Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon’da Kanuni Bulvarı-Değirmendere Bağlantı Yolu ve Değirmendere Tünelleri’nde incelemelerde bulundu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon Havalimanı’ndaki incelemelerinin ardından AK Parti Akçaabat 8. İlçe Kongresi’ne katıldı. Burada partililerle buluşan Bakan Uraloğlu, daha sonra Trabzon’da Kanuni Bulvarı-Değirmendere Bağlantı Yolu ve Değirmendere Tünelleri’nde incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Bakan Uraloğlu, “Şu anda Karadeniz Sahil Yolu ile Maçka yolu bağlantısını sağlayan ve 3 gidiş 3 geliş şeritli olmak üzere bin 970 metre çift tüp olarak projelendirilen Değirmendere Tüneli’nde bugüne kadar her iki tüpte kazı destekleme çalışmalarını tamamladık. Sağ tüpte nihai beton kaplama imalatını bitirdik. Sol tüpte ise 503 metre nihai beton kaplama imalatı yapılarak yüzde 26 gerçekleşme sağladık. Tünel girişinde yer alan ve Kaymaklı Mahallesi’nin bağlantısını sağlayacak aç kapa yapılarının da imalatlarına başladık. Kanuni Bulvarı Bağlantı Yolu’nu Trabzon-Maçka istikametindeki devlet yoluna bağlayacak Değirmendere Tüneli girişi üstgeçit köprüsünü de tamamladık” dedi.
Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki Yıldızlı Kavşağı’ndan başlayıp, Trabzon-Gümüşhane Devlet Yolu’na bağlantısı olacak Kanuni Bulvarı projesine entegrasyonunu sağlayacak Değirmendere Tünel hattının tamamlanmasıyla sahil yoluna bağlantı ve Değirmendere mevkisindeki trafiğin rahatlayacağını kaydeden Bakan Uraloğlu, 43,8 kilometrelik Güney Çevre Yolu’na da değindi. Bakan Uraloğlu, “Çalışmalar devam ederken bir yandan da kamulaştırma işlemlerimiz de sürüyor. Projeyle Karadeniz Sahil Yolu’nun Akçaabat-Arsin arasında kalan kesiminde şehir içi ve özellikle Sarp Sınır Kapısı’na giden ağır transit trafik birbirinden ayrılacak. Ulusal ve uluslararası trafiğin çevre yolu üzerinden hızlı ve kesintisiz ulaşımını tesis ederek, sahil kesimindeki yoğunluğun rahatlatılmasıyla kentte her yöne maksimum trafik erişilebilirliğini sağlayacağız. Araçların egzoz emisyonunu da azaltarak şehir geçişindeki hava kirliliğinin önüne geçeceğiz. Ayrıca Trabzon’un sanayi, ticaret ve
turizm faaliyetlerini artıracak proje ile bölgenin kalkınmasına katkı sunacağız” diye konuştu.


Bakan Uraloğlu, Kanuni Bulvarı-Değirmendere Bağlantı Yolu ve Değirmendere Tünelleri’nde incelemelerde bulundu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

