Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Bartın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğinde aile içindeki pahaların pekiştirilmesi ve bireylerin sağlıklı alakalar kurması noktasında çalışmalar yürütülecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesiyle ülke genelinde ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumları arasında iş birliği yapılacak. Bu doğrultuda Bartın Üniversitesi (BARÜ) Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun’u ziyaret eden Bartın Aile ve Toplumsal Hizmetler Vilayet Müdürü Yavuz Korkmaz, bireylerin farkındalığını artırmak ve ailelerin sosyo-kültürel gelişimlerine takviye olmak için fikir paylaşımında bulunuldu. Görüşmede; yıl boyunca aile içindeki pahaların pekiştirilmesi, toplumda dayanışma kültürünün güçlendirilmesi, ailenin birlik ve beraberliğini korumak gayesiyle etkinlikler yapılması konuşuldu.
İl Müdürü Korkmaz, ailenin korunması ve desteklenmesi noktasında akademik çalışmaların ehemmiyetine değinerek BARÜ bünyesinde yürütülmesi hedeflenen faaliyetlere yakın ilgisinden ötürü Rektör Uzun’a teşekkür etti.
Üniversitelerin tüm paydaşlarıyla iş birliği içerisinde topluma ulaşan çalışmalar yapmasının kıymetine dikkat çeken Rektör Uzun ise “Bartın Üniversitesi olarak ‘Aile Yılı’ çerçevesinde genç nüfusun korunması, geçmişten günümüze aktarılan bedellerin koruma edilmesi ve aile kurumunun güçlendirilmesi için akademik takviye vermeye devam edeceğiz. ‘Ailemiz Geleceğimiz’ sloganıyla Türkiye genelinde çıkılan bu yolda toplumsal hayatta bayan ve ailenin ehemmiyeti, aile içi irtibat bahislerinin üzerine eğileceğiz. Topluma katkı misyonumuzla ülkemizin sağlıklı aile bireyleri yetiştirilmesi maksadına katkı sunacağız. Bu düşüncelerle iş birliği içerisindeki yaklaşımları münasebetiyle Bartın Aile ve Toplumsal Hizmetler Vilayet Müdürü Sayın Yavuz Korkmaz’a teşekkür ediyorum” sözlerini kullandı.


BARÜ’de ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılacak
SİYASETE DİZAYN…
DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Yirminci yüzyılın sonlarında, Türk siyasetinin getirdiği ekonomik ve siyasi yıkımla birlikte, ortak akıl mı, dış güçler mi dersiniz, siyaset yeniden dizayn edilmeye başlandı…
Ekonomi, siyaset ve hukuk üçgeniyle halkın sosyo-ekonomik alanlarını kapatan iktidar, milli iradenin, halkın ve toplumun yanında duracağına bugün karşısına geçmiş durumda…
Ulusal ve uluslararası ekonomik sistemle uyuşmayan Cumhur İttifakı ekonomik sistemiyle bozulan sosyo-ekonomi, IMF-Dünya Bankası finansal sistemine bağlanarak, ABD tabanlı ekonomi, acı reçetelerle halkı vurmaya devam ediyor…
İktidar büyük kuruluşlara çeşitli finansal destekler sağlarken, gelir dağılımında halk yararına çözümler yerine, gelir azaltıcı önlemler, kararlar alındı…
Faiz, enflasyon ve fiyat artışlarıyla, büyük erozyona uğrayan çalışma hayatı ve emekli gelirleri, bırakın yerinde saymayı, hızla geri gitmeye devam ediyor…
İktidar, sosyo-ekonomideki kırılganlığı tedavi etmek yerine, piyasanın kendi fiyatlamasıyla gelir dengesini bozmasına, sessiz kalmaya devam ediyor…
Halkın taleplerini görmek yerine, ana muhalefet partisi CHP depremine benzin döken iktidar, CHP’de iki başlı yönetimin ortaya çıkmasında pay sahibi…
2028 yılı seçimlerine doğru siyasi yolda yaşanan siyasal gelişmeler, Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmeye başlandığını gösteriyor…
Türk siyasetine çeyrek asır milli irade sloganıyla damga vuran AKP, 2019 yılında Millet İttifakının ortak adayı, CHP İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu aday gösterince, adeta Türk siyasetinde deprem oldu…
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını, aynı dönemde iki seçimle kazanarak siyasi gücünü ortaya koydu…
AKP ve MHP’nin seçimlere itirazıyla, sahada kazanılan seçim masada kaybedilmiş oldu…
Yenileme seçimlerine, bu sefer CHP adayı olarak İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına adaylığını koyan Ekrem İmamoğlu, 13,700 farkla kazandığı ilk seçimi, ikinci defada 806 bin oy farkıyla yeniden kazanarak, Milli İradenin daha fazla gücünü arkasına almış oldu…
Siyaset Hukuk ve Ekonomi üçgeniyle kurulan baskı sistemi, milli iradede tahribat yaparken, iktidar gücü adına ana muhalefet partisinin parçalanışını izlemekte…
Ticari alanda sıklıkla kullanılan kayyım atamaları, iktidar gücü adına, siyasi alanı da kapsama alanına dahil etti…
Cumhur İttifakı, iktidara yakın gördüğü ana muhalefet belediyelerinin kirli çamaşırlarını, kayyım atamalarıyla, ortaya saçtı…
Siyasetin yeni kavramları Kayyım ve Mutlak Butlan gibi hukuki terimlerle, Kayyım atamalarıyla görevden alınan ana muhalefet belediye başkanlıkları, siyasi baskılarla birlikte, Cumhur İttifakına geçmiş oldu…
İktidarın desteğiyle, siyasi arınma adına, Ana Muhalefet Partisi CHP, iki başlı yönetim haline gelirken, bugün parçalanma yolunda…
Milli iradenin seçimini, iktidar gücüyle değiştiren siyasi irade, siyaseti, demokrasi ve siyasetle dizayn etmesi gerektiğini unutarak, siyaseti iktidar gücüyle dizayn etmeyi seçti…
Milli İrade, çizgisinden ayrılan siyaseti, ilk seçimlerde dizayn ederek, demokrasi çizgisine çekebilecek mi?
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…


