Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Nisan, 2019 13:50 tarihinde yayınlandı
0

Başkan Zeki Çaylı’dan HES açıklaması

“HES’lere değil Şeker Kanyonuna yapılacak HES’e karşıyız“

Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı, yaptığı yazılı açıklamada, Hidro Elektrik Santrallerine karşı olmadıklarını, Şeker Kanyonuna yapılacak HES Projesine karşı olduklarını söyledi.
Çaylı, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
Yenice ve ülke kamuoyunu uzun süredir meşgul eden ve ilçemiz turizminin mihenk taşlarından birisi olan Şeker Kanyonuna yapılması planlanan hidro elektrik santrali projesinin ekonomik yönden bir getirisi olmayacaktır. Sadece 7500 haneye yetecek Şeker’e HES projesi rakamlardan da anlaşılacağı gibi çok cazip ve getirisi olmayacak bir projedir. Burada bir kamu yararı yoktur. Turizmin getirisi HES’ten kat kat fazla olacaktır.Bu konuda niçin ve ne amaçla ısrar edildiğini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Şeker Kanyonu ilçemizin can damarıdır ve turizme açılma çabası içindeki Yenice’mizin olmazsa olmazıdır. Buraya yapılacak HES’e daha ilk günden bu yana olduğu gibi karşıyız. İşin takipçisi ve önderi olan Yenice Platformunun çalışmalarını takdirle izliyoruz. Bu şehrin bir idarecisi ve Yenice’nin bir yaşayanı olarak Yenice Platformunun destekçisiyiz. 22 Nisan 2019 Pazartesi günü Şeker Kanyonunda yapılacak etkinliklere Yenice Belediyesi Ailesi olarak destek ve katkı sağlayacağız. Yenice hepimizin. İlçemize gelebilecek olumlu yatırımlara destek olmak görevimiz olduğu gibi , olumsuz ve doğayı tahrip edecek yatırımlara da karşıyız.
Yenice Platformunun önderliğinde yapılacak 22 Nisan Şeker Kanyonu etkinliklerine sağduyulu Yeniceli hemşehrilerimizi destek olmaya davet ediyor, saygı, sevgi , selam ve muhabbetlerimi sunuyorum “ dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin