Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Eylül, 2023 20:48 tarihinde yayınlandı
0

Balık çeşidi az olunca fiyatlar yükseldi

DÜZCE (İHA) – Hava kuralları hasebiyle tekneler denize açılamadı. Tezgaha gelen balık çeşidi az olunca, fiyatlar da yükseldi.

Karadeniz’de balıkçı tekneleri hava kaideleri sebebiyle denize açılamadı. Tezgahlarda hamsi, istavrit ve mezgitin kilosu 200 liraya kadar yükseldi. Denize açılmaya başlayan tekneler bol çeşitlerle limana yanaşmaya başladı. Tezgahlarda balık çeşidi az olunca, fiyatlar da yükseldi. Bu çerçevede sarıkanadın kilosu 500 lira, toriğin kilosu ise 400 liradan satılmaya başlandı.

“Daha az bulununca fiyatlar arttı”

Daha az bulunan balıkların fiyatlarının artışta olduğunu belirten balıkçı Tuncay Kılıç, “Balıkçılar haklı olarak emeğinin karşılığını almak istiyor, o yüzden bu türlü birkaç gün denize çıkmadılar. Bakıldığında günümüzün en ucuz besini balık. Onlar da yalnızca emeğinin karşılığını alamadıkları için birkaç gün seslerini getirdiler. Hamsi 70 lira civarında, başka balıklar değerli. Sarıkanat 500 lira, torik 400 lira lakin onlar da zati farklı balık. Az oldukları için fiyatlar bu türlü yüksek. İlerleyen günlerde inşallah daha da aşağıya gelir” halinde konuştu.

“Seveni olunca getiriyoruz”

Tezgahta balık çeşidinin çok olduğunu tabir eden Kılıç, “Çeşit var. Denizde balık da var. O yüzden getiriyoruz o denli. Seven beşerler var, farklı balıkları isteyenler var. Zargana çıkmaya başladı. Tirsi çıkmaya başladı. Palamut tekrar tek tek oluyor, o yüzden sevenler için getiriyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin