Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Nisan, 2019 14:39 tarihinde yayınlandı
0

Aynı kaderi paylaştığı oğluyla yan yana defnedildi 

Karabük’te Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle geçen hafta oğlunu kaybeden anne Kadriye Kadriye Kader’de (59) aynı kaderi yaşayarak son yolculuğuna uğurlandı.
Karabük’e bağlı Zobran köyünde, hayvan besiciliği ile uğraşan Kadriye Kader (59), yüksek ateş nedeniyle Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan tetkiklerde 59 yaşındaki kadının Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalandığı anlaşıldı. Tedavi altına alındıktan sonra dün sabah saatlerinde sağlık durumu ağırlaşan Kader yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kadriye Kader’in cenazesi Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinin morgundan alınarak Horasanlı Camisi’ne getirildi. 59 yaşındaki kadının cenazesi öğle namazını müteakip İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından 1 hafta önce KKKA’dan ölen oğlunun mezarı yanında toprağa defnedilerek son yolculuğuna uğurlandı.
OĞLU DA KKKA’DAN HAYATINI KAYBETMİŞTİ
Kadriye Kader’in oğlu Yücel Kader de geçtiğimiz hafta pazar günü Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Kadriye Kader’in 7 aylık torunu olan Hamza’nın ise KKKA’dan Ankara’da tedavisi sürüyor.
“EŞİ VE OĞLU AYAKTA DURMAKTA ZORLANDI”
59 yaşında hayatını kaybeden Kadriye Kader’in eşi ve oğlu defin sırasında ayakta durmakta güçlük yaşarken yakınları tarafından teselli edildi.
Cenaze namazına Karabük Valisi Fuat Gürel, İl Emniyet Müdürü Sırrı Tuğ, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Mustafa Kuraş, kurum müdürleri, Kadriye Kader’in yakınları ve çok sayıda kişi katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin