blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Ocak, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Başkan Doğan: “Fabrika yeri hazır; Chery gelirse gelir, gelmezse başka firmalara veririz”

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, otomobil fabrikası kurulması planlanan alanın tüm altyapısıyla hazır olduğunu ve yatırımcıyı beklendiğini ifade ederek, "Chery gelirse gelir, gelmezse başka firmalara veririz" dedi. MKE ve BAYKAR yatırımlarının Samsun’u savunma sanayinde güçlü bir merkez haline getireceğine dikkat çeken Doğan, "BAYKAR, Chery’den daha önemli bir yatırım" değerlendirmesinde bulundu.
Samsun’un uluslararası ve ulusal yatırımcılar için cazibe merkezi hâline geldiğini vurgulayan Başkan Doğan, Chery için tüm eksiklikleri giderilen alanın yatırımcının kararını beklediğini söyledi. Alanın hem konumu hem de altyapısıyla büyük bir avantaj sunduğunu dile getiren Doğan, "Chery gelirse kendileri için de bir kazanç olur. Gelmezse, biz bu alanı başka firmalara tahsis ederiz" diye konuştu.

"MKE fabrikasının yanında silah satış noktası yapacağız"
Türkiye’den birçok kişinin silah almak için Ankara’ya gitmesine gerek kalmayacağını dile getiren Başkan Halit Doğan, "Samsun bazı alanlarda teşvikli bir il haline geldi. Otomotiv parçaları, savunma sanayi ve medikal cerrahi aletler bunlardan bir tanesi. Savunma sanayi ile alakalı Çarşamba’ya MKE büyük bir yerleşke oluşturuyor. Şu anda eski şeker fabrikasından kalan hangarları da üretime başlayacak şekilde hazır hale getiriyorlar. Biz de yan tarafına bir itfaiye teşkilatı kuracağız. Yine yan tarafına bir silah satış noktası oluşturuyoruz. Doğu Karadeniz’den, buralardan belki de Doğu Anadolu’dan Ankara’ya silah almak için gitmek zorunda kalanların artık gitmeyeceği, Samsun’u tercih edecekleri bir mekan haline gelmiş olacak. Büyükşehir olarak bunu biz yapıyoruz" şeklinde konuştu.

"BAYKAR’ın dışında yeni savunma sanayi firmaları sırada"
Savunma sanayi anlamında Samsun’un önemli firmalara ev sahipliği yaptığına ve yapmaya devam edeceğine dikkat çeken Başkan Doğan, şöyle devam etti:
"Savunma sanayiyle alakalı yatırımların ilavesi olarak BAYKAR’a da bir özel endüstri bölgesi ilan edildi. 400 dönümlük de BAYKAR’ın bir yatırımı olacak. Bunun haricinde ilgilenen savunma sanayi firmaları var. Hem Havza Organize Sanayi Bölgesi’nde hem merkezdeki yeni OSB’de hem de Çarşamba OSB’de savunma sanayi firmaları yer aldı. Orada da çalışmalara başlıyorlar. Bafra ile ilgilenen bir firma var. Dolayısıyla savunma sanayi ile alakalı artık bir yol almış gidiyoruz."

