Karabük Postası tarafından
14 Nisan, 2016 13:16 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Belediye Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışmalarına Devam Ediyor

Safranbolu Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Belediye Dış İlişkiler Müdürü Yılmaz Olcay Nisan ayının başında gittiği İtalya'nın Nicotera kentinde Avrupa Sağlık ve turizm alanında birlikte uygulayabileceğimiz projeler üzerinde bilgi alış verişinde bulunmaya ve İtalyan Mutfağı konusunda hazırlanacak projenin ön görüşmesini de gerçekleştirme fırsatı buldu. Yılmaz Olcay ziyaret ile ilgili şunları söyledi; " 03-10 Nisan 2016 tarihleri arasında İtalya'nın Nicotera şehrini ziyaret ettik. Nicotera Belediye Başkanı Mr. Francesco Pagano ile ve Avrupa Birliği projelerinde faaliyet gösteren Giovani Per'l Europe Eğitim Kurumu Müdürü Mr. Ferdinando Comercı ile görüştük. Belediye Başkanımız Sayın Dr. Necdet Aksoy'un selamını götürdük. Sağlık ve turizm alanında birçok kişinin ilgi duyduğu Nicotera şehrinde Giovani Per'l Europe eğitim kurumu müdürü Mr. Ferdinando Comercı ile yaptığımız görüşmede sağlık ve turizm alanında birlikte uygulayabileceğimiz projeler üzerinde bilgi alış verişinde bulunduk. Ayrıca İtalyan Mutfağı konusunda hazırlayacağımız projenin ön görüşmesini de gerçekleştirmiş olduk. Nicotera şehri İtalya'nın güneyinde Sicilya adasının karşısında tarihi ve turistik bir şehir. Kum, deniz ve güneşin yanında tarihi ile de turistlerin ilgisini çekmektedir. Aynı zamanda 1957 yılında Akdeniz Diyeti'nin sağlık üzerine etkisinin araştırıldığı bilimsel çalışmada pilot bölge olarak seçilen önemli bir şehirdir. Nicotera şehri, yüksek oranda doğal zeytinyağı ve kuru baklagillerin yenildiği bir şehir olarak bilinmektedir. Nicotera halkının ana besin kaynakları; zeytin çeşitleri, üzüm, incir, portakal, domates, kuru baklagillerin her çeşidi, kırmızı soğan, buğday ve balıktır. Şekerli içecekler, kek, pasta, kurabiye gibi yiyeceklerden uzak durmaktadırlar. Sofralarında şeker ve tuzu görmek mümkün değildir. 2013 yılında açıklanan sağlık raporları; Nicotera şehrinde kilo alımının olmadığını, kalp ve kanser hastalığının görülmediğini belirterek bilim dünyasını bu bölgeye odaklamıştır. Biz de 3 - 10 Nisan tarihleri arasında önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Gerçekleştirilen görüşmelerin olumlu geçtiği kanaatindeyim"

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.