Karabük Postası tarafından
29 Haziran, 2021 12:09 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

“Bahattin Gazi Geleneksel Okçuluk İl Yarışması” düzenlendi

Türkiye Türk Okçuluk Federasyonu tarafından  Karabük’ün manevi mimarlarından “Bahattin Gazi” anısına  “Geleneksel Okçuluk İl Yarışması”  düzenlendi. Büyük Erkekler,Genç Erkekler,Büyük Bayanlar,Geç Bayanlar ve karma minikler olmak üzere 5 ayrı kategori de düzenlenen yarışmada sporcular dereceye girebilmek için kıyasıya yarıştı. Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu’nda gerçekleşen etkinliğe Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk,Türkiye Türk Okçuluk Federasyonu İl Temsilcisi Mustafa Yılmaz, Spor Hizmetleri Müdürü İsmail Özcan, Spor Hizmetleri Şube Müdürü Lokman Mollaoğulları ve sporcular katıldı. Geleneksel okçuluğun yüzyıllar boyunca Türklerin avlanmak, savaşmak, hatta haberleşmek için kullandıkları kadim kültürümüzün çok önemli bir parçası olduğunu ifade eden,Türkiye Türk Okçuluk Federasyonu İl Temsilcisi Mustafa Yılmaz; “Biz bu kadim kültürümüzü yaşatmak için gençlerimize Geleneksel okçuluğu tanıtmak,öğretmek,hem atış tekniklerini hem de kullandığımız malzemelerin yapımı ile ilgili bilgiler vermeye çalışıyoruz. Federasyonumuzun kuruluşundan sonra çok farklı alanlarda hem hedef okçuluğun hem menzil okçuluğun,darp okçuluğun farklı alanlarda çok güzel yapılıyor yapılmaya devam ediyor Sizlerle beraber bizlerde öğrenmeye ve gelişmeye devam ediyoruz.Atalarımız geleneksel okçuluğun gerçekten hem malzeme hem de atış tekniği anlamında zirveye çıkartmış,bizde bu zirveye çıkartılan okçuluk geleneğimizi tekrar eski şaşalı günlerine döndürmeye çalışacağız” dedi. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Federasyonun sürekli iş birliği içersinde olduğu ifade eden Gençlik ve Spor  İl Müdürü Coşkun Güven;”Son dönemde gençlerimizin,çocuklarımızın ilgiyle rağbet gösterdiği bir alan,Karabük Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak elliye yakın farklı branşta sportif faaliyetleri içersindeyiz.Özellikle geleneksel okçuluğumuzu Gençlik Merkezlerimizdeki,Genç Ofislerimizde gençlerimizle buluşturup buralarda bu sporun yapılmasına bizde katkı sağlamaya çalışıyoruz.Federasyonun ulusal düzeyde ilimizde ilk etkinlik oldu,inşallah bu organizasyon bir başlangıç olacak.Burada sporcularımızın sayısı giderek artmasına yönelik bizde üzerimize düşen görevi yapmaya çalışacağız” dedi İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk’ün açılış duasında sonra,İ Gençlik ve Spor l Müdürü Coşkun Güven başlama atışını yaptı.  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.