"Yerimiz hazır, Chery gelirse gelir, gelmezse başka firmalara veririz"
Uzun bir süredir konuşulan Chery’nin Samsun’daki otomotiv fabrikası kurması konusu hakkında da bilgi veren Başkan Doğan, "Otomotivde şehrin önemli bir yerel markası var. Onlar bir şekilde devam ediyorlar. Şehirde uluslararası bir otomotiv firmasının da olmasını arzu ediyoruz. Bununla alakalı daha öncesinde ‘Otomotiv fabrikaları gelecekti ama yer gösteremediler’ denilen eleştirilerin muhatabı olan bir şehirken Samsun, bugün 1 milyon 200 bin metrekarelik bir alana gelebilecek bir yabancı otomotiv şirketine tahsis ettik. Bununla alakalı 4 elektrik hattı istendi, elektrik hatlarını çektik. SASKİ’nin içme suyuyla alakalı vermesi gereken tüm taahhütleri verdik. Bizim Samsun olarak uluslararası bir yabancı otomotiv firmasının gelmesiyle alakalı yapmamız gereken her şeyi; valilik, büyükşehir belediyesi ve bakanlığımızla birlikte yaptık. Bu saatten sonrası ülkeler arasındaki anlaşmalar, ticari birliktelikler ve ülkelerin vereceği kararlara bağlı. Biz nihayetinde OSB’de de bir yatırımcı firmayla sözleşme imzalıyoruz. ‘3 ay sonra ben yatırım yapamıyorum, paramı geri veririm, çıkmak istiyorum’ diyen firmalarla da muhatap oluyoruz. Bu da nihayetinde böyle bir süreç. Bakalım, bizim yerimiz çok güzel. Samsun çok güzel. İnşallah Mersin-Samsun hızlı tren hattıyla Samsun lojistik ve yük taşımacılığı anlamında da çok daha cazibesi yüksek bir şehir haline gelecek. OSB’nin önünde bir liman da planlıyoruz. Chery gelirse bu Chery için de bir kazanç olur. Gelmezse kendileri bilir. Bizim yerimiz çok güzel. Başka firmalara da verebiliriz. Nihayetinde biz yatırımcıları kaçırmayan, yatırımcıların bu şehre gelmesini sağlamak için uğraşan bir yönetimi temsil ediyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Gelmeleriyle alakalı da elimizden geleni yaptık. İnşallah bundan sonraki süreci bekleyip hep beraber göreceğiz" ifadelerini kullandı.

"BAYKAR, Chery’den daha önemli"
BAYKAR’ın Samsun yatırımının en az Chery yatırımı kadar, hatta daha önemli olduğunu vurgulayan Doğan, açıklamasını şöyle tamamladı:
"İnsanlar olarak gelenle değil de gelmeyenle ilgilenmeyi seviyoruz. MKE’yi belki de 5-10 yıl önce konuşsaydık, ‘MKE’nin Samsun’da ne işi var’ denilebilirdi. MKE geldi ama çok uğraş vermeden, çok dillendirmeden getirmiş olduk; Mehmet Muş Bakanımız, Valimiz, milletvekillerimiz ve Cumhurbaşkanımızın iradesiyle. Sanki çok önemsizmiş gibi algılanıyor. MKE, Chery kadar önemli bir iş. BAYKAR bence daha da önemli bir iş. Bu, başka savunma sanayi firmalarının da buraya gelmesini sağlıyor. Dolayısıyla biz elimizden geleni yapalım, hayırlı olanı isteyelim. Allah hayırlısı neyse onu nasip etsin inşallah."

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
25 Ocak, 2026 12:55 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

MAAŞIN NE KADAR?

20 MİLYAR !

1 Ocak 2005 yılında, TL den 6 sıfır atıldığında, 1.000.000 TL= 1 TL olmuştu. 1 ABD Doları ise, 1.3 TL ye eşitlenmişti. O tarihten daha 1 gün önce, 31 Aralık 2004 te 1 dolar almak için yaklaşık 1 milyon 300 bin TL veriyorduk.
Hatırlayınız, Dolar ile TL yi neredeyse kafa kafaya getirince nasılda kendimizi iyi hissetmiştik!
Liradan sıfırların atılması zor ve riskli bir prosesti. Dönemin Merkez Bankası Başkanı Rahmetli Süreyya Serdengeçti'nin büyük emeklerle hazırlamış olduğu proje başarıyla sonuçlanmıştı.
Neticede, milletin biraz kafası karışmıştı.
Bugün hala bin liraya 1 milyar diyenleri görüyoruz. Maaşın ne kadar oldu? diye emeklilere sorun, çoğu 20 milyar diyecektir.
İlginç günlerdi, 2005 yılından önce ülkede herkes milyarderdi!

TL den 6 sıfırı atmasaydık, şimdi 1 dolar almak için 43 milyon TL verecektik. Tuvalete de 20 milyon TL ödeyecektik.
Ev almak için 5-10 trilyon'u gözden çıkaracaktık.
Asgari ücret 28.000.000.000 ₺ ( 28 milyar lira ) olacaktı.
Yanlış hatırlamıyorsam bu yılın bütçesi 19 trilyon liraydı. TL den 6 sıfır atmasaydık, bütçe ne kadar olacaktı? diye merak ettim. 19 trilyona 6 sıfırı eklemeye kalktım. Telefonumun hesap makinesi 15 sıfırdan fazla yazamazsın diye uyarı verdi.

