BARTIN Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimine tepki gösterdi. 15 Temmuz gecesi milletin ve kurumların demokrasiye kasteden alçakça bir saldırıyı önlediklerini belirten oda yönetim kurulu Başkanı Cihat Çakır, “Halkımız sandığa ve demokrasiye sahip çıkmıştır. Darbe girişimi haberleri ortaya çıktığı gece, Birliğimiz ve Oda-Borsa camiası olarak tepkimizi ilk anda ortaya koyduk. Bu hain kalkışmanın başarısızlığa uğraması, Türk milletinin birlikte duruşu, kararlı tutumu ve demokrasiye sahip çıkma iradesiyle mümkün olmuştur. Ülkemizin bütün kurumlarının, siyasi partilerimizin, sivil toplumun, basın kuruluşlarımızın, demokrasiyi sahiplenmiş olmasından herkes büyük bir mutluluk duymalıdır. Demokrasi düşmanlarına karşı iktidarı ve muhalefetiyle siyasi partilerimizin ve siyasetçilerimizin gösterdiği birlik, beraberlik ve kararlı duruş, en büyük takdiri hak etmektedir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, Başbakanımız ve Meclisteki tüm siyasi partilerimizi, cunta heveslileri karşısındaki dik duruşlarından dolayı yürekten kutluyoruz. Gözü dönmüş darbecilerin saldırılarına büyük bir sebatla direnen, böylece Gazi unvanını bir kez daha hatırlatan Meclisimizle gurur duyuyoruz. Bu darbe girişimi karşısında direnen, tavır sergileyen herkese, başta kahraman emniyet görevlilerimize ve TSK’nın şerefli mensuplarına, gönül dolusu teşekkür ediyoruz. Onlara minnettarız. Ama en çok, darbecilerin silahları karşısında kahramanca direnen milletimizin azim ve cesaretiyle kıvanç duyuyoruz. Bizler, gücünü sandıktan, yetkiyi milletten almayan bir idare istemiyoruz. Ülkemiz için demokrasi dışında bir seçenek de görmüyoruz” dedi. “Demokrasi varsa hepimiz varız” Ordu içinde örgütlenmiş çetelerin tamamen ortaya çıkartılmasını ve adalet önünde hesap vermelerini isteyen Çakır şiöyle devam etti: “Hayatını kaybeden kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, kıymetli ailelerine sabırlar, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Milletimiz onları daima minnetle ve rahmetle anacaktır. Allah’a şükür milletimizin sağduyusu, feraseti, cesareti ve Allah’ın yardımıyla bu belayı, bu fitneyi durdurduk. Bu şerden, hem demokrasimizi, hem de birlik ve beraberliğimizi güçlendirerek çıktık. Hepimiz demokrasi konusunda toplumda sağlanan bu büyük mutabakatın değerini bilmeliyiz. Şimdi çok daha güçlü olmak, birbirimize daha fazla sarılmak, birbirimizi daha fazla sevmek zorundayız. Çünkü bizi biz yapan, bizi ayakta tutan, bizi millet yapan unsur budur. Ülkemizi kaosa sürüklemek isteyenlerin tuzağına düşmeyeceğiz. İş dünyası olarak daha fazla çalışma, üretme, istihdam sağlama zamanı diyoruz. Geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da TOBB ve 365 Oda-Borsa olarak demokrasiden, milletimizden, devletimizden yana olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin birliğine, kardeşliğimize ve demokrasimize karşı olanların da karşısına dikileceğiz. Özel sektör olarak, ülkemiz ve milletimiz için daha büyük bir azimle çalışacak ve Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ sözünü hep aklımızda tutarak; ülkemiz için durmadan çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Yeter ki birlik ve beraberliğimizin kıymetini aklımızdan çıkarmayarak omuz omuza verelim. Yeter ki birbirimizi sevelim, birbirimize inanıp, güvenelim. Bu vesileyle halkın iradesi dışında hiçbir iradeyi tanımayacağımızı, demokrasiden vazgeçmeyeceğimizi ve darbe girişimlerini kabul etmeyeceğimizi bir defa daha vurguluyoruz. Devletimiz ve ülkemiz var oldukça biz de varız. Demokrasi varsa hepimiz varız. Allah, ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmazsın.”


