Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen Danışma Kurulu toplantısında, öğrencilerin mesleki deneyimlerini geliştirmeye yönelik projeler ve iş birlikleri üzerinde duruldu.
BEUN İletişim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Hamza Çeştepe başkanlığında yapıldı. Fakülte binasında gerçekleştirilen toplantıya Fakülte öğretim üyeleri Dekan yardımcıları Doç. Dr. Tuğba Akdal, ve Doç. Dr. Bilal Süslü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölüm başkanı Dr. Öğr. Üyesi Funda Şehirli, Dr. Öğr. Üyesi Cem Evrim Aslan, Fakülte Sekreteri Mustafa Masat, dış paydaşlar Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Derya Akbıyık, İhlas Haber Ajansı Zonguldak İl Temsilcisi Onur Altındağ, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı Basın Halkla İlişkiler Sorumlusu ve Yönetici Asistanı İlknur Yılmaz İpekçi, Zonguldak Kömür Jeoparkı Müdür Yardımcısı Arda Yılmaz, mezun öğrenci Kaan Mızrak, katıldı.
Yaklaşık iki saat süren toplantıda özellikle saha çalışmalarında basın kuruluşlarının desteğiyle öğrencilerin daha etkin bir şekilde eğitilmesi için yapılacak iş birliği fırsatları ele alındı. Zorunlu staj uygulamalarının güçlendirilmesi ve bu süreçte öğrencilerin yerel basın, ajans haberciliği, radyo ve televizyon gibi alanlarda daha fazla deneyim kazanabilmesi için öneriler tartışıldı.
Toplantıda, medya sektörü temsilcileri ve akademisyenler arasında bilgi paylaşımı ve iş birliğinin artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Yerel basının desteğiyle öğrencilere gerçek saha deneyimi kazandırılması gibi konular masaya yatırıldı.
Yerel gazetecilik ve ajans haberciliği alanında deneyimli isimlerin, öğrencilere doğrudan rehberlik yapabileceği saha çalışmaları için protokoller hazırlanması görüşüldü. Toplantının sonunda, alınan kararların hayata geçirilmesi için bir yol haritası belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Toplantıya katılan sektör temsilcileri ve akademisyenler, öğrencilerin sektöre en iyi şekilde hazırlanmaları için üzerlerine düşen görevleri yerine getireceklerini ifade etti.


BEUN İletişim Fakültesi Danışma Kurulu’nda mesleki deneyim geliştirme ele alındı
Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı
Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.
Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.
“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”
Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.
“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”
Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

