BARTIN 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Bartın’da düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Bartın Limanı’nda düzenlenen etkinliğe Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu, Belediye Başkanı Cemal Akın, Garnizon Komutanı Mehmet Erdemir, İl Emniyet Müdürü Mehmet Altınok, Liman Başkanı Hasan Özer, askeri personel, liman çalışanları ve denizciler katıldı. Vali Azizoğlu diğer protokol üyeleri deniz turu yaparak, deniz şehitleri ve gaziler anısına denize çelenk bırakıp çiçek attılar. Daha sonra yılın denizcisi ödülünü almaya hak kazanan denizcilere ödülleri verildi. Ödül töreninde, emektar denizcilerden Emin Fırıncıahmetoğlu ödülünü Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu, Rahmi Kibir’e Garnizon Komutanı Mehmet Erdemir, İlyas Dursun’a Belediye Başkanı Cemal Akın tarafından plaketleri verildi. Bartın Liman Başkanı Hasan Özer törende yaptığı konuşmada, “Hiçbir zaman denizin bir güç ve vatanın bütünlüğü içerisinde renginin mavi olan bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Deniz yetki alanlarımızı sahiplenmek, kaynaklarından yeteri kadar yararlanabilmek ve halkımızın denizi yüzmenin dışında daha fazla kullanmasını sağlamak gerekmektedir. Bu da halkımızın tekne sahibi olmasını sağlamakla mümkün olacaktır. Bunun içindir ki, gençlerimize çeşitli etkinliklerle denizi sevdirerek, onların iyi birer denizci olarak yetişmelerini sağlamak ve sektörde kalifiye eleman olarak istihdam etmek, büyük önem arz etmektedir. Tüm ulusumuzun ve denizcilik camiamızın 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını kutluyorum” dedi. Başkan Akın ise, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de denizcilik sektörünün önemine değinerek, “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı hem ırmak hem de deniz kenti olan, 56 kilometre uzunlukta bir sahile sahip Bartın için büyük önem arz etmektedir” dedi.


Bartın’da Kabotaj Bayramı Kutlandı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


