Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin 23 Nisan Kutlama Mesajı
Karabük Belediye başkanı Rafet Vergili Belediye Başkanı Rafet Vergili, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 96. yıldönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayınladı.
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; “Yarının gençleri ve büyükleri olarak, ulusumuzun güven ve desteği ile her zaman başarılı olacağınıza yürekten inanıyor, tarihin akışını değiştiren Yüce Türk Ulusu'nun mensubu olmanın verdiği gurur ve güvenle, Cumhuriyet'in korunması ve yaşatılması, ülkemizin her alanda gelişmesi çabalarına öncülük edeceğinize inancımız sonsuzdur. Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK; 96 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attığı bu günü Türk çocuklarına bayram günü olarak armağan etmiş, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza verdiği değeri gözler önüne sermiştir. Ata’mızın izinde; bugünün küçükleri yarının büyükleri, geleceğimizin teminatı çocuklarımızın, bu mutlu günlerini en samimi duygularımla kutluyor, sağlık ve mutluluk içerisinde nice 23 Nisan’lara birlikte kavuşmayı temenni ediyorum” dedi.
Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.
Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.
Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.
Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.
Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.
Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.
Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.