Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
10 Nisan, 2015 08:15 tarihinde yayınlandı
0

BEÜ ile MTA Arasında Teknik İşbirliği Protokolü İmzalandı

ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) ile Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü arasında karstik çöküntü, heyelan, volkanizma, aktif tektonik kaynaklı yatay ve düşey hareketler ile anomalilerin uydu ve yersel konum belirleme teknikleri ile tespitine yönelik ortak çalışmalar gerçekleştirmek üzere bir işbirliği protokolü imzalandı.
Protokol uyarınca ortak çalışmalar, MTA Uzaktan Algılama Birimi Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı ile BEÜ Geomatik Mühendisliği Bölümünün teknik ve bilimsel olanakları ile gerçekleştirilecek. Bu işbirliği ile yeryüzü hareketlerinin izlenmesinde modern gözlem tekniklerinden daha etkin bir şekilde yararlanılması amaçlanıyor. Protokolü MTA adına Genel Müdür Yusuf Ziya Coşar ve Bülent Ecevit Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer imzaladılar.
Geomatik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, imzalanan protokolün kendileri için çok değeli olduğunu belirterek “Uzun süredir Rektörlüğümüzün desteği ile bilim ve eğitimde kalite odaklı planlı bir çalışma yürütüyorduk. Bu hedef doğrultusunda gerek teknolojik altyapımızı gerekse de araştırmacı kapasitemizi yerli ve yabancı hocalarla dünya standartlarında geliştirdik. Bugün imzalan protokol bu planlı çalışmanın bir yansımasıdır. Bize bu olanakları sağlayan Rektörlüğümüze ve imzalanan protokol vasıtasıyla birikimlerimizi kamunun yararına kullanmak adına bizlere fırsat tanıyan MTA Genel Müdürlüğüne teşekkürü bir borç bilirim” dedi.
Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ise yaptığı açıklamada, “Üniversite olarak uluslararası olma ve kaliteye büyük önem vermekteyiz. Bu bağlamda, bölümlerimize nitelikli yabancı öğretim elemanı transfer etmeleri ve altyapılarını güçlendirmeleri noktasında önemli teşvikler sağlamaktayız.
Hedefimiz dünya standartlarında eğitim-öğretim ve araştırma kalitesini yakalamaktır. Geomatik Mühendisliği Bölümümüz de bu bölümlerimizden biridir. İmzalanan bu protokol bizim açımızdan izlediğimiz yolun ne kadar doğru olduğunun önemli bir göstergesidir. Bu noktada ülkemizin en araştırmacı ve güzide kurumlarından biri olan MTA Genel Müdürlüğüne, Üniversitemize göstermiş olduğu ilgiden dolayı teşekkür ediyor; protokolün hazırlanmasında emeği geçen herkesi canı gönülden kutluyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin