Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesinde, Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) tarafından yapılan akreditasyon saha ziyareti başladı.
2018-2025 yılları arasında “Mezuniyet Öncesi Eğitim Programı” ile TEPDAD tarafından akredite olan BEUN Tıp Fakültesi, akreditasyon yenileme çalışması için tekrardan TEPDAD’a başvurdu. Başvuru çerçevesinde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesini ziyaret eden TEPDAD değerlendiricileri, başvuruda bulunan Tıp Fakültesinin mevcut özdeğerlendirme raporlarını inceleyerek saha ziyareti gerçekleştirecek.
Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği, BEUN Tıp Fakültesine gerçekleştirdikleri saha ziyareti kapsamında; Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinin altyapı, eğitim-öğretim yöntemleri ve öğrenci memnuniyetini detaylı bir şekilde incelemeyi amaç ediniyor. Saha ziyareti sırasında TEPDAD değerlendiricileri; akademik kadroların tecrübeleri, öğrenci geri bildirimleri, müfredat uygulamaları ve Kalite Yönetim Sistemi konularında detaylı değerlendirmeler yapıyor.
Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği değerlendiricileri, program kapsamında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e ziyarette bulundu. Nazik ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getiren BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Tıp Fakültesinin akreditasyon sürecinde TEPDAD değerlendiricilerin gerçekleştirdikleri çalışmalara ithafen ziyarette: “Üniversitemiz Tıp Fakültesi bulunduğu bölgede tercih edilen bir kurum olması yanında uluslararası alanlarda da önemli çalışmalarla başarılara imza atmaktadır. Ortaya koyduğumuz nitelikli faaliyetlere istinaden eğitim kalitemizi en ileriye taşıma hedefimizi gerçekleştirmek ve altyapı çalışmalarımızı güçlendirmek için büyük gayret gösteriyoruz. Nitelikli çalışmalarımızın en önemli neticelerinden biri ise 2018 yılından itibaren Tıp Fakültemizin Mezuniyet Öncesi Eğitim Programı’nın 2025 yılına kadar akredite olmasıdır. Bu kapsamda yeniden başlayan Tıp Fakültemizdeki akreditasyon süreçleri, tıp eğitiminin uluslararası standartlara uygunluğunu sağlamak ve mezunların niteliklerini artırmak açısından kayda değer bir önem arz etmektedir. TEPDAD, bu doğrultuda yaptığı saha ziyaretleriyle, tüm Tıp Fakültelerinin eğitim kalitesini yükseltmeyi ve sürekli gelişimini desteklemeyi amaç edinmektedir. Bu düşüncelerle Üniversitemizi akreditasyon değerlendirmeleri amacıyla ziyaret eden başta değerlendirme ekibi başkanı olmak üzere tüm üyeler ile sürece her daim özveriyle katkı sunan akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.


BEUN Tıp Fakültesinde TEPDAD saha ziyareti başladı
BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.
Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.
Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.
Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.
Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.
Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;
1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.
2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.
3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.
4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.
Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.
Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!
İlyas Erbay


