Ayder Yaylası’ndan kar manzaraları - Karabük Haber Postası
ayder yaylasindan kar manzaralari IOdlpbW9
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Kasım, 2024 12:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Ayder Yaylası’ndan kar manzaraları

Rize’nin Ayder Yaylası’nda kar yağışının son bulmasıyla muhteşem manzaralar ortaya çıktı.

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı dünyaca ünlü turizm merkezlerinden Ayder Yaylası’nda bir haftadır etkili olan kar yağışı sona erdi. Yağışın sona ermesi ile görüş mesafesi açıldı. Gelin tülü gibi kar ile örtülmüş çam ağaçları, karlı tepeler, karların arasından akan dereler vatandaşların cep telefonlarıyla çektiği fotoğraflara konu oldu. Bazı vatandaşlar ise kar yağışının son bulmasını fırsat bilerek naylon poşetler ile festival alanında kayarak alanı kayak pistine çevirdi. Eğlenceli dakikalar geçiren vatandaşlar kayın tadını doyasıya çıkardı.

Antalya’nın sıcağından Ayder’in soğuğuna geldiğini ancak herkese de tavsiye ettiğini dile getiren Haluk Onur Kılıç isimli turist “Antalya’dan geliyorum. Ayder çok güzel. Antalya’nın sıcağından sonra burası tabi bize biraz soğuk geldi. Herkese bu mevsimde gelmesini tavsiye ediyorum” dedi.

Kadir Kurkut isimli turizmci ise daha güzel bir yaz sezonu geçirebilmek için kış sezonunda renkli geçmesi gerektiğini, bu yıl karın erken yağmasının da buna ön ayak olduğunu dile getirerek “Antalya’dan misafirlerimiz var. Bu güzelliği göstermek adına misafirlerimizi buraya getirdim. Geçen yıllarda kar biraz gecikmeli oluyordu. Bu durumda bizi üzüyordu. Sonrasında daha güzel yazları yaşamak adına, bu ortamı da yaşamamız gerekiyor. Kar bu yıl erken geldi. Devamını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay