzere Karadeniz’in sahil kesimi, öncelikle yani 450 rakımın altındaki bölgeler olmak üzere önümüzdeki süreçlerde sıcak yaz aylarında ciddi anlamda sulamayı düşünmek ve projelerini almak durumundalar” dedi.
“Fındık sulaması olgunlaşma ve iriliği artırırken, donma riskini azaltıyor”
Sulamanın fındığın olgunlaşmasında ve dış etkenlere karşı korunmasında hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Demir, “Fındık sulamasını sadece bu seneki verim ve üretim açısından da değerlendirmemek lazım. Özellikle mayıs sonu, haziran başında yapılan sulamaların fındıkta meyve olgunlaşması ve donma ile ilgili fayda sağladığını; haziran sonu, temmuz başında yapılan sulamanın ise özellikle meyvelerde iriliği, boş meyve oranlarının azalmasını ve hatta meyvenin kalitesinin iyileşmesini sağladığını yine yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Tabii temmuz-ağustos aylarında yapılan sulama ise hem bu seneki fındığın daha kaliteli üretilmesi, elde edilmesi hem de bir sonraki sene fındık sürgünlerinin daha iyi gelişmesi, dolayısıyla bir sonraki yıldaki üretimi de etkilemesi açısından önemlidir. Yani aynı zamanda sulama, yıllarca fındıkta önemli bir problem olan periyodisite yani yıllık dalgalanma açısından da önemli bir çözüm üreten ana araçlardan bir tanesi haline gelecektir. Onun için bizim mutlak suretle fındıkta sulama çalışmalarına ve bütün projelerimizde sulamaya öncelik vermemiz gerekmektedir. Bu anlamda yapılacak çalışmalar bilimsel anlamda şu anda farklı kurumlarımızda yapılıyor ama bizim mutlaka fındıkta modern sulama teknikleri nelerdir ve modern sulamayı nasıl yaparız noktasında hem yerel yöneticilerimizi hem de çiftçilerimizi aydınlatmamız gerekiyor. Fındıkta söylediğimiz bu faydaların sağlanabilmesi için damla sulama gibi veyahut da uygun olan oranlarda veya alanlarda belki mini yağmurlama başlıklarıyla fındık altı sulama gibi sistemlerle daha uygun, daha verimli sulamayı gerçekleştirebiliriz. Aynı zamanda tabii ki kırsal alanda yaşayan insanların gelir seviyesini yükseltmek, onların yaşam standartlarını artırmak için de buna ihtiyaç vardır. Bu anlamda yerel yöneticilerin bu projelere öncelik vermesi, artık Karadeniz’de Ordu ve Giresun, Trabzon dahil olmak üzere pek çok ilimizde fındık sulamasını ciddi anlamda önceliklendirmeye yarar vardır” diye konuştu.
“Gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir”
İklim değişikliklerinin böyle devam etmesinin Karadeniz’deki fındık üretim şartlarını zorlaştıracağına da değinen Demir, ayrıca şunları söyledi:
“Küresel iklim etkisi bu şekilde devam ettiği sürece ki inşallah yapılacak tedbirlerle bunların önüne belli ölçüde geçebiliriz ama böyle devam ettiği sürece Karadeniz’in ısınması, Akdeniz’in ısınması sonucunda aynı zamanda ülkemizin ürün deseninde, üretim alanı değişiminde de ciddi farklar oluşmakta ve gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir. İşte bu durumda mutlaka şimdiden alınacak tedbirler ve sulama çalışmaları önemli ve ciddi bir çözüm olacaktır. Onun için fındık sulamasının bugünlerde böyle bir yağışlı ortamda konuşulması bence bugün konuşacağız ki yarın problemi yaşadığımızda çözüm üretelim. Çünkü problem yaşadığında çözüm üretmek artık geçmişte kalan düşüncelerden oluşmaktadır. Biz bugün artık problemi önceden tespit edip, problem yaşamadan çözümler üretecek analiz ve uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Onun için fındık sulaması çok önemli bir kavram ve Karadeniz Bölgesi’nde, tabii Batı Karadeniz de bunun içerisinde ama özellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bundan sonraki süreçte mutlaka fındık sulaması çalışmaları önceliklendirilmeli ve bununla ilgili projelere öncelik ve destek verilmelidir.”