2005 te iyi ki, liradan 6 sıfırı atmışız. hesabın içinden çıkamaz, bütçe falan yapamazdık!
Ben yüzyılın vizyonu diye buna derim!
Hoş, aradan geçen 20 yılda tekrar başa dönmeye başladık. Olsun, hiç önemli değil! Artık deneyimliyiz, tekrar sıfırları atar, doları bile pul eder, dünya piyasasından sileriz! Dünyanın en değerli parası TL olur! Böyle bir durumda 1 kuruş, yarım kuruş, çeyrek kuruş, hatta daha da küçük bozuk paralar basmak gerekirse de basarız. Darphane ne güne duruyor?

Şaka bir yana, paramızın bu kadar değersiz olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Dikkatinizi çekmiştir. Bazı iş yerleri "Metal para ihtiyacımız var" diye camlarına yazı asıyordu. Şimdi yüzüne bakan yok. Metal parayı geçtim 5 ve 10 TL ye de ihtiyaç kalmadı. En küçük para 20 TL oldu. Yakındır onunda kaybolması!
En büyük kağıt paramızla lokantada anca 1 tas çorba içebiliyoruz. Nerdeeen nereye!

Almanya'da Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yüksek enflasyon ve aşırı arz nedeniyle paranın değeri düşmüş ve Almanlar, bir somun ekmeğin 201 milyon Mark'a çıktığı 1923 yılında ekmek almak için fırına el arabası ile para götürür hale gelmişlerdi. Adamlara ders olmuş ki, şimdi dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri oldular. Bu gidişat hiç iç açıcı değil. Aman! Allah korusun! Almanların 2. Dünya savaşındaki durumuna düşmeyelim. 100 dolar almak için 4336 TL, 100 Euro almak için 5129 TL vermemiz gerekiyor. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak bunu kabullenemiyorum.

Peki neden 500 lük 1000 lik hatta 5 binlik banknotlar basılmıyor? Bunun birden fazla nedeni var. En önemlisi artık tüm dünyada devletlerin nakit kullanımını istememesi. Çünkü nakit kullanımı arttığında kayıt dışı ekonomi artıyor. Bu da ciddi bir vergi kaybına neden oluyor.
İşin birde psikolojik yönü var. Asgari ücretli biri bankaya gidip, maaşını çekmek istediğinde, eline tam 140 adet 200 lük banknot sayıyorlar. Hepsi 100 lük olursa 280 adet. Cüzdana koysa sığmaz. Bankaya çantayla gitmesi lazım. Çok para aldığı algısına kapıyor, morali düzeliyor.5 binlik banknotlar basılmış olsa, banka maaşını 5 binlik olarak 5-6 adet olarak verecek, garibimin morali bozulacak. Ülkeyi yönetenler bu konuda çok hassas! Vatandaşın moralini bile düşünüyorlar!

Büyük banknotların basılmamasının diğer bir nedeni de, halkta oluşacak hiperenflasyon algısı.
500 ya da 1000 TL'lik banknotlar basılmış olsa birkaç ay sonra onlarda pula dönecek,
Vatandaşın morali yine bozulacak!
Enflasyon kırılmadan büyük banknotların basılmasın bu yüzden bir anlamı yok!

Hükümet 500 TL 1000TL ve 5000TL basmayarak, kredi kartı kullanımını yaygınlaştırıyor. Kayıt dışını ve vergi kaçağını kontrol altına alıyor. Fakat bir şey gözden kaçırılıyor yada önemsenmiyor diye düşünüyorum. Türkiye'deki bankaların çoğu yabancıların elinde!
Bankaların kredi kartlarından aldığı milyarlarca komisyon yurt dışına akıyor!

Konunun uzmanları, "Merkez Bankasının büyük paraların basımı konusunda bir çalışması var. Piyasaya sürmek için enflasyonun kontrol altına alınması bekleniyor." diyorlar.

Böyle bir ekonomik modelde enflasyonun kontrol altına alınması mümkün mü? diyeceksiniz.
Onu da Sn.Mehmet Şimşek'e sorun. Benden bu kadar.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.