BEÜ’den bilgilendirme toplantısı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Mart, 2017 08:41 tarihinde yayınlandı
0
0

BEÜ’den bilgilendirme toplantısı

ZONGULDAK BEÜ Tıp Fakültesinde “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu” tarafından bilgilendirme ziyareti toplantısı gerçekleştirildi. Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi’nde Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi Akreditasyonu için TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesi üzerine TEPDAD’ ın “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu” tarafından “Bilgilendirme Ziyareti Toplantısı” yapıldı. BEÜ Tıp Fakültesinde Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitim Programının akreditasyonu için “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK)” tarafından “Bilgilendirme Ziyareti Toplantısı” yapıldı. Toplantıya Tıp Fakültesi Dekanı, TEPDAD başkanı, Prof. Dr. İskender Sayek, UTEAK üyeleri Prof. Dr. Melih Elçin ve Prof. Dr. Sedef Tunaoğlu ile Dekan Yardımcıları, İl Halk Sağlığı Müdürü, Zonguldak Tabip Odası Başkanı, Kamu Hastaneleri Kurumu Genel Sekreteri ve Müdürleri, Hastane Başhekimleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi dekanı Prof. Dr. Ali Borazan konuşmasında şunları söyledi: “Fakültemiz Eğitimde Kalite güvencesi ve kalite geliştirme sistemini benimsemiş olup; kalite politikasını, Yıllık Faaliyet raporlarını, 2018-2022 yıllarını kapsayan 5 yıllık stratejik planlama çalışmalarını tamamlayarak tüm paydaşlarımıza ve topluma açık olarak yayınlamıştır. Bu süreçlerde özverili çalışması, azim ve kararlılığı ile bizlere sonsuz destek veren Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer’ e teşekkür ederim. Ayrıca bu ve bundan sonraki süreçlerde de her zaman birlikte olacağımız tüm iç ve dış paydaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Eğitim kalitesinin artırılması doğrultusunda, eğitim ve öğretim programlarında görev alan ve destek veren tüm öğrenci ve öğretim elemanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Fakültemizin Mezuniyet Öncesi Eğitimi için hazırlanacak olan öz değerlendirme raporu (ÖDR)’ nu; ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanacak olması, tüm iç ve dış paydaşlarımızla birlikte yazılacak olması ve güçlü ve zayıf yönlerimizin tüm paydaşlarımızla paylaşılması, belirlenen standartlara uygun olarak eksikliklerimizi giderebilme imkânı sağlayacağı için önemli bir kazanç olarak görmekteyiz. Yüksek Öğretim Kalite Kurulu tarafından tescillenmiş ve Dünya Tıp Eğitim Federasyonu (WFME) tarafından akredite edilmiş olan ve başka ülkelerde de Tıp Eğitiminin Akreditasyonu için yetki almış bulunan, Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitiminin Akreditasyonunu yapan bir dernek olan TEPDAD tarafından belirlenmiş standartlara göre ÖDR’ nun yazılacak olması bizler için gerçekten heyecan ve gurur vericidir. Bu nedenlerle Fakültemiz için Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitiminin Akreditasyonunu sadece bir amaç olarak değil, aynı zamanda bir araç olarak da görmekteyiz” dedi. Ardından TEPDAD Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, akreditasyon süreçleri ve önemi konusunda sunum yaptıktan sonra Fakültenin öğretim üyesi, öğrenci ve diğer katılımcıların Tıp Eğitimi akreditasyonu ile ilgili sorularını cevapladı. Prof. Dr. Melih Elçin Tıp Eğitiminde Akreditasyonun Temel Standartları ve Gelişim Standartları konusunda sunum yaptı. Ardından Prof. Dr. Sedef Tunaoğlu, interaktif olarak ÖDR nasıl yazılmalı konusunu sundu. Öğle yemeği arası sonrası, önceden oluşturulmuş olan öz değerlendirme çalışma komisyonu üyelerinin grup çalışmalarında 9 temel başlıkta ÖDR’ nun hazırlanması ile ilgili bilgilendirme ve pratik çalışma toplantısı yapıldı. Daha sonra toplantıya katılan öz değerlendirme çalışma komisyonu üyelerinden geri bildirimler alındı. Toplantıya katılan misafir öğretim üyelerine teşekkür belgelerinin verilmesi ve sonrasında misafir öğretim üyelerinin Rektörlük Makamını ziyareti ile etkinlik tamamlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?