Reklam
Reklam
1 13
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Mayıs, 2024 20:38 tarihinde yayınlandı
0

Başkan Civa’dan çalışmalara zarar verenlere tepki

Karabük’ün Eskipazar Belediye Başkanı Serkan Civa, belediye tarafından yapılan çalışmalara zarar verenlere tepki göstererek, ” Bunların parasını ben cebimden ödemiyorum, sizin paralarınızdan çıkıyor” dedi.

Seçimin üzerinden yaklaşık 55 gün geçtiğini ifade eden Başkan Civa, bu süre içerisinde belediye personeli ile birlikte ilçenin acil ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştıklarını belirtti.

Terminal, otopark, tır ve kamyon garajı, çarsı içi trafik ve yürüyüş yolu, peyzaj ve çevre düzenlenmesi, çevre yoluna aile çay bahçesi yapım çalışmalarının devam ettiğini vurgulayan Başkan Civa, “Çevre yolundaki banklarımızı yeniledik. Biz bunların sadece yenilenmesine, tamirine 100 bin TL para ödüyoruz. Dün akşam koyduk, bugün sabah saat kaç? Yani akşamdan sabaha dağıtmışsınız. Arkadaşlar, ben bu yaptığım şeylerin hiçbir tanesini cebimden karşılamıyorum. Bunlar devletin, milletin, sizin paralarınızdan çıkıyor. Biz buraya nasip olursa çevre yoluna aile çay bahçesi yapacağız, buraya bir düzenleme yapacağız. Fakat biz sadece kamelyalarını yeniledik şimdilik. Yenilenen kamelyaları akşam koyuyoruz, sabaha dağıtıyorsunuz. Arkadaşlar yazık günah. Bunlar milli servet. Ben hiçbirini cebimden harcamıyorum. Bunlar yine sizin cebinizden çıkıyor. Yine sizden çıkıyor. Yani sizden ricam, sizden isteğim; bizim yaptığımız yerleri, ilçenin yerlerini lütfen, rica ediyorum düzgün kullanın. Dağıtmayın, parçalamayın. Yani yarın yine gelip siz oturuyorsunuz. Yarın yine sizin çocuklarınız, eşiniz oturuyor.” dedi.

Çarşı içerisinde de bir düzenleme yaptıklarını ifade eden Başkan Civa, “İnsanlar sürekli soruyorlar, merak ediyorlar, konuşuyorlar. ‘Neden kaldırımların yanı büyütüldü?’ deniliyor. Bizim ilçemizde kadınlar ve çocuklar çarşı içerisinde rahat hareket edemiyor, rahat yürüyemiyor. Kaldırımları maalesef biz kapatıyoruz. Kaldırımların yanında arabalar var. Kadınlar pazara gidecek, çarşıya gidecek bebek arabasıyla asfaltın ortasında yürümek zorunda kalıyor. Yani burada amacımız kadınlara, çocuklara biraz daha yürüyüş alanı açmak. Onların da ilçede rahat hareket edebilmesi için yaptık. Şu anda düzenleniyor. Düzenlendikten sonra eminim güzel olacak. Herkes rahat edecek. Esnaf da rahat edecek, halk da rahat edecek. İnşallah terminal binamızda bayrama yetiştirmeye çalışıyoruz. Yine pazar yerinin karşısında bir otopark düzenlememiz var. Onları da açacağız inşallah bayrama. Yani biz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Personelimiz de kısa zamanda güzel işler çıkarıyor. Sizden ricam lütfen bizim yaptığımız yerleri güzel kullanın. Yakıp yıkmayın, akşam koyduğumuz şeyi sabaha dağıtmayın.”diyekonuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay