Karabük Postası tarafından
20 Mayıs, 2014 15:16 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

BAŞYAZI

Kamuoyuna Duyuru Geçtiğimiz günlerde TOKİ ile ilgili olarak yaptığımız “Verilen Sözler Yalan Oldu” başlıklı haberimizin yankıları devam ederken, AK Parti İl Başkanının  bizi  yalancılıkla itham etmesini doğrusu yadırgadık. Bizler,  TOKİ mağdurları diyoruz. Çünkü gerçekten mağdurdurlar. Onların sesine tercüman olduk.  “Seçimlerde kapımızı aşındıranlar şimdi uğramaz oldular. Bizlere indirim sözü verdiler ancak şu ana kadar bununla ilgili herhangi bir açıklama yapmadılar. Ne arayan var ne soran, her şey oy için miydi? Neden bizim sesimizi duyurmuyorsunuz yoksa yandaş Basın mısınız diyorlar”  Bizler de sorumlu habercilik gereği TOKİ mağdurlarının sesini üst makamlara duyurmak ve dikkat çekmek için onların söylediğini habere çevirdik.  Bu Haberi yaptıktan sonra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili sayın Mehmet Ali Şahin tarafından Gazetemize TOKİ’de yapılacak indirimin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandığını içeren bir faks gönderildi ve bu haberi de Gazetemizde yayınladık. Şimdi soruyoruz. Halkın dediğini Gazetede yazmak suç mu?  Şayet önümüzde bir seçim olsaydı siz bu TOKİ’de yapılan indirimin onaylandığını elli kere kamuoyuna deklere ederdiniz. Şimdi de “Başbakanlıktan onay olarak çıktı ve finansman dairesinde bunun detay çalışması yapılıyor” diyorsunuz?   Bu açıklamanın onay alındıktan sonra yapılmasını beklerdik. Biz şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da; halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz. Bizim yalan haber yaptığımızı savunanlar, aylarca  Gazetemiz tarafından yazılmasına rağmen Üniversite Mahallesine hatır  belasına Karayollarına ancak  üst geçit yaptırdılar. 8 senedir bir Olimpik Yüzme Havuzunu bitirtemediler. Milli Eğitim Müdürlüğü binası ortada, Şirinevler’e yapılan Akıllı Hastaneyi  seçimlerden önce henüz tam manasıyla bitmeden alel acele açtılar ve bir çok mağduriyete yol açtılar. 5000 Evler  Doğum ve Çocuk Hastanesinin kapatılmayacağını söylediler, kapatmadılar ama  koskoca binaya Fizik Tedavi Ünitesi koyarak atıl duruma düşürdüler.  Bu arada Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu desen kaç sezondur ancak bitti. Keltepe’ye Kayak Merkezi  yapılamayacağını  en yetkili ağızlar açıkladığı halde bunu yapılacakmış gibi gösterip,  ön ödeneğinin çıkarıldığını açıklamak yalancılık değil de nedir? AK Parti’nin en güçlü olduğu dönemde dahi  Karabük’ün Belediye Başkanlığını MHP’ye kaptıran  ve bu başarısızlıklarını, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan seçimler de tekrarlayanlar, kendilerini sorgulayacaklarına, bizi yalan habercilikle suçlayarak, rahatlıyorlar. Gazeteciliğin  gerçeklerinde en önemli bir olay vardır. O DA ŞUDUR: “DOĞRU HABER”  Yalanlanır!... KARABÜK POSTASI          
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Trabzon’un risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge olmadığını belirterek, "Önceki günkü deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak şehrimiz açısından daha da önemli olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ). Bu fay zonu çok büyük depremler üretme kapasitesine sahip. Deniz içerisindeki depremlerden çok KAFZ’da meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir" dedi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre önceki gün saat 23.15’te Trabzon’un Ortahisar ilçesinin yaklaşık 28 kilometre açığında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, depremin şaşırtıcı olmadığını dile getirdi. Özellikle alüvyal zeminlerde, heyelanlı alanlarda bulunan yapıların mutlaka Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılması, eğer yapılmadıysa kontrol ettirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Depremin büyüklük ve şiddet kavramını bilmemiz gerekiyor. Şiddet Romen rakamıyla gösteriliyor ve hissettiğimiz sarsıntı gücüne göre değişiyor. Örneğin dolaplar ve avize sallandıysa bunun şiddeti farklı adlandırılıyor. Deprem büyüklüğü ise cihazlarla ölçtüğümüz aletsel büyüklüktür. Farklı büyüklükteki depremler aynı şiddette olabilir, aynı şiddetteki depremler farklı büyüklükte de olabilir. Sağlam olmayan zeminlerde şiddet daha fazla olacaktır. Çünkü şiddet yerel zemin şartlarına göre değişiyor. Bu son 3.7 büyüklüğündeki depremde de sahile yakın alüvyal zeminler daha fazla sallandı. Depremin olması bizim için şaşırtıcı değildi. Biz senelerdir Karadeniz içerisindeki faylardan bahsediyoruz. Burada depremler meydana gelebilir, normaldir. Karadeniz’de yine daha önce Gürcistan açıklarında ve Bartın’da 5-6’dan büyük depremler meydana geldi. Bölgemiz aslında aktif bir bölge. Her ne kadar deprem tehlikesi haritasında en büyük yer ivmesi 0.2 g olarak ifade edilse de zeminin kaya olduğu varsayımına dayanarak yapılan bir harita. Tabii ki bu harita yanlış değil. Bu bize bölgesel anlamda, parsel bazında da çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor. Heyelan içerisindeki bir yapı tabii ki bunu 0.2 g olarak hissetmiyor, daha büyük hissediyor. Kahramanmaraş depremlerinde de gördük, çok yüksek ’g’ kuvvetlerine ulaştık. Deprem açısından bölgemiz oldukça aktif. Depremden zarar görmemek tamamen bizim elimizde olan bir şey. Yapılarımızı uygun tasarlarsak; deprem, yapı ve zemin ilişkisini doğru kurarsak bir zarar görmeyiz. Trabzon risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge değil. Buna artık alışmamız lazım" şeklinde konuştu.

"Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda (KAFZ) meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir"
Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon’u oldukça olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Akın, "Deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak deprem açısından daha önemli olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAFZ). Çok büyük depremler üretebilen bir fay hattı. Bizim buna uzaklığımız yaklaşık 150 kilometre. Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük depremi olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da can kayıpları yaşandı. Yedisu bölgesinde 7’den büyük deprem bekliyoruz. Burada meydana gelebilecek deprem Trabzon için büyük bir problem oluşturabilir. Deniz içerisindeki faylar alüvyal alanlarda daha çok hissedilir. Meydana gelen deprem aslında çok yıkıcı bir deprem değildi, küçük büyüklükte ve düşük şiddetli bir depremdi" diye konuştu.

"Trabzon ve çevresinde tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum"
Alüvyal alanlarda deprem enerjisinin yükseldiğini kaydeden Akın, "Özellikle sosyal medyada kullanıcıları ‘avizeler hiç sallanmadı’ dediler. Çok doğrudur, avizeler sallanmadı. Bunun nedeni bizim depreme çok yakın, yaklaşık 20 kilometre uzakta olmamızdı. Biz sadece ’P dalgası’nı hissedebildik. Daha çok sallama şeklinde değil de alttan vurma etkisi oluşturan bir dalgadır. Dolayısıyla avizeler sallanmadı. Sadece binaların altından bir vurma etkisi meydana geldi. Trabzon ve çevresinde hayatı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Anadolu Fay Hattı bizim için daha önemli. Dikkate alınması gereken en büyük tehlike budur" ifadelerini kullandı.

"Çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum"
Artçı depremleri tahmin etmenin zor olduğunu belirten Akın, "Genellikle artçılar 1-2 derece düşük olur. Eğer bu öncü depremse daha büyük deprem olması beklenir. Fakat biz öyle bir deprem beklemiyoruz. Düşük bir ihtimal de olsa artçı olarak 1.5-2 büyüklüğünde depremler de meydana gelebilir. Bu tamamen fayın yüklendiği stres ve fayın geometrisine göre değişecektir. Bu deprem özelinde çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin