Karabük Postası tarafından
27 Nisan, 2016 07:49 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Bartın TSO Başkanı Çakır: “KOBİLERİMİZE Dev Destek Fırsatı”

BARTIN Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Çakır, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından başlatılan KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı kapsamında orta-yüksek ve ileri teknoloji KOBİ'lerine 800 bin TL'ye, geleneksel imalat sanayi KOBİ'lerine 600 bin TL'ye kadar proje desteği verileceğini açıkladı. İşletmelerin fırsatlardan yaralanması gerektiğini belirten Çakır, “KOSGEB, ülkemiz plan programlarında belirlenen ve öncelikli olarak desteklenmesi gereken imalat sanayi için, yeni hazırlamış olduğu KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı kapsamında ilk proje teklif çağrısına çıkmıştır. Proje teklif çağrılarına, imalat sanayinin yüksek-orta yüksek ve düşük-orta düşük teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren işletmeler başvuruda bulunabilecekler” dedi. “KOSGEB, DEVLETİMİZİN VEREN ELİDİR” KOBİ’lerin uzun ömürlü olmasından yana olduklarını kaydeden Çakır, “KOBİ’lerin sağlıklı bir biçimde büyüyebilmesi, daha uzun ömürlü olabilmesi ve ekonomideki etkinliklerinin attırılabilmesi için özellikle yönetim becerilerinin ve kurumsal yetkinliklerinin geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. 300 bin TL geri ödemesiz, 500 bin TL geri ödemeli olmak üzere proje destek limiti 800 bin TL olan 'Orta-Yüksek ve Yüksek Teknoloji KOBİ'lerinde Kapasite Geliştirme' ve 200 bin TL geri ödemesiz, 400 bin TL geri ödemeli olmak üzere proje destek üst limiti 600 bin TL olan 'Geleneksel İmalat Sanayi KOBİ'lerinde Katma Değerin Arttırılması' projeleri teklif çağrısı ile KOBİ’lerimiz rekabet güçlerinin ve sağladıkları katma değerin yükseltebileceklerdir” diye konuştu. “6 MAYIS MÜRACAATLARIN SON GÜNÜ” Başvuru süreci ile ilgili bilgilendirmede de bulunan Çakır şöyle devam etti: “1 Nisan tarihinde başlayarak 6 Mayıs tarihinde sona erecek Destek programında gerekli kriterleri sağlayan firmaların projenin % 80 oranında KOSGEB tarafından destekleneceğini ayrıca belirtmek isterim. Son başvuru tarihi 6 Mayıs 2016 saat 23.59 olup, bu saatte sistem otomatik olarak kapanacağından sistemde yoğunluğa sebebiyet vermemek ve yoğunluk kaynaklı muhtemel mağduriyetlerin yaşanmaması adına başvuruların son güne bırakılmaması gerekir. KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı kapsamında ilan edilen proje teklif çağrılarına yönelik proje hazırlayan KOBİ’ler, kurul tarafından yapılan değerlendirmede destekleme kararı verilmesi durumunda destek alma hakkını kazanacaklardır. Proje teklif çağrıları için ülke genelinde imalat sanayinin bütün sektörleri proje başvurusunda bulunabilecek. Tanıma uyan tüm KOBİ’lerimizi proje hazırlayarak, destek programından yararlanmaya davet ediyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.