Bahar yorgunluğunu atlatmak için bunları yapın! - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
03 Mayıs, 2014 06:03 tarihinde yayınlandı
0
0

Bahar yorgunluğunu atlatmak için bunları yapın!

Bahar ayları, doğa ve metabolizmanın uyanışı kimileri için enerji kaynağı olurken kimileri için ciddi bir yorgunluk sebebi olabiliyor. Son günlerde sürekli uykulu, yorgun ve halsizseniz beslenme ve yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerle enerjinizi geri kazanabilirsiniz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sanem Apa bahar yorgunluğuyla başa çıkmanın püf noktalarını anlattı… Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın en önemli yolu iyi ve dengeli beslenmeden geçiyor. Bol bol su içmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, akşam öğünlerinde az yağlı, hafif beslenmek, kahve, çay, kola, kakao gibi kafeinli içeceklerden uzak durmak enerjinizi yerine getirecek. Az ama sık yiyin Beyin performansı için en önemli öğün olan kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Az az, sık sık yemek yemeği tercih edin. Sigara tüketiyorsanız C vitamini alımınızı içmeyen birine göre 2 kat daha fazla olacak şekilde ayarlayın. Beyaz rafine edilmiş besinler yerine tam buğday, çavdar, kepek gibi rafine edilmemiş tahılları tercih edebilirsiniz. Öğünlerinizin protein, karbonhidrat ve sebze açısından dengeli olmasına özen gösterin. Hayat tarzınızda değişiklik yapın Akşam yatmadan önce ve sabah kalkınca odanızı mutlaka havalandırın. Oksijen sizi daha enerjik kılabilir. Günde 7- 8 saat uyumanın önemini unutmayın. Haftada 3 gün açık havada yapacağınız tempolu yürüyüş hem kilo kontrolünü sağlar hem de yorgunluğa karşı korur. Ailenizle zaman geçirmek ve dostlarla sohbet rahatlatıcı etki gösterecektir. Sabahları ılık bir duş almak dinçleştirici bir etki yapar. Beslenmenize dikkat edin Günde 2.5- 3 litre su tüketmelisiniz. Bahar yorgunluğundan korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinlere beslenmenizde özellikle yer verin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirebilecek besinlerin başında prebiyotik yoğurtları sayabiliriz. Bitkisel çayları rahatlatıcı et

Bizi sosyal medyadan takip edin
w 3
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
30 Nisan, 2026 13:06 tarihinde yayınlandı
0
0

500 TL, 1000 TL VE 5000 TL LİK PARALARIN BASILMAMASININ ARDINDAKİ NEDENLER.

Türk Lirasının alım gücü daha ne kadar düşecek?
En büyük banknotumuzun alım gücüne bakın, neye yetiyor? İlkokul çocuğuna harçlık olarak veriyorsunuz, beğenmiyor.
Bazı nedenlerle ve inatla daha büyük banknotlar basılmıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 500 TL, 1000 TL, 5000 TL gibi daha büyük banknotları basmamasının nedeni;
* Yeni ve daha büyük bir banknotun piyasaya sürülmesi, halk nezdinde enflasyonun kalıcı olduğu ve paranın değer kaybının resmileştiği şeklinde algılanacağı endişesidir. Ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadele kararlılığını göstermek ve bu olumsuz psikolojik algıyı tetiklememek için mevcut 200 TL’lik sınırı korumayı tercih etmektedir.
* Büyük banknotların eksikliği, fiziksel olarak büyük miktarda nakit taşımanın zorluğu nedeniyle vatandaşları ve işletmeleri kredi kartı, FAST ve diğer dijital ödeme yöntemlerini kullanmaya yönlendirmektedir.
* Büyük kupürlü banknotlar, yüksek miktardaki paraların fiziksel olarak transferini ve saklanmasını kolaylaştırdığı için kara para aklama ve kayıt dışı faaliyetlerde kullanılma riski taşır. Mevcut yapının korunması, finansal işlemlerin şeffaflığını artırmayı hedefler.
* Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, banknot kupür değerlerinin teknik analizler ve ihtiyaçlar doğrultusunda belirlendiğini, bir ihtiyaç oluşması halinde gerekli kararların alınabileceğini ifade ediyor.

* Şu anki tabloya göre, tedavüldeki banknotların adet olarak yaklaşık %60’ını, değer olarak ise %87’sini en büyük kupür olan 200 TL oluşturmaktadır.

Bana göre, vatandaşdaki asıl algı ve eziklik şu; “En büyük paramız 200 TL. Onunla 1 kilo domates, 250 gram kıyma bile alamıyoruz.”
* Vatandaşı enflasyonun kalıcı olduğu algısına düşürmeyelim derken, dünyanın en değersiz parasını kullanma ezikliğini yaşatıyoruz.
* Kayıp kaçağı, kredi kartı kullanımını artırarak belli bir oranda kontrol altına alıyoruz. Fakat gözden kaçırdığımız önemli bir konu var. Kredi kartları alış verişlerinden kesilen yüzde 2.5 komisyon.
Ülkemizdeki bankaların yüzde 90’ının yabancı olduğunu düşündüğümüzde milyarlarca lira yurt dışına, ırmak misali akıyor.

Almanya’da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yüksek enflasyon ve aşırı arz nedeniyle paranın değeri düşmüş ve Almanlar, bir somun ekmeğin 201 milyon Mark’a çıktığı 1923 yılında ekmek almak için fırına el arabası ile para götürür hale gelmişlerdi.

Adamlara ders olmuş ki, şimdi dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri oldular.

Bu gidişat hiç iç açıcı değil. Aman! Allah korusun! Almanların 2. Dünya savaşındaki durumuna düşmeyelim.

Paramız hiç bu kadar değersiz olmamıştı.
200 TL, piyasaya ilk olarak 1 Ocak 2009’da sürülmüştü. Piyasaya çıktığında dolar kuru 1.52 idi. Yani 200 TL 131 dolara karşılık geliyordu. Şimdi ise 200 TL 4.4 dolara tekabül ediyor.
TL deki erime maalesef her geçen gün hızla artıyor.

10 yıl önce D segment lüks bir otomobil 60-70 bin TL ye alınabiliyordu. Şimdi 6-7 milyon TL

bir ülke ekonomisi ne kadar verimli, güvenli ve ihracat odaklı olursa, para birimi de döviz karşısında o kadar değerlenir.

Daha büyük paralar basmayacaksanız, söyleyin, el arabalarını hazır edelim.

İlyas Erbay