Bartın TSO’dan darbe girişimine tepki
Zonguldak’ta 18 yıllık cinayet davasında 4 sanık hakim karşısına çıktı
Zonguldak’ta 18 yıl önce kaybolan ve 2 sene sonra Ulutan Barajı’nda iskeleti bulunan şahsın ölümüyle ilgili davada 4 sanığın yargılanmasına başlandı.
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk celsesinde, sanıklardan birinin 18 yıllık sessizliğini bozarak yaptığı kan donduran itiraflar duruşmaya damga vurdu. Duruşmaya tutuklu sanıklar T.Y. ve K.A. ile başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. ve ev hapsindeki E.İ. katıldı. Öldürülen Ahmet Yılmaz’ın eski eşi D.D. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Hakkında müebbet hapis cezası istenen 4 sanıktan K.A. susma hakkını kullanırken, İ.E. ise suçlamalar ve aleyhindeki tanık beyanlarının husumet kaynaklı olduğunu öne sürerek reddetti.
“Arka koltukta boğarak öldürdü”
Olay gecesi aynı otomobilde bulunduğunu itiraf eden sanık T.Y., cinayet anını tüm detaylarıyla anlattı. Olay günü birlikte alkol aldıklarını ve öldürülen Ahmet Yılmaz’ın sonradan yanlarına geldiğini belirten T.Y., aracı kendisinin kullandığını ifade etti. Arka koltukta oturan ve 2018 yılında vefat eden B.İ. ile ön koltuktaki Ahmet Yılmaz arasında tartışma çıktığını aktaran T.Y., “B.İ. bir anda arkadan Ahmet’i boğmaya başladı. 18 yıldır vicdan yaptım, saklayamadım. B.İ., Ahmet’i boğunca panikle arabadan dışarı atladım. Sonra cesedi B.İ. bagajdan aldığı çuvala koyarak, atıl durumdaki bir kaçak ocağa bıraktı. Benim olayla başka bir ilgim olmadı, daha sonra Bursa’ya gittim” şeklinde konuştu.
“Kardeşinin üzerine atıp kurtulmaya çalışıyor”
Kendisinin sadece bir hurdacı olduğunu ve kamuoyunda yansıtıldığı gibi mafya olmadığını savunan sanık E.İ. ise, ortada bir cinayet olduğunu ve bunu kendisine B.İ.’nin anlattığını iddia etti. Ağabeyini korumak için 18 yıl boyunca sustuğunu belirten E.İ.’nin bu sözlerine maktulün eski eşi D.D. sert tepki gösterdi. E.İ. ile eski kocasının geçmişte birlikte hırsızlık yaptıklarını ve çalıntı malları paylaşamadıkları için aralarında husumet bulunduğunu ileri süren D.D., “Eşim, E.İ’yi emniyete şikayet etmekle tehdit ediyordu ve bu tartışmalardan kısa süre sonra kayboldu. Şimdi suçu ölmüş kardeşinin üstüne atıp kurtulmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
D.D. ayrıca, sanıklardan K.A.’nın geçmişte kendisine eski eşinin E.İ. ile baraja gittiğini ancak E.İ.’nin tek başına döndüğünü söylediğini belirterek, korktuğu için iki çocuğunu alıp şehri terk ettiğini söyledi.
İtirafçı geri adım attı
Duruşmada dinlenen 4 tanıktan biri olan C.M., cezaevinde E.İ. ile aynı koğuşu paylaştığını belirterek, maktul ile sanıklar arasında para mevzusundan doğan bir anlaşmazlık olduğunu iddia etti. C.M., hayatını kaybeden B.İ.’nin cezaevindeyken cinayeti ima eden söylemlerde bulunduğunu kaydetti.
Dosyanın yeniden açılmasını sağlayan kilit isimlerden olan itirafçı H.P. ise şaşırtıcı bir ifade vererek, soruşturma aşamasındaki beyanlarının bir kısmının duyumlara dayandığını söyledi. H.P., olayın kapatılmaması için duyduklarını bizzat yaşamış gibi kurgulayarak anlattığını, aslında cinayet anında orada olmadığını itiraf etti.
Mahkeme heyeti, bir sanığın savunmasının henüz alınmamış olması sebebiyle tutuklu sanıklar T.Y. ile K.A.’nın tutukluluk hallerinin ve E.İ.’nin ev hapsi kararının devamına hükmetti. Heyet, İ.E. hakkındaki adli kontrol şartını kaldırarak, hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi.


