Başkan Değirmenci: “KARDEMİR'de Ne Hak Ediyorsak Onu Almak İstiyoruz" - Karabük Haber Postası
Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver
673ddb4c8a641
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2024 15:51 tarihinde yayınlandı
0
0

Başkan Değirmenci: “KARDEMİR’de Ne Hak Ediyorsak Onu Almak İstiyoruz”

Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci, örgütlü oldukları KARDEMİR’de toplu sözleşme görüşmelerin yakında başlayacağını ifade ederek, “Biz ne hak ediyorsak onu almak istiyoruz” dedi.

İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Özçelik – İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci, bakanlığa yetki süreci başvurusunu tamamladıklarını ve Karabük’teki işçilerin kendilerinden neler beklediklerinin de farkında olduğunu kaydetti.


Genel Başkan Değirmenci, “Toplu sözleşme bir bütün. İnşallah yetki sürecine girdik. Karabük Şube Başkanımız Kenan Yılmaz başkanlığında üyelerimizin taleplerini arkadaşlar toparlıyorlar. Genel merkezimize gelecek ve genel merkezimizle beraber toplu sözleşme taslağımızı hazırlayıp işverene sunacağız. Süreci başlatmış bulunuyoruz. Çünkü bakanlığa yetki süreci müracaatını tamamlamış olduk. Tabii Kardemir işçisinin bu hayat pahalılığında sendikasından neler beklediğinin farkındayız. Özellikle demir çelik sektörü dediğimiz de, ülkenin en ağır iş kolunda çalışan üyelerimizin hayat pahalılığına karşı korunması yönünde sendikasından bu toplu sözleşmeden beklentilerin de farkındayız. Dolayısıyla işverenle günün koşullarını, Kardemir’in durumunu, üyelerimizin beklentilerini dikkate alarak temsilcilerimizle, şubemizle, genel merkezimizle ortaklaşa yapacağımız çalışma sonucunda fevkalade mutlu edecek bir toplu sözleşmeyi üyelerimize hediye etmek istiyorum. Bununla ilgili bugüne kadar yaptığımız çalışmalarda arkadaşlarımızı hiç mahcup etmedik. Bu toplu iş sözleşmede de mahcup etmeyeceğiz inşallah” dedi.


Ücret konusunda Kardemir işçilerinin diğer kurumlardaki işçilerin gerisinde kaldığını belirten Değirmenci, “Kardemir kar ettiğinde de biz çalışanlarıyla kar etti, zarar ettiği ortada, bizimle beraber zarar etti. O zaman bizim suçumuz yok. Çalışanlar olarak biz yedi buçuk saatlik emeğimizi, verimli bir şekilde harcıyoruz. Yönetim şeklimi, üretim şekli mi? Talepler mi? Ben bunları bilemem. Kimsenin işine karıştığım da yok. Ama orada emeğini satan, pazarlayan işçinin zararda hayatta katkısı olmaz. Dolayısıyla biz Kardemir’in tabii ki ekonomik durumunu ciddiye alırız, dikkate alırız. Ama bu bizim emeğimizin karşılığını ucuzlatacak anlamına gelmesin. Biz ne hak ediyorsak onu almak istiyoruz. Zararla ilgili çözümü arayanlar biz değiliz. Biz olmamamız lazım. Yönetim tarafı olması lazım. Yönetim daha bu zararın nedenlerini niçinlerini araştırıyordu. Önümüzdeki 2025 yılında demir çelik sektöründe bir rahatlama ve pazarın genişleyeceğini düşünüyoruz hep beraber. O zaman bu zararlar telafi edilir. Kaldı ki işletmelerin iş yerlerinde yılın sonuna bakılır. Altını çizdiğinizde kar mı ediyorsunuz, zarar mı ediyorsunuz? O zaman belli olur. Üç çeyrekte zarar eden Kardemir’in dördüncü çeyrekte toparlanmayacağını düşünmek mümkün değil. Belki de toparlayacak. 2025 yılında daha ümitli gireceğiz belki. Zaten bu toplu sözleşmemiz de 2025-2026 dönemini kapsayacak. Dolayısıyla biz önümüzdeki sürece göre çalışanların beklentilerini, geçim şartlarını, huzuru, sağlığı, refahı, çalışma esnasındaki huzurlu çalışmaları dikkate alarak toplu sözleşme görüşmelerine başlar ve sonuçlandırırız. Dolayısıyla bu zarar noktasında bizim gerçekten yapacağımız bir şey yok” dedi.

“Babadan oğul konusu da masada olacak”

Değirmenci, babadan oğula konusundaki alımlarla ilgili de açıklama yaparak, “ Fabrika yönetimiyle yaptıkları geçmişteki görüşmelerde babadan oğula sistemini hayata geçirelim ve ayniyat duygusu oluşmuş, evinde çalışanının yanında büyümüş evlatlarımız oraya alalım diye bir mutabakatımız var idi. Bu bir dönem uygulandı. Şimdi sayıları bildiğim kadarıyla 70-80 civarında olan bir grup var. Ben yönetime de söyledim. Bundan sonraki görüşmemizi de söyleyeceğim. Bir sefere daha mahsus bu arkadaşlarımızın çocuklarının Kardemir’e alalım, sonrasında bu meseleyi kapatarak hakkaniyetli bir işçi alım süreci devam etsin. Zaten öyle devam ediyor. Üyelerimizin bizden beklentileri var. Ben yönetimden aldığım olumlu havayı üyelerimize ilettim. Merak etmeyin, sizin sorunlarınız yıl başından önce çözülecek diye. Bu toplu sözleşme görüşmelerinde bir sefere mahsus bu bekleyen arkadaşlarımızın çocuklarını Kardemir’e işe başlatmamız lazım. Bununla ilgili de görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah bir sorun olacağız düşünüyorum. Şimdi Kardemir’de bana göre bir problem var. Yönetim Kurulu Başkanımıza da ilettim bunu. Bir tarafta fazla mesaili çalışma var. Bir taraf fazla işçi var. Bu işletmelerin yapacağı iş organizasyonunda, planlamasında eksik yere fazla yerden kaydırarak bir denge sağlanması lazım. O zaman eksik ortaya çıkıp ona göre personel alınması lazım. Tabii ki eksik var. Ama bir tarafta fazlalık var. İşte bu dengesizliği önce içimizde çözmemiz lazım. Ben yönetim kurulu başkanımıza yetmiştim. Çok tecrübeli alanında yeterli bir genel müdürümüz iş başına geldi. Demir çelik sektöründe yıllarını eksiltmiş bir arkadaşımız orada genel müdür. Ona da söyledim. Siz planlamanızı bir yapın eksik yerlere fazla yerlerden aktarım yapın. Bir denge sağlansın. Ondan sonra eksik eleman ortaya çıkacak. Ve ondan sonra işçi alınması lazım. Eksik eleman buna rağmen çıkacak, ben inanıyorum”

“Hem çalışanların çocuklarını hem de orada vagon boşaltma dahil 70 -80 tane yıllardır ağır işlerde çalışan taşeron işçi arkadaşlarımız var. Bunların da bizden ve yönetimden beklentisi var” diye devam eden Genel Başkan Değirmenci, “Bunların da kadroya alınmasıyla birlikte nereden baksan yüz elli civarında elemanı aldık. Bir 150 daha alsanız altı yüzü tamamlarsınız. Ve devletimizin büyüğüne karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. Kardemir’in de işi eksikliğini gidermiş oluruz. Aksi halde yaş ortalaması ilerledikçe o fazla çalışan arkadaşlarımızda iş kazası bitti artar, hastalık artar. Yorgunluk başka felaketleri getirir. Yoksa işçi fazla mesai yapmakla çok fazla ücret alacağını ben biliyorum. Herkes biliyor. Ama ücret çözüm değil ki. Sağlık ve verimlilik önemlidir. Dolayısıyla bu konuda da görüşümüzü belirttik. Önümüzdeki süreçte bunu da tekrar değerlendireceğiz inşallah” diye konuştu.

“Karabük’e yakışır bir şube binası inşaat edeceğiz”

‘Karabük benim göz bebeğim, ciğerim, canım’ diyen Genel Başkan Değirmenci, “Kendi öz malımızla sendikacılık yapar hale geldik. Genel Merkez binası, İskenderun şube binası, konuk evini yaptık, şubelerin bütün dairelerini aldık, elhamdülillah. Bu işler zor ve riskli işler. Herkesin hakikaten bize destek olunup, sahip çıkılması gereken bir iş bu iş. Karabük bizim gözbebeğimiz. Sendikamızın kurulduğu yer. Her ne kadar orada ileri geri konuşanlar olsa da biz onlara kulağımızı tıkadık, işimize bakıyoruz. Karabük’e kurulmuş bir sendikaya yakışır bir şube binasını Karabük’e ve Karabük emekçilerine hediye etmek benim boynumun borcu. Biz düğmeye basıp binamızı yıktık. Belediye ile ilgili işlemlerimizi tamamladık. Zemin etüt çalışmasını yerine getirdik. Şimdi proje aşamasındayız. İnşallah 8 katlı koskoca devasa bir eseri yapmak için yola çıktık. Ankara Üniversitesi’nden bu konuda Türkiye’de uzman birkaç arkadaş üzerinden projemizi çizdirmeyi hedefliyoruz. Projeyi çizdikten sonra o bizim proje namusumuz. O projeyi biz kısa zamanda tamamladıktan sonra teklifler toplayacağız. Başta Karabük’te kendine güvenen öz sermayesi olan burayı yapabileceğine kendinde emin bir vasıf gören bütün müteahhit arkadaşlarımızdan teklif toplayacağız. Belki başka şehirlerden de çıkacak. Ama buradaki ölçümüz iki tane. Bir kaliteli bir binayı güvenli bir müteahhitte yaptık. İki, tabii ki ucuza yaptırmak. Kaliteli bir binayı daha uygun ekonomik bir fiyata kim teklif ederse ona yaptırmak. Burada sendikamız çok açık ve şeffaf aleni herkesin huzurunda herkesin bildiği şekilde belki gelen teklifleri de son kez değerlendirdikten sonra kamuoyuna yapacağımız açıklamayla da herkese bilgilendirebiliriz. Ama gönlüm Karabük’ten bir babayiğidin çıkıp bu binayı yapmasından yana. Olmuyorsa alan müteahhit kim nereden olursa olsun inşaatta kullanılacak bütün malzemeleri Karabük esnafından alacak, onu şart koşacağız. İster Karabüklü bir müteahhit alsın, ister başka yerden bir müteahhit alsın ama inşaatta kullanılacak bütün malzemenin Karabük esnafından temin edilmesi yönünde de bir yaptırım olacak. Bu büyük eser, büyük bir eser. Bir genel merkezi yaptırdığımızda çok pahalı gelmişti ama şimdi ucuz olduğu gözüküyor. Enflasyonla para eridi ve binanın değeri arttı ama belki de genel merkezimizden iki üç katı fazla bir maliyetle bir bina yapacağız oraya. O bina belki de Karabük’te ilk göze çarpan mükemmel bir bina olacak. Dolayısıyla binamızı yapmaya talip olan herkesin kendine güveni olması lazım ve sermayesi olması lazım. Proje çıktıktan sonra o hedefi açıklamak lazım. Çünkü projenin nasıl çıkacağını bilmiyorum. Aşağıya bir kat mı israf mı inecek? Onu bilmiyoruz. Otoparkı falan çözelim diyoruz. Ama şu anda proje çıkmadığı için bir hedef belirleyemiyoruz ama bizim paramız var. Biz kredi falan kullanmayız. Müteahhit de kendine güveniyorsa bir yıl içerisinde o bina biter, bir buçuk yıl içerisinde de taşınırız inşallah. Ama güzel ofisler çıkacak” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
dmd hastasi berkay ve eren kardeslere futsal turnuvasi ile umut oldular n7UBfZmr
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Nisan, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

DMD hastası Berkay ve Eren kardeşlere Futsal Turnuvası ile umut oldular

Trabzonlu DMD hastası Yavuz Berkay ve Muhammed Eren Sansar kardeşler yararına İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından düzenlenen bağış ve farkındalık amaçlı Futsal Turnuvası bugün yapılan final karşılaşmasıyla tamamlandı.

Özellikle erkek çocuklarda görülen bir kas erimesi hastalığı olarak kendini gösteren Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Yavuz Berkay (11) ve Muhammed Eren Sansar (7) kardeşler yararına düzenlenen Futsal Turnuvası final karşılaşmasıyla sona erdi. İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi tarafından organize edilen, bağış ve farkındalık amaçlı turnuva yoğun katılım ve ilgi gördü.

Final müsabakası, DMD hastası Yavuz Berkay’ın düdük çalmasıyla başladı. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’in başlama vuruşunu yaptığı karşılaşmayı, kardeşlerin babası Ferhat Sansar ve annesi Nuray Sansar da çocuklarıyla birlikte takip etti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği final müsabakası çekişmeli anlara sahne olurken, karşılaşma 3-2’lik skorla tamamlandı. Turnuvayı birinci olarak tamamlayan takımın kaptanı, organizasyon kapsamında toplanan bağışı Sansar ailesine teslim etti. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte, hem farkındalık oluşturuldu hem de DMD hastası kardeşler için önemli bir destek sağlandı.

Final karşılaşmasını tribünden takip eden Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, yaptığı açıklamada “Hastalıkla mücadele eden iki tane yavrumuz var. Onların sağlığına kavuşabilmesi için güzel bir organizasyon oldu. Çocuklarımız bu organizasyonda bir bağış kampanyası da düzenlemişler. Bu yaşta hasta çocuklarımıza destek veriyorlar. Rabbim Berkay ve Eren kardeşlerin şifasını versin” dedi.

İbrahim Erdemoğlu Spor Lisesi Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni Yalçın İnan ise “Bu organizasyon başlığı DMD hastası çocuklarımıza katkı sağlamak. Her takımımızda en az iki tane kadın futbolcu olmasını istedik. Her sınıftan bir tane öğrenci bulunmak zorunda. Burada aynı zamanda sınıflarımız arasında kaynaşmayı da sağlamak istedik. Akademi dersi öğretmenlerimizi de sahaya indirdik. Herkese ayrı ayrı görevler verdik. Elimize taşın altına koymak istedik. Asıl amacımız ortak bir şey yapabilmekti. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Çok zor durumda olan ailelerimiz var. Farkındalık oluşturarak kampanyalara katkı sağlamak istedik” diye konuştu.

Anne Nuray Sansar ise “Yavrularım için bu iyilik hareketini başlatanlara teşekkür ederim. Allah hepsinden razı olsun. Valilik onaylı kampanyamızda şuanda 8. aydayız. Maalesef yüzde 5’lik bir dilimdeyiz. Hızlı olmamız gereken bir sürece girdik. Doktorlar kas yıkımının arttığını söylüyorlar. Yavuz Berkay parmak ucunda yürüyor. Bir an önce bu meblağı toplayıp yavrumuzu Dubai’ye getirerek ilacına kavuşturmak istiyoruz. Yavuz Berkay şuanda 11 yaşında. Yürüme yetisini kaybetmeden bu ilaca ulaşmamız gerekiyor. Kardeşi Muhammed Eren de aynı hastalıkla mücadele ediyor. O 7 yaşında. Kas kaybı yeni yeni başladı. Ağabeyi tedavisini alınca sıra ona da gelecek. Gençlerimiz böyle yardım sever sosyal etkinliklerde bulunması çok önemliydi. Çok duygulandım. Mutlu olduk. Yavuz Berkay gençliğe doğru gidiyor. İnşallah gençlerimizin sayesinde Yavuz Berkay gençliğini daha güzel yaşayacak. İki kardeş futbolu çok seviyorlar. Bu organizasyonu duyunca çok mutlu oldular. Mutlu olmak bu hastalığı yavaşlatıyor. O yüzden mutlu oldular. İnşallah hastalık daha yavaş ilerler ve bu sürede zaman kazanıp ilaca kavuşuruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin