ZONGULDAK BEÜ Tıp Fakültesinde “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu” tarafından bilgilendirme ziyareti toplantısı gerçekleştirildi. Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi’nde Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitimi Akreditasyonu için TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesi üzerine TEPDAD’ ın “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu” tarafından “Bilgilendirme Ziyareti Toplantısı” yapıldı. BEÜ Tıp Fakültesinde Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitim Programının akreditasyonu için “Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK)” tarafından “Bilgilendirme Ziyareti Toplantısı” yapıldı. Toplantıya Tıp Fakültesi Dekanı, TEPDAD başkanı, Prof. Dr. İskender Sayek, UTEAK üyeleri Prof. Dr. Melih Elçin ve Prof. Dr. Sedef Tunaoğlu ile Dekan Yardımcıları, İl Halk Sağlığı Müdürü, Zonguldak Tabip Odası Başkanı, Kamu Hastaneleri Kurumu Genel Sekreteri ve Müdürleri, Hastane Başhekimleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Tıp Fakültesi dekanı Prof. Dr. Ali Borazan konuşmasında şunları söyledi: “Fakültemiz Eğitimde Kalite güvencesi ve kalite geliştirme sistemini benimsemiş olup; kalite politikasını, Yıllık Faaliyet raporlarını, 2018-2022 yıllarını kapsayan 5 yıllık stratejik planlama çalışmalarını tamamlayarak tüm paydaşlarımıza ve topluma açık olarak yayınlamıştır. Bu süreçlerde özverili çalışması, azim ve kararlılığı ile bizlere sonsuz destek veren Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer’ e teşekkür ederim. Ayrıca bu ve bundan sonraki süreçlerde de her zaman birlikte olacağımız tüm iç ve dış paydaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Eğitim kalitesinin artırılması doğrultusunda, eğitim ve öğretim programlarında görev alan ve destek veren tüm öğrenci ve öğretim elemanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Fakültemizin Mezuniyet Öncesi Eğitimi için hazırlanacak olan öz değerlendirme raporu (ÖDR)’ nu; ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanacak olması, tüm iç ve dış paydaşlarımızla birlikte yazılacak olması ve güçlü ve zayıf yönlerimizin tüm paydaşlarımızla paylaşılması, belirlenen standartlara uygun olarak eksikliklerimizi giderebilme imkânı sağlayacağı için önemli bir kazanç olarak görmekteyiz. Yüksek Öğretim Kalite Kurulu tarafından tescillenmiş ve Dünya Tıp Eğitim Federasyonu (WFME) tarafından akredite edilmiş olan ve başka ülkelerde de Tıp Eğitiminin Akreditasyonu için yetki almış bulunan, Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitiminin Akreditasyonunu yapan bir dernek olan TEPDAD tarafından belirlenmiş standartlara göre ÖDR’ nun yazılacak olması bizler için gerçekten heyecan ve gurur vericidir. Bu nedenlerle Fakültemiz için Mezuniyet Öncesi Tıp Eğitiminin Akreditasyonunu sadece bir amaç olarak değil, aynı zamanda bir araç olarak da görmekteyiz” dedi. Ardından TEPDAD Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, akreditasyon süreçleri ve önemi konusunda sunum yaptıktan sonra Fakültenin öğretim üyesi, öğrenci ve diğer katılımcıların Tıp Eğitimi akreditasyonu ile ilgili sorularını cevapladı. Prof. Dr. Melih Elçin Tıp Eğitiminde Akreditasyonun Temel Standartları ve Gelişim Standartları konusunda sunum yaptı. Ardından Prof. Dr. Sedef Tunaoğlu, interaktif olarak ÖDR nasıl yazılmalı konusunu sundu. Öğle yemeği arası sonrası, önceden oluşturulmuş olan öz değerlendirme çalışma komisyonu üyelerinin grup çalışmalarında 9 temel başlıkta ÖDR’ nun hazırlanması ile ilgili bilgilendirme ve pratik çalışma toplantısı yapıldı. Daha sonra toplantıya katılan öz değerlendirme çalışma komisyonu üyelerinden geri bildirimler alındı. Toplantıya katılan misafir öğretim üyelerine teşekkür belgelerinin verilmesi ve sonrasında misafir öğretim üyelerinin Rektörlük Makamını ziyareti ile etkinlik tamamlandı.


BEÜ’den bilgilendirme toplantısı
Can Kuş’tan Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Seçimleriyle İlgili Açıklama
Safranbolu’da son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı seçimleriyle ilgili tartışmalara ilişkin Can Kuş’tan açıklama geldi.
Kuş, vakıf yönetimine seçilme ve ardından istifa süreciyle ilgili kamuoyunda ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Can Kuş, yaklaşık bir buçuk ay önce vakfın önemli isimlerinden Mustafa Şehirli ile Tarihi Çarşı’daki ofislerinde bir araya geldiklerini ifade ederek, görüşmede Safranbolu’nun kültürel geleceğine yönelik projelerin ele alındığını söyledi. Özellikle “Safranbolu’da Benim Hikâyem” projesi ile Safranbolu Lisesi eski mezunlarını bir araya getirecek çalışma grubunun gündemde olduğunu belirten Kuş, yoğun çalışma temposuna rağmen bu projelere gönüllü destek vermekten memnuniyet duyacağını dile getirdiğini aktardı.
10 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimli genel kurulda isminin yedek listeye yazıldığını sonradan öğrendiğini belirten Kuş, daha önce yaptığı görüşmelerde yoğun iş temposu nedeniyle aktif görev almak için zamana ihtiyaç duyduğunu ifade ettiğini söyledi. Buna rağmen yönetim kurulu seçiminde asil üyeliğe seçildiğini öğrendiğini kaydeden Kuş, mevcut yoğunluğu nedeniyle göreve gerekli zamanı ayıramayacağını düşünerek affını istediğini açıkladı.
İstifa süreciyle ilgili kamuoyunda ortaya atılan baskı iddialarına da açıklık getiren Can Kuş, dilekçesini, Safranbolu Lisesi mezunlarını bir araya getirecek çalışma grubunun başında bulunan Zafer Çamlıca ile yaptığı görüşmenin ardından, uygun zamanda iletilmek üzere teslim ettiğini söyledi.
Kuş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Kamuoyunda iddia edildiği gibi, istifa dilekçemin zorla alındığına dair söylentiler kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Haberlerde adı geçen Vakıf Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar, Emekli Tümgeneral Zafer Çamlıca ve değerli arkadaşım Cemil Belder’in bu süreçte üzerimde en ufak bir baskısı olmamıştır.”
Safranbolu’nun kültürel mirasına katkı sunan isimlere teşekkür eden Kuş, özellikle Şefik Yılmaz Dizdar’ın vakfa kazandırdığı vizyonun önemine dikkat çekti. Ayrıca Cemil Belder’in büyük emekleriyle hayata geçirilen Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi’nin Türkiye’nin önde gelen kent müzeleri arasında gösterildiğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda Safranbolu’ya olan bağlılığını dile getiren Can Kuş, “Safranbolu sevdalısı babam Aytekin Kuş’un evladı olarak, bu şehre duyduğum sevgi bana bırakılmış en güçlü mirastır. ‘Safranbolu’ adının geçtiği her yerde ve her zaman gönüllülük esasıyla şehrimizin bir neferi olmaya devam edeceğim. Çünkü; Başka Safranbolu yok. İyi ki Safranbolu var” ifadelerini kullandı.

