Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Mart, 2024 00:24 tarihinde yayınlandı
0

Azeri öğrencinin Türkiye’de büyük başarısı

Yeni doğan bebeklerde nadir görülen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan hastalıkların tespiti amacıyla topuktan kan alınarak yapılan sağlık taramasının daha hızlı, doğru ve maliyetsiz gerçekleştirilebilmesi için yürütülen çalışmalara Azeri öğrenci Javid Guluyev’in Türkiye’de geliştirdiği hızlı tanı kiti proje fikri umut oldu

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Fen Fakültesi Molüker Biyoloji ve Genetik bölümü 4. sınıf öğrencisi Javid Guluyev’in yenidoğan bebeklerde topuk kanı taramasında kullanılacak hızlı tanı kiti projesi, 16 kategoride yarışmaların gerçekleştirildiği Hitit Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Festivali Fikir Kategorisinde birinci oldu. BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Rizvan İmamoğlu’nun danışmanlığında Azerbaycanlı öğrenci Javid Guluyev tarafından geliştirilen “Yeni Doğanlarda Topuk Kanı Taramasında Fenilketonürinin CRISPR-Cas9 İle Hızlı Tanısı” başlıklı proje ile yenidoğan bebeklerde topuk kanı taramasından tespit edilen kalıtsal fenilketonüri hastalığının erken dönemde teşhisi hedefleniyor. Tedavi edilmediğinde gelişim geriliği oluşturabilen kalıtsal metabolik bir hastalık olan fenilketonürinin tespiti, CRISPR-Cas9 gen teknolojisi ile yapılabilecek. Genetik bileşene sahip birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılabilen CRISPR-Cas9 teknolojisi hızlı tanı kitine uyarlanarak hastalıkların doğumdan itibaren doğru, hızlı ve etkin bir şekilde teşhis edilmesi sağlanacak. Ayrıca üretilecek tanı kiti ile daha hızlı ve doğru sonuçların elde edileceği testler daha az maliyetle de yapılabilecek.

Fenilketonüri hastalığı ve bu hastalığın hızlı ve doğru tespitini öngören projeyi anlatan Guluyev, “Bu çalışmayla doğrudan, hızlı, maliyeti düşük bir şekilde, yeni doğan bebeklerden topu kanı tarama testleri gerçekleştirilebilecektir. Tanı kitinin daha da geliştirilebilmesi ve piyasaya sürülebilmesi için ilerlemek istiyoruz. Bu yönde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Başarısı nedeniyle öğrenciyi tebrik eden BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, “Bilim ve teknoloji temelinde katma değeri yüksek ürün ve hizmetler geliştirmek istiyoruz. Proje kültürünün tüm bileşenlerimizce bir pratiğe dönüşmesi için yoğun çalışmalar yürütüyor, ödüllendirilen öğrenci projelerimizle gelecek adına daha motive oluyoruz. Bu noktada geliştirdiği projesiyle birinci olan öğrencimiz Javid Guluyev ile danışmanlığını yapan Dr. Öğr. Üyesi Rizvan İmamoğlu’nu tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Bu düşüncelerle nitelikli bireyler yetiştirme noktasındaki gayretleri için Fen Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Bülent Karakaş ile akademik ve idari insan kaynağımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sww
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
09 Haziran, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BİRİ ŞU DENSİZE HADDİNİ BİLDİRSİN ARTIK, BU KAÇINCI ?

Tom Barrack, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Özel Temsilcisi olarak yaptığı açıklamada; Türkiye, Irak ve Suriye’yi Orta Doğu’nun istikrarı için dengelenmesi gereken ortak bir stratejik eksen olarak nitelendirdi. Bizi, kurumsal devlet yapısı kırılgan ve istikrarsız durumdaki Irak ve Suriye ile aynı kefeye koydu.

Donald Trump tarafından hem Ankara Büyükelçiliği hem de Suriye-Irak Özel Temsilciliği görevine getirilen Tom Barrack, yaptığı bölge değerlendirmesinde aynen şu ifadeleri kullandı; “Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu’da kalıcı bir istikrarın üzerinde dönmesi gereken stratejik bir eksendir. Bu üç ulusu dengelemek, aşiret, din veya mezhep farklılıklarını aşan tek ve istikrarlı bir Amerikan temas ve kaldıraç noktası gerektirir.”

Bu hadsiz sefir Türkiye’yi, uzun yıllardır devam eden iç savaşlar ve otorite boşlukları nedeniyle “başarısız devlet” (failed state) olarak nitelendirilen Irak ve Suriye ile aynı kırılganlık seviyesinde görüyor.

Sefir efendinin, üç ülkeyi de “ABD tarafından dışarıdan dengelenmesi ve kaldıraçla yönetilmesi gereken aktörler” olarak tanımlaması, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve bölgedeki merkezi gücüne yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu açıklama, Ankara’nın son 20 yıldır bölgede geliştirdiği bağımsız oyun kurucu tezini çöpe atmayı hedefleyen yeni bir ABD dizaynıdır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, göreve başladığı Mayıs 2025’ten bu yana, özellikle Türkiye’nin yönetim yapısı, Ortadoğu politikaları ve egemenlik haklarına yönelik diplomatik teamülleri zorlayan açıklamaları nedeniyle kamuoyunda ve siyasette çok sert tepkilere neden oldu.

Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, büyük elçinin her densiz açıklamasından sonra, gazetemdeki köşemden en sert ifadelerle tepkimi ortaya koydum. Kendisi ilgili benim kadar yazan sanırım yoktur.

Büyükelçinin Türkiye’de infial yaratan ve muhalefet liderleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından “Sömürge Valisi” gibi davranmakla suçlanmasına yol açan en kritik açıklamalarını hatırlatmakta yarar var;

1. Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “Monarşi ve Güçlü Liderlik” Açıklaması (Nisan 2026)
Nisan 2026’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma, görev süresi boyunca aldığı en büyük tepkiyi doğurmuştu. Barrack, Ortadoğu’da ayakta kalabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı ve “güçlü liderlik rejimleri” (otoriter yönetimler) olduğunu savunmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve cumhuriyetçi değerlerini hedef aldığı gerekçesiyle siyasi partilerden çok sert yanıtlar gelmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette monarşinin övülmesini “hadsizlik” olarak nitelendirmiş ve Barrack’ın derhal “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesi gerektiğini belirtmişti. SOL Parti, Saadet Partisi ve BTP gibi partiler de açıklamayı Türkiye’ye rejim biçme ve iç işlerine müdahale olarak yorumlamıştı.

2. “Erdoğan’a Meşruiyeti Biz Verdik” İddiası (Nisan 2026)
Yine aynı dönemde, Türkiye’deki mevcut yönetimin meşruiyet zeminine ilişkin üstü kapalı ve yönlendirici ifadeleri Ankara’da büyük bir diplomatik kriz yaratmıştı. Siyasi çevreler bu sözleri, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine ve ulusal egemenliğine doğrudan bir müdahalesi olarak yorumlamıştı. Barrack gelen tepkiler üzerine bu sözlerini özür dilemek yerine, “on yıllara dayanan gözlemlerine” bağlayarak savunmaya çalışmıştı.

3. “Hazar’dan Akdeniz’e Bölgesel Uyum” ve SDG Ortaklığı Açıklamaları (Kasım 2025)
Barrack, Suriye Özel Temsilciliği görevinin de etkisiyle, ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu SDG ile olan ortaklığını savunmuş ve “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” diyerek bölge haritası ve sınır güvenliği üzerinden tartışmalı mesajlar vermişti. Türkiye’nin sınır güvenliğini ve üniter yapısını tehdit eden bu projeksiyonlar, emekli askerler ve ulusalcı platformlar tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştı.

4. “Türk Askerinin Gazze’de Olması En Parlak Fikir” Çıkışı (Aralık 2025)
Aralık 2025’te katıldığı bir yayında, Ortadoğu’daki sıcak çatışma bölgelerine yönelik konuşurken “Türk askerinin Gazze’de olmasının en parlak fikir” olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklama, Türk askerini ABD ve Batı çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’daki ateş çemberine sürmeye yönelik bir “diplomatik dayatma ve yönlendirme” olarak görülmüş, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı.

Tom Barrack’ın diplomatik sınırları aşan bu tarz hamleleri son olarak Mayıs 2026’da Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolara neden olmuştu. Siyasi parti temsilcileri ve emekli komutanların katıldığı eylemlerde, Barrack’ın Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği vurgulanarak “Ya evine dön ya da Suriye’ye git” sloganları atılmıştı.

Sefir efendi, tepki çeken açıklamalarından sonra, kurnazca, Cumhur Başkanı Erdoğanı ve icraatlarını öven açıklamalarda da bulunuyor.
Türkiye’nin bölgesinde büyük bir güç olduğunu, bulaşılacak bir ülke olmadığını sık sık vurguluyor.
Bunlara bakarak haddini aşan ifadelerini görmezden gelemeyiz.
Büyük elçilerin görev tanımlamaları bellidir.

Bana göre çoktan geldiği yere gönderilmeliydi.
“Persona non grata” kararı alma yetkisi tamamen Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesindedir.
Göndermediklerine göre vardır bir bildikleri!

İlyas Erbay