blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Kasım, 2025 12:37 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

BEUN uluslararası akademik kadrosunu güçlendiriyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), milletlerarasılaşma vizyonu doğrultusunda akademik gücünü global ölçekte genişletmeye devam ediyor.
Hindistan’ın esaslı yükseköğretim kurumlarından Aligarh Muslim Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi Biyoloji Kısmı akademisyenlerinden Prof. Dr. Qazi Fariduddin, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 46. Maddesi kapsamında BEUN Fen Fakültesi Biyoloji Kısmına kısmi vakitli öğretim üyesi olarak atandı.
BEUN, global akademik iş birlikleri ve milletlerarasılaşma vizyonu doğrultusunda kıymetli bir adım daha attı. Hindistan’ın önde gelen üniversitelerinden Aligarh Muslim Üniversitesinin tecrübeli akademisyenlerinden Prof. Dr. Qazi Fariduddin, BEUN Fen Fakültesi Biyoloji Kısmında misyonuna başladı.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin milletlerarasılaşma amaçları kapsamında gerçekleştirdikleri çalışmaların ve bu doğrultuda BEUN bünyesine katılan donanımlı akademisyenlerin tecrübelerinden faydalanmanın çok değerli olduğunu vurgulayarak şu sözleri söz etti:
"Hindistan’ın saygın yükseköğretim kurumlarından Aligarh Muslim Üniversitesinden pahalı hocamız Prof. Dr. Qazi Fariduddin’i üniversitemiz bünyesine kazandırmaktan büyük bir memnunluk duyuyoruz. Hocamızın sahip olduğu bilimsel birikim, araştırma deneyimi ve memleketler arası tecrübesi; öğrencilerimizin akademik gelişimine, fakültemizin bilimsel üretkenliğine ve üniversitemizin global görünürlüğüne çok pahalı katkılar sunacaktır."
Rektör Özölçer, BEUN’un memleketler arası akademisyenleri bünyesine dahil ederek öğrencilere farklı kültürel ve bilimsel perspektifler kazandırmayı hedeflediğini vurgulayarak kelamlarını şöyle sürdürdü:
"Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak alanında uzman, memleketler arası ölçekte tanınırlığı olan akademisyenlerle öğrencilerimizi buluşturmayı son derece önemsiyoruz. Bu akademik iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz sadece teorik bilgiyle değil; birebir vakitte araştırma disiplini, saha deneyimi ve yenilikçi bilim anlayışıyla da tanışma imkânı buluyor. Bu misyonun üniversitemizin hem bölgesel hem de memleketler arası ölçekteki akademik gücünü daha da artıracağına inanıyoruz. Bu vesileyle üniversitemize katılan pahalı hocamıza vereceği katkılardan ötürü şimdiden teşekkür ediyor, sevgili öğrencilerimize ise üstün muvaffakiyetler diliyorum."

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin