’Bel kütletmek felce kadar götürebilir’ - Karabük Haber Postası
bel kutletmek felce kadar goturebilir nuHhwgRB
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Aralık, 2025 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

’Bel kütletmek felce kadar götürebilir’

“Belimi kütleteyim, rahatlayayım” düşüncesi kalıcı hasarlara yol açabilir. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Cemali Şahin, fıtıklı belin bilinçsizce kütletilmesi ya da çekilmesi sonucu ani kol ve bacak felci gibi ağır tabloların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.

Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Cemali Şahin, bel ve boyun fıtıklarının tedavisi ile yapılan bilim dışı uygulamalar hakkında bilgilendirmede bulundu. Bel fıtıklarında ameliyatlardan korkulmaması gerektiğini ifade ede Dr. Şahin, “En meşgul olduğumuz konulardan biri bel fıtığı. Günlük ve iş hayatını olumsuz etkileyen hastalıkların başında geliyor. Bel ve boyunda ağrıyla başlayan, kol ve bacakta uyuşmaya sebep olan, ilerlediğinde güç kaybına sebep olan hem fiziksel hem de sosyal olarak ciddi anlamda olumsuz etkileri olan bir hastalık grubu. O nedenle tedavi gerektirir. Bel ve boyun fıtıklarında hemen ameliyat demiyoruz. Güç kaybı yoksa fizik ve ilaç tedavisi ile başlıyoruz. Güç kaybı, kas erimesi, idrar kaçırma gibi belirtiler çıkarsa ameliyat düşünüyoruz. Ameliyattan çekinerek yaptırmamak, hastanın geri dönüşü olmayan güç kaybına yani kısmi felce neden olabilir. O nedenle ameliyat, halk arasında konuşulduğu kadar korkunç değil. Günümüzde kapalı cerrahi denilen ameliyat teknikleri gelişti. Riski az ve sonuçları da daha iyi yöntemler var” dedi.

“Bel kütletmek kısmi felce neden olabilir”

Halk arasında yaygın olan yanlış uygulamaların insan vücudunda büyük zarara neden olabileceğine değinen Opr. Dr. Cemali Şahin, “Bilimsel olan tedaviler dışında halk arasında uygulanan bilim dışı tedaviler de tercih edilebiliyor. Bilimsel olmayan masaj yaptırmak, bel çektirmek, sırtını, belini, boynunu kütletmek gibi durumlar gerçekten patlamış ya da sınıra gelmiş, sinire dayanmış fıtıklar varsa, bunlar son derece tehlikeli yöntemler. Bel çekmek, kütletmek oradaki sinir basısını çok daha kötü hale getirip, anlık kol ve bacak felcine neden olacak kadar riskli durumlardır. Bu bilim dışı uygulamalar ameliyattan çok daha risklidir. Onun için bilimin dışına çok çıkmamak lazım” diye konuştu.

Ameliyat sonrası yapılması gerekenlerden de bahseden Şahin, şu uyarılarda bulundu:

“Bel ve boyun fıtıklarında ameliyat kararı sonrasında, mikrocerrahi yöntemle yapılan ameliyatlarda en fazla yarım saat süren bir operasyon gerçekleştiriliyor. Dikişsiz bir ameliyattır. Küçük bir yara olduğundan dışarıdan dikiş atmadan kalınıyor. Hastalar 1 gece yatış yapıyor. Bazen lokal, bazen de genel anestezi ile işlemler gerçekleştiriliyor. Hastayı ameliyatın akşamında yürütüp, ertesi gün de taburcu ediyoruz. Taburcu olduktan sonra en çok korkulan durum; ‘fiziksel kayıp olacak mı’, ‘işimin başına dönebilecek miyim’, ‘günlük yaşantım etkilenecek mi’ gibi endişelerdir. Hastalar bizim önerilerimize uyarsa, hiçbir sıkıntı olmadan en fazla 1 aylık dinlenme ve yürüyüş döneminden sonra işinin başına dönebilir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
diyanet isleri baskan yardimcisi demirden ogrencilere onemli bilgiler LhQguBrm
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Nisan, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Demir’den öğrencilere önemli bilgiler

Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, din istismarını önlemek için doğru kaynakların rehber alınmasının önemine dikkat çekti.

Kastamonu Üniversitesi’nin kuruluşunun 20. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Kutsalın Araçsallaştırılması: Din İstismarının Sosyo-Politik Boyutları” konferansı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Demir’in katılımıyla gerçekleştirildi. İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda, İlahiyat Fakültesi, Muhammed İhsan Oğuz Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Muhammed İhsan Oğuz Vakfı iş birliğiyle düzenlenen konferansta konuşan Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, dinin doğru anlaşılması ve yorumlanmasının önemine dikkat çekerek, Müslümanların tarihteki tecrübesi ile dinin asli kaynaklarının her zaman birebir örtüşmeyebileceğini ifade etti. Demir, bu noktada zaman zaman yaşanan sapmaların, Kur’an ve Sünnet ekseninde yapılacak sürekli bir muhasebe ile giderilebileceğini vurguladı. Demir, maddi ve manevi çıkarlar için yapılan din istismarının hem dini hem de toplumsal güven açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Gençlere de seslenen Prof. Dr. Demir, dinin insanı özgürleştiren bir rehber olduğunu vurgulayarak, bilgi kirliliğine karşı eleştirel düşünmenin ve doğru kaynaklardan faydalanmanın önemine vurgu yaptı.

Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Ömer Küçük, Muhammed İhsan Oğuz Vakfı Başkan Vekili M. İhsan Oğuz ile Merkez Müdürü Doç. Dr. Mustafa Aykaç’ın da katıldığı konferans, Muhammed İhsan Oğuz’un Vesiletü’n Necat İlmihal Kitabı Yarışması’nda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin