Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı mezunu Şulenur Böyükaslan, Uluslarararası Türk Mutfağı Tanıtım Etkinliği’nde yer aldı.
BEUN Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı mezunu Şulenur Böyükaslan, gastronominin Nobeli olarak bilinen Basque Dünya Aşçılık Ödülü’nü kazanan Türk Şef Ebru Baybara Demir öncülüğünde Çekya’nın başkenti Prag’da düzenlenen Türk Mutfağı Tanıtım Etkinliği’nde görev aldı. Eşsiz ve zengin Türk mutfak kültürünün tüm dünyaya tanıtıldığı bu kayda değer etkinlikte Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Egemen Bağış’da yer aldı. Çekya’nın önde gelen isimlerine yedi bölgeden oluşturulan menü ile unutulmaz bir lezzet şöleni sunan Şulenur Böyükaslan, üniversite döneminde edindiği nitelikli teorik ve pratik bilgilerin bu başarıda büyük rol oynadığını dile getirdi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Aşçılık Programının alanında donanımlı ve tercih edilen akademisyenlerinin desteği sayesinde hedeflerine ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Böyükaslan; üniversitenin fiziki donanımının, eğitim kalitesinin ve sosyal-kültürel imkânlarının da üst düzey olduğunu vurgulayarak başarılı bir üniversite hayatı geçirdiğini belirtti.
Son olarak öğrencilerin daha iyi bir akademik aşçılık eğitimi almaları için desteğini hiçbir zaman esirgemeyen BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e teşekkür eden Böyükaslan, Cumhuriyetin ilk üniversitesi olan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi mezunu olmaktan da gurur duyduğunu belirterek meslek hayatı boyunca Zonguldak’ın kültür elçisi olduğunu her fırsatta dile getireceğini ifade etti.


BEUN mezunu Böyükaslan Uluslararası Türk Mutfağı Tanıtım Etkinliği’nde yer aldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

