Bartın’da gerçeğini aratmayan afet tatbikatı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Ekim, 2024 20:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Bartın’da gerçeğini aratmayan afet tatbikatı

Bartın’da arama kurtarma ekiplerinden 23 kurum, STK’dan toplam 48 araç 216 personelin katıldığı deprem, yangın ve sel felaketlerine karşı gerçeğini aratmayan tatbikat gerçekleştirdi.

İl Afet Müdahale Planı kapsamında Bartın’ın Kozcağız Beldesi Şarköy Köyü Boğaz mevkisinde afet depremi yapıldı. Senaryo gereği baraj patlaması sonucu ırmağa düşen bir minibüsteki 2 kişiyi arama kurtarma çalışması ile tatbikata başlandı. Irmağa giren arama ekipleri, önce araçta mahsur kalan yaralıyı, ardından ise ırmağa düşerek ölen şahsın cenazesine ulaştı. Meydana gelen depremde yıkılan bir evde yangın da çıktığı ihbarı ile harekete geçen ekipler, önce başarılı bir şekilde alevleri söndürdü. Ardından ise enkaz altında kalan bir yaralıya ulaşarak, başarılı bir şekilde dışarıya çıkardı.

Gelen başka bir ihbar ile yıkılan bir binaya müdahale eden ekipler, içerideki ölü ve yaralılara kısa sürede ulaşarak, başarılı bir şekilde çıkardı. Son derece modern ve teknolojik cihazlar ile arama kurtarma köpeğinin de kullanıldığı tatbikatta, ölü ve yaralı olan kişiler ise gerçek insanlardan kullanıldı.

Deprem anında yaşanan feryat ve ağlamaların da canlandırıldığı tatbikatta ekipler, başarılı bir sınav verdi. 23 paydaş ile tatbikatın yapıldığını ifade eden Vali Nurtaç Arslan, “Deprem, yangın ve sel tatbikatı gerçekleştirdik. Doğal afetler, hem dünyamızın hem ülkemizin bir gerçeği. Önceliğimiz afetlere karşı tedbir almak. Ülke olarak bir çok afeti yaşadık. Bir takım tecrübeler kazandık. Her yıl düzenli olarak bu tatbikatları yapacağız. Tecrübelerden istifade ederek, afetlere hazırlıklı olmaya gayret edeceğiz. 216 personel 48 araçla gerçekleşen bir tatbikat. Her bir ayrıntısı düşünüldü. Her türlü teknolojiyi kullanarak, tecrübelerimizi de kullanarak, arkadaşlarımız gerçekçi bir tatbikat yaptılar”

“Tüm madenciler, arama kurtarma ekibi olarak yetiştirilecek”

Bartın Valisi Nurtaç Arslan, depremdeki arama kurtarma çalışmalarında büyük bir özveri ile başarılı olan madencilerin, yapılan bir protokolle arama kurtarma ekibi olarak yetiştirileceğini söyleyen Vali Arslan, “6 Şubat depreminden sonra da TTK ile bir ön yaptık. Amasra TTK’daki arkadaşlarla arama kurtarma birliği oluşturmayı düşündük. Sonrasında bu çalışma ulusal düzeye taşındı. AFAD başkanlığı ile TTK Genel müdürlüğü arasında bir protokol imzalandı. Çalışmalar devam ediyor. Bütün madencilerin arama, kurtarma ekibi olarak yetiştirilmesi yönünde çